Tom yavaşlamamı söyledi.Tom told me to slow down.
Tom biraz yavaş olabilir ama o aptal değildir.Tom may be a little slow, but he isn't stupid.
Yavaş ye. Yemeğinin tadını çıkar.Eat slowly. Savor your food.
Lütfen daha yavaş konuş.Speak more slowly, please.
Görüşmeler çok yavaş ilerliyor.Negotiations are proceeding very slowly.
Keşke yavaşlasan.I wish you'd slow down.
Biraz daha yavaş sürersen muhtemelen daha güvenli olur.If you would drive a little bit slower, it would probably be safer.
Bunu yavaşça götüreceğiz.We'll take this nice and easy.
Tom'un nabzı yavaş.Tom's pulse is slow.
Tom yavaşça gözlerini kapattı.Tom slowly closed his eyes.
Bir şey bilgisayarımı yavaşlatıyor.Something is slowing down my computer.
Tom sokakta yavaş yavaş yürüyor.Tom is walking down the street slowly.
Lütfen daha yavaş sür.Please drive slower.
Biraz yavaşlar mısın?Can you slow down a little?
Tom, biraz yavaşlayabilir misin?Tom, can you slow down a little?
Mary, biraz yavaşlar mısın?Mary, can you slow down a little?
Beyler biraz yavaşlar mısınız?Guys, can you slow down a little?
Tom yavaşça merdivenlerden çıktı.Tom slowly walked up the stairs.
Tom yavaşça odaya bakındı.Tom slowly looked around the room.
Tom kapıyı açmak için yavaşça itti.Tom slowly pushed open the door.
Tom yavaşça kapı topuzunu döndürdü.Tom turned the doorknob slowly.
Görüşmeler yavaşça ilerledi.The negotiations progressed slowly.
Yavaşça yürürüm ama asla geriye yürümem.I walk slowly, but I never walk backward.
Yaşlı askerler asla ölmezler, onlar sadece yavaş yavaş ortadan kaybolurlar.Old soldiers never die, they just fade away.
Onlar yavaş yavaş Tom'a yaklaştı.They slowly approached Tom.
Tom'a doğru yavaş yavaş yürüdüler.They walked slowly towards Tom.
Hey, yavaşla!Hey, slow down!
Umudunu yavaş yavaş kaybediyordu.She was surrendering to despair slowly.
Bu olay yavaş yavaş anlaşılıyor.This phenomenon is being understood slowly.
Uyku eksikliği yavaş yavaş sağlığı etkileyebilir.Lack of sleep can gradually affect health.
Çince karakterleri çok yavaş yazarım.I write Chinese characters very slowly.
Üzgünüm, anlamıyorum. Bunu biraz daha yavaşça tekrar edebilir misiniz?I'm sorry, I do not understand. Can you repeat it a little slower?
Hayalet yavaş yavaş, ciddi, sessizce yaklaştı.The Phantom slowly, gravely, silently, approached.
Tom yavaşladı ve yolun kenarına çekti.Tom slowed down and pulled over to the side of the road.
Tom ve Mary yavaş yavaş Fransızca konuşuyordu.Tom and Mary were speaking softly in French.
Tom masanın arkasından yavaşça kalktı.Tom rose slowly from behind his desk.
Araba yavaşladı.The car slowed down.
Yavaş bir gün geçirdik.We had a slow day.
Yavaş bir gün oldu.It's been a slow day.
Tom kapıyı yavaşça ama sıkı bir biçimde kapattı.Tom shut the door gently but firmly.
Kapı yavaşça kapandı.The door closed slowly.
Tom şarabını yavaşça yudumladı.Tom sipped his wine slowly.
Yavaşlaman gerekebilir diye düşünüyorum.I think you might need to slow down.
Yavaşlamamız gerekmiyor mu?Shouldn't we slow down?
Tom yavaşça çekildi.Tom slowly retreated.
Tom yavaşça geri çekildi.Tom slowly drew back.
Daha yavaş yemen gerekir.You should eat slower.
Biz yavaş yavaş sona yaklaşıyoruz.We're slowly nearing the end.
Tom çok yavaş çalışır.Tom works very slowly.
Tom yavaş konuştu.Tom spoke slowly.
Neden yavaşlıyoruz?Why are we slowing down?
Belki yavaşlamam gerekiyor.Maybe I should slow down.
O, gözlerini yavaşça açtı.She slowly opened her eyes.
Adam gözlerini yavaşça açtı ve kadın onu öptü.He slowly opened his eyes, and then she kissed him.
Tom yavaşça gözlerini açtı ve ardından Mary onu öptü.Tom slowly opened his eyes, and then Mary kissed him.
Bu beni yavaşlatacak ama beni durdurmayacak.It's going to slow me down, but it's not going to stop me.
Yavaşça onlara doğru yürüdük.We walked slowly towards them.
Ona doğru yavaşça yürüdüler.They walked slowly towards him.
Onları yavaşlatamam.I can't get them to slow down.
Onu yavaşlatamam.I can't get him to slow down.