Ama bu süreç, diğer Doğu Bloku ülkelerine göre daha yavaş işliyordu.このルールはその他のオーストラリアの植民地にすばやく広がった。
Yavaş ve zor bir dans türüdür.ゆっくりとした優美な舞。
Zaman ve uzayı yavaşça yok etmektedirler.人とテンポが少しずれている。
Yavaşaryan babası kadar başarılı olmaya kararlıydı.有名な父親を持ったことで苦労もした。
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.カクテルグラスに注ぐ。
Otomobilin icadından sonra fayton yavaş yavaş bırakıldı, büyük şehirlerde neredeyse tamamen ortadan kalktı.石炭産業は衰退し、ほとんど完全に消失した。
Ama bu uyuşturucu onu yavaşça öldürmektedir.しかしそれは彼女の体を徐々に蝕んでいってしまう。
Fakat onunla birlikte, artık şiir yerini yavaş yavaş nesire bırakmaya başladı.物語が進むに連れ、あきらとは徐々に打ち解けていった。
Fazla boylanmaz ve yavaş büyür.寿命が長く、非常にゆっくりと成長する。
Ancak, öldürme taktiği her zaman devam etti yavaş yavaş genişletildi.スケール志向が広まるにつれ徐々に廃れていった。
Hanneman verdiği demeçte "Reign in Blood'a yetişemeyeceğimizi biliyoruduk, bu yüzden yavaşlamamız gerekti.これに関してJeffは「『Reign in Blood』を越えることができないのは分かっていた。
Yavaş yavaş ölüyormuşum gibi hissediyorum.死ぬほど淋しいところだと聞いている。
Ülkenin orman varlığı yavaş da olsa artmaktadır.しかも魔の森は今でもゆっくりと拡大しつづけている。
Dört bacağı üzerinde yürür ve yavaş hareket eder.4足歩行で移動し、踏んでも甲羅に潜らない。
Ancak rakip Sovyet uçaklarından daha yavaş olması nedeniyle proje iptal edildi.ソビエト海軍が航空母艦の整備に消極的だったため計画中止となった。
Dans yavaş adımlarla başlar, bir süre sonra hızlanır.ほとんどのダンスは最初はゆっくりで、徐々にスピードが上がっていく。
Biraz pişince çorba karıştırılarak mısır unu elle yavaş yavaş ilave edilir.少量のスープを振りかけると混ぜやすい。
Nüfus artışı dururken, ekonomik büyüme yavaşladı.しかし、人口の増加がほとんどなかったので、経済は停滞した。
17. yüzyılda şehrin ticareti yavaş yavaş artmaya başladı ve nüfus büyüdü.17巻の時点では復興もかなり進み、人口も増えていた。
Kış uykusuna yatmazlar ama hareketleri çok yavaşlar.冬は厳しくはないが、急激に冷えることもある。
Solucan birkaç haftanın ardından bir çubuğa dolandırılarak yavaşça çıkarılabilir.ギニア虫は棒に巻きつけゆっくり数週間かけ取り除くことができる。
Öğrenirken hatasız ve yavaş çalışmak esastır(değişmez kuraldır).酒は弱く、時折身に覚えの無い(武者頑駄無真悪参時代のものと推測される)記憶に悩まされている。
Morfinizme bağlı olayların meydana gelişi genellikle yavaştır.症状の進行 慢性疾患であり通常は進行は遅い。
Mekanizmanın hızını yavaş olan adım belirler.ここでは敵ミサイルの速度が早くなる。
Yavaş yavaş onun gerçekten bir hayalet olduğunu anlarız.通い詰めていると実は幽霊だったという演出がある。
İlk satışlar yavaştı.発売当初の売れ行きは低調であった。
Yavaş yavaş filmler gösterime girmeye başlar.スピードをはじめとするさまざまな映画に登場する。
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.一方でネロの治世は徐々に歪み始めていった。
Kreditler geçerken oyun yavaş yavaş silinir.ゲームが進むに連れて手段は徐々にエスカレートしていく。
Annem yavaş konuşur.母はゆっくり話す。
Tom yavaş okuyor.トムは読むのが遅い。
Diğer deneylerde ise kurbağaların yavaşça ısıtılan sudan kaçmaya çalışmadıkları sonucuna varıldı.其他的实验表明,青蛙并没有试图跳出逐渐加热的水中。
Charles’ın konuşma gelişmesi de yavaş oldu.查尔斯的语言表达能力发育亦迟缓。
Ama bazı düşük çaplı I486 modelleri 386s'ların en hızlı halinden daha yavaştırlar özellikle 'SX' i486s'lar.然而,有些低等級的i486實際上會比最高速的386還要慢,這在i486 SX型會格外的明顯。
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.饮用时慢慢倾斜将酒倒入杯中。
Şiiri yaratma, yavaşça ara.著學詩詳說,用力至勤。
Dahası birçok karşı taarruz ve geniş mayın tarlaları piyadenin ileri harekâtını yavaşlattı.此外,眾多的反擊及廣泛的地雷區亦放慢步兵的前進速度。
Ayrıca, libarteryenler tarafından sivil hakların yavaşça yok oluşununa dikkat çekme amaçlı kullanıldı.它也被自由主义者用以警告公民权利被缓慢侵蚀。
Büyük veya sonsuz varyans yakınsamayı daha yavaş kılacaktır, fakat büyük sayılar yasası hala geçerlidir.很大或者无穷大的方差会使其收敛得緩慢一些,但大数定律仍然成立。
Aynı zamanda bir Tazmanya canavarı hayatı boyunca yavaşça büyüyen tek bir takım dişe sahiptir.袋獾一生之中只有一副會慢慢長大的牙齒。
Bu durumda kalp atışı çok hızlı, çok yavaş, düzensiz ya da normal olabilir.心悸時,心跳可能過快、過慢、不規則、或是以正常速度跳動。
Genel olarak, kaliş tortulaşması yavaş bir süreçtir.但是要注意,衰落是缓慢的过程。
Örneğin, bazı yavaş bulaşıcılar sadece kendilerini kopyaladıklarında dosyalara tutunurlar.例如,有些慢速感染者只有在其它檔案被拷貝時才會進行感染。
Kız çocuk isimleri daha yavaş değişir.纵观古今,名字的变化比较小。
Üzerinde çok yavaş çalışıyorum ama şu ana kadar yaptığım her şeyi beğendim.我已经在制作中了,虽然真的很慢,但是我对我做的所有都感到很满意。
Solucan birkaç haftanın ardından bir çubuğa dolandırılarak yavaşça çıkarılabilir.线虫可用小棍花数周时间缓慢卷出。
Dizi üzerinde çalışırken Larry ve Steve karakterleri yavaşça Peter ve Brian karakterlerine dönüştü.拉里和他的狗史蒂夫渐渐变成彼得和布赖恩。
Hanneman verdiği demeçte "Reign in Blood'a yetişemeyeceğimizi biliyoruduk, bu yüzden yavaşlamamız gerekti.傑夫表示:「我們知道我們不可能超越《血之王朝》,所以我們必須減慢節奏。
Yavaşça acele et!即心寬慢。
Resimler yavaş yavaş hareket etmektedirler.剧情进展缓慢。
Yerleşik virüsler, bazen hızlı bulaşıcılar ve yavaş bulaşıcılar olmak üzere alt kategorileri ayrılabilirler.常駐型病毒有時會被區分成快速感染者和慢速感染者。
Daily Mail için yazan Adrian Thrills'e şarkıdan "yavaş ve boğucu" olarak bahsetti.《每日邮报》的阿德里安·特里尔斯(Adrian Thrills)称这首歌是「慢而迷人的」。
Yavaşaryan babası kadar başarılı olmaya kararlıydı.高澄像他父亲高欢一样敬重高澄。
Hareketleri oldukça yavaştır.他们的进度很慢。
Yedi gece boyunca, tam bir saat sürecek yavaşlıkla yaşlı adamın odasının kapısını açarak deneme yapar.连续七个夜晚,叙述者打开了老人的房门,这个过程花了他整整一小时。
Onu yavaş yavaş takıma sokmak istiyorum.他们攻击它的慢节奏。
9-10 yaş arası oldukça yavaş çoğalırlar.09年至10年的使用人數更持續下降。
Kasırga, yavaşça batı - kuzeybatı yönüne doğru hareket etmeye başladı.在此期间,风暴开始加速向西北偏西方向前进。
Yavaşlığı nedeniyle Güneş hâlâ parlamaktadır, biraz daha hızlı olsa, hirdojen yakıtını çoktan bitirmiş olurdu.由於反應是如此的緩慢,因此太陽迄今仍能閃耀著,如果反應稍為快速些,太陽早就已經耗盡燃料了。
Koku moleküllerinin suya daha yavaş nüfuz etmesi nedeniyle, koku alma duyusu da az etkindir.因此濕性耳垢體質的人比較容易有狐臭。