Ana içeriğe geç
Sözlük

yavaş ile cümle

yavaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Besteleri genellikle uzun ve yavaştır.Kappaleet ovat pitkiä ja osittain hitaita.
1987 yılına kadar program yavaş ilerleyerek devam etti.Päätoiminen rakentaminen jatkui vuoteen 1987.
Belli bir süre sonra aralarındaki buzlar erimeye başlar ve yavaş yavaş birbirlerini tanımaya başlarlar.Niin vahva, että heidän henkilöllisyytensä alkavat hiljalleen sekoittua keskenään.
Bu son öykü Slow Learner (Yavaş Öğrenen) (1984) adlı kitabı içinde yer alır.Pynchon on julkaissut myös novellikokoelman Slow Learner (1984).
Burada her şey yavaş yavaş aydınlanmaya başlar.Lampi on kasvamassa vähitellen umpeen.
Ancak taarruz kentin merkez kesiminde yavaş gelişti.Pientaloalueet levittäytyivät vähitellen kaupungin reunoilla.
Kız yavaşça yürüdü.Tyttö käveli hitaasti.
Benim nabzım yavaş.Pulssini on hidas.
Daha yavaş konuşun.Puhukaa hitaammin.
Üzerinde çok yavaş çalışıyorum ama şu ana kadar yaptığım her şeyi beğendim.Ξεκίνησα να εργάζομαι λίγο αργά, αλλά αγαπώ και μ' αρέσουν όλα όσα έχω κάνει μέχρι τώρα.
Ülke ekonomisi böylece yavaş yavaş büyümeye başladı.Έτσι, η οικονομία της χώρας προχωρά με αργό ρυθμό.
Lakin bu süreç çok yavaş işliyordu.Αυτή η διαδικασία, όμως, είναι ιδιαίτερα αργή.
Maddeler, -196 °C ısıda bir araya getirilir ve kontrollü bir tepkime elde etmek için yavaşça ısıtılır.Τα συνδυάζουν σε θερμοκρασία 77K (-196°C) και το θερμαίνουν σιγα σιγά μέχρι να δημιουργηθεί η αντίδραση.
Yüksek sesle sloganımızı haykıralım, Yavaşlatmadan bizi hiçbir şey!Ας φωνάξουμε δυνατά το σύνθημά μας τίποτα δεν μπορεί να μας αμαυρώσει.
Kullanıcılarla iletişim yavaş ilerliyor.Συνεχής ενημέρωση των χρηστών.
Tarih, gelecek yüzyıl boyunca Trakyanın oldukça yavaş ama kalıcı bir Roma eyaletine dönüşmesine şahit oldu.Τον επόμενο ενάμισι αιώνα έγινε η μετεξέλιξη της Θράκης σε μόνιμο υποτελές Ρωμαϊκό κράτος.
Not 9: Yazılım patentleri sebebiyle, MP3 biçimine özgür yazılım desteği yavaşladı.Παρόλους τους περιορισμούς λόγω ευρεσιτεχνιών, η ύπαρξη της μορφής MP3 συνεχίζεται.
Glikasyon adı verilen bu reaksiyon pek çok enzimi ya yavaşlatır ya da tamamen durdurur.Η αντίδραση αυτή (glycation) μειώνει ή καταστρέφει την λειτουργία πολλών ενζύμων.
Tepkimeler stromada geçer ve yavaştır.Τα φτεροκοπήματα είναι αργά και ρυθμικά.
Gruba göre, şarkının ilk versiyonları çok yavaştı.Αξιοσημείωτα, το πρώτο ρεφρέν του τραγουδιού έχει ελάχιστα επιμηκυνθεί.
Yavaş ısınma.Δήμος Θέρμου.
No.1 & Edanur Yavaş Depresyon Feat.Περμαλόι: νικέλιο + σίδηρος + λανθάνιο.
1997 yılından bu yana TDK yavaş yavaş kompakt kaset üretiminden çekilmiştir.Μετά το 1995 σταδιακά σταματά η παραγωγή του καπνού.
Çünkü kendi dönüşü Mars'ın dönüşünden biraz daha yavaştır.Η επιστροφή του είναι κάτι παραπάνω από δυναμική.
Her iki durumda da hacker yavaşlatılmış veya büyük ihtimalle yakalanmış olacaktır.Το τρίτιο είναι εν δυνάμει επικίνδυνο αν εισπνευτεί ή καταπωθεί.
Reaksiyon çok yavaş meydana gelir.Πιο αργή χρονική αντίδραση.
Toprakları ve sermayesi yavaş yavaş düşürüldü.Το ηθικό και οι επιδόσεις τους σταδιακά μειωνόταν.
Piyasa yavaşça büyüdü.Σιγά-σιγά το χωριό μεγάλωσε.
Perge halkı bu tarihler arasında zamanla şehri yavaş yavaş terk etmeye başlamıştır.Κατά τους Ρωμαϊκούς χρόνους η πόλη σταδιακά παρακμάζει.
Örneğin canlıların yavaş yavaş büyüyüp öncekilerinden daha uzun boylu olmaları gibi.Οι λωρίδες ήταν πιο έντονες στα νεαρά άτομα, και ξεθώριαζαν όσο το ζώο μεγάλωνε σε ηλικία.
Çünkü saatler gittikçe daha yavaş işlemeye başlar ve sonun gelmesine hep zaman vardır."Οσο περνάει ο καιρός πιάνουν ρυθμό και γίνονται όλο και καλύτεροι."
Miz ise artık yavaş yavaş kendini WWE şampiyonluğuna hazırlıyordu.Αμέσως μετά, το Αδιαφιλονίκητο Πρωτάθλημα WWE μετονομάστηκε σε Πρωτάθλημα WWE.
Resimler yavaş yavaş hareket etmektedirler.Το προεδρικό αυτοκίνητο κινούταν αργά.
Öte yandan sesini geliştiriyor, ilerideki profesyonel yaşamına yavaş yavaş hazırlık yapıyordu.Αφού προπονήθηκε, άρχιζε σταδιακά να μπαίνει στα ρεύματα της επαγγελματικής πάλης.
Hareketleri oldukça yavaştır.Οι κινήσεις είναι αργά.
Atlar çok pahalı, yük hayvanları da çok yavaştı.Λιγοστά ήταν τα γίδια και πολύ λίγα τα γελάδια.
Fakat yavaş yavaş kurtadam tarafı insan tarafını ele geçirmeye başlar.Έτσι σιγά σιγά η Κάλυμνος άρχισε να παίρνει τα ηνία της σπογγαλιείας.
O, yavaşça yürüyor.Αυτός περπατά αργά.
Prototip ancak, 1917 yılının ilk yarısında yavaş yavaş rafine olmuştur.Prototypen blev langsomt gjort perfekt i den første halvdel af 1917.
Dizi üzerinde çalışırken Larry ve Steve karakterleri yavaşça Peter ve Brian karakterlerine dönüştü.Således blev Larry og Steve langsomt til Peter og Brian.
Gerçekte bu faktörler yüzünden askeri hareketlilik yavaşlamıştı, ama daha çok Alman tarafında.Militære operationer blev bremset af disse faktorer, men langt mere på den tyske end på den sovjetiske side.
Yavaşlamayla sağlanan zaman, stratejinin yeni duruma uyarlanması için kullanılacaktı.Forsinkelsen skulle bruges til at tilpasse strategien til den nye situation.
Tarih, gelecek yüzyıl boyunca Trakyanın oldukça yavaş ama kalıcı bir Roma eyaletine dönüşmesine şahit oldu.Det næste et og halvt århundrede blev Thrakien gradvis omdannet til en vedvarende romersk klientstat.
Seni yavaşlatacak hiçbir şey yok."Vi tåler ingen forsinkelse."
Bütün olarak Alman taarruzu yavaşlatılamamıştı.Den tyske fremgang blev som helhed ikke forsinket.
Bu şekilde enerji dışarı doğru çok yavaş bir hızla ilerler.På denne måde baner energien sig langsomt vej udad.
Bu durum, örneğin, organizmaların yavaş yavaş aynı boya veya uzunluğa sahip olmasına yol açar.Det vil for eksempel forårsage, at alle organismer langsomt bliver samme højde.
Hiç de sürpriz olmayan bir şekilde bu tanklar çok yavaş ve kullanışsız bulundu.Ikke overraskende blev kampvognen anset for at være for langsom og upålidelig.
Çok yavaş büyür.De vokser kun langsomt.
Emine Yavaşgel.Printeren er langsom.
Yavaşaryan babası kadar başarılı olmaya kararlıydı.Han var nemlig stærkt utilfreds med sin fars berusede dømmekraft.
Çok yavaş.Et langdigt.
Enzimler olmayınca bu tepkime anlamsız denecek derecede yavaş meydana gelir.I enzymers fravær ville dette forløbe så langsomt, at det ville være ubetydeligt.
Bu tümörler tipik olarak yavaş büyürler.Sværhedsgraden af disse symptomer formindskes typisk hurtigt.
Yavaş yavaş Kürtler ile arası açıldı.Den breder sig langsomt ved korte udløbere.
Genel ücretler planlananlardan daha yavaş arttı.Det lykkedes Frankrig at betale erstatningerne hurtigere end planlagt.
Bu sırada Melancholia gezegeni yavaş yavaş Dünya'ya yaklaşmaktadır.Ikarus kommer med mellemrum tæt på Jorden.
Nodüller yavaş yavaş yumuşar ve ülsere olur.Standolie er meget tyktflydende og langsomt hærdende.
Yavaş yavaş ölüyormuşum gibi hissediyorum.Det føltes som om, at jeg var ved at dø indeni.
Bu öyküde yavaş ışık tekniği sayesinde geçmişin görülebilmesi işlenir.Det skal ses i lyset af datidens teknik.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod