Ana içeriğe geç
Sözlük

yavaş ile cümle

yavaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Böyle bir yol sadece değişimlerin sonsuz ölçüde yavaş sınırlandırılmasıyla gerçekleşebilir.Ezt a feladatot szigorúan véve csak fokozatmentes sebességváltók alkalmazásával lehet megoldani.
Yavaş yavaş diğer şövalyeler de salondan çıkarlar.Ekkor récsényi lovagok szerzik meg a falut.
Sado çok dayanıklı ama yavaştır.Mozgása viszonylag lassú, de kitartó.
Genel ücretler planlananlardan daha yavaş arttı.Az átépítés sokkal többe került annál mint, ahogy eltervezték.
Çok yavaş.Lassan érő fajta.
Pasifik odaklı nehirler Karayip tarafında olanlar daha uzun ve yavaş koşu vardır.A Csendes-óceánba rövid, nagy esésű időszakos folyók ömlenek.
Ancak bu hareketlenme kısa süre içinde yavaşlayıp 5 Haziran 1967 tarihinde tümüyle durdu.A kitörések azonban egyre ritkábbá váltak, és 1967. június 5-én abbamaradtak.
Ve artık grup üyeleri yavaş yavaş yorulmaya başlamıştı.A tározók kínos lassúsággal kezdtek megtelni.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.A nézettség, ha nem is túl drasztikus ütemben, de fokozatosan csökkent.
Feodalizm bölgeye bu süreç sonrasında yavaş yavaş hâkim olmaya başlamıştır.Az ezredforduló után a terület lassan elnéptelenedett.
Şarkıda oldukça basık ve yavaş tınılı bir ritim bulunmaktadır.A szám egy lassú, szomorkás hangvételű dal.
Hareketleri yavaş yavaş ve karmaşıktır.Mozgása lassú, nehézkes.
Düzenli ve yavaş şekilde kanat çırparlar.Lassan és szabályos időközönként verdes a szárnyával.
Yüzeyde durmaya ve yavaş yüzmeye dikkat ederler.Ezután fel kell jönni a víz felszínére és úszni kell.
Çünkü diğerleri hızlı biz ise yavaşız.De mivel nincsenek jóban, hamar továbbmennek.
Düz sahil ya da düz kıyı çizgisinde, kara denize yavaş yavaş iner.A felszíne lapos, sík, a Fekete-tenger irányában enyhén lejtős.
Annem yavaş konuşur.Anyám lassan beszél.
Lütfen biraz daha yavaş konuşun.Kérem beszéljen kicsit lassabban.
Kapı yavaşça açıldı.Az ajtó lassan kinyílt.
Düşük motorizasyon seviyesi nedeniyle, Macar ağının gelişimi yavaştı.A motorizáció alacsony szintje miatt csak lassan haladt a magyar hálózat fejlődése.
Bu kuvvet, yüklü parçacığın yönünü değiştirebilir fakat onun hızlanmasını ya da yavaşlamasını sağlayamaz.Se voi muuttaa hiukkasen suuntaa mutta ei hidastaa tai nopeuttaa sitä.
Bir tardyon veya bradyon ışıktan daha yavaş hareket eder ve durgun kütlesi sıfırdan farklıdır.Tardioni tai bradioni kulkee valoa hitaammin, ja sillä on nollasta eroava lepomassa.
Nüfus artışı dururken, ekonomik büyüme yavaşladı.Hyvinvoinnin kasvaessa väestönkasvu on hidastanut.
Öte yandan taşınan silahın ağırlığına paralel olarak Faith'in hızı da yavaşlamaktadır.Aseiden kantaminen hidastaa myös Faithin vauhtia.
Büyük veya sonsuz varyans yakınsamayı daha yavaş kılacaktır, fakat büyük sayılar yasası hala geçerlidir.Hyvin suuri tai ääretön varianssi tekee suppenemisen hitaaksi, mutta suurten lukujen laki silti pätee.
Gen akışı, yeni genetik varyantları diğer popülasyonlara da yayarak bu süreci yavaşlatabilir.Geenivirta voi hidastaa tätä prosessia levittämällä uusia geneettisiä variaatioita muihin popuulaatioihin.
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.Juoma kaadetaan korkeaan lasiin.
Genellikle, ilk bölüm hızlı, ikinci bölüm yavaş, üçüncü bölüm ise yine hızlı olur.Ensimmäinen osa on yleensä sonaattimuotoinen ja nopeahko, toinen osa hidas ja kolmas osa nopea finaali.
Yavaşça acele et!Slow – elä hitaammin!
"Yapabileceğim bir şey var mı?" der yavaşça."Pitääkö mulla aina olla tällaista?" hän pohtii.
Bu çekirdek milyarlarca yıl boyunca yavaş yavaş soğuyup beyaz cüce olarak yok olacaktır.Vakaa pääsarjavaihe kestää kymmeniä miljardeja vuosia ja hiipuu vähitellen valkoiseksi kääpiöksi.
Yavaş yavaş büyüdü.Iisalmi kasvoi hitaasti.
Tüylenme yavaşlar.Siiveniskut ovat hitaita.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.Toleranssi kehittyy, mutta hyvin hitaasti.
Ve artık grup üyeleri yavaş yavaş yorulmaya başlamıştı.Molemmat pelaajat alkoivat vaikuttaa äärimmäisen väsyneiltä.
Ikpeba yavaş yavaş futbolda başarılı olmaya başladı.SaPKo aloittikin toimintansa jääpallossa melko menestyksekkäästi.
Adagio aşağıdaki anlamlara gelebilir: Adagio, müziğin yavaş çalınacağını gösteren bir işaret.Adagio on lähinnä taidemusiikissa käytettävä termi, jolla tarkoitetaan, että kappale tulee soittaa hitaasti.
Maddeci Cārvāka felsefesi MS 1400'lerde yavaş yavaş yok olduğu görülüyor.Carvaka vaikuttaa kuolleen filosofiana joskus vuoden 1400 jälkeen.
Fakat onunla birlikte, artık şiir yerini yavaş yavaş nesire bırakmaya başladı.Mutta on hitaasti alkanut osoittaa kunnioitusta häntä kohtaan.
Daha sonra yavaş yavaş gruptan kopmaya başlamıştır.Liitto lakkasi tämän jälkeen vähitellen käytännössä toimimasta.
Hareketsiz kalarak pusuya yatar ve yavaşça avını takip eder.Tämän jälkeen se rauhoittuu ja kävelee hitaasti, odottaen seuraavaa uhriaan.
Bu kanat saldırısı sonrasında Alman ilerleyişi daha da yavaşladı.Tämä vastahyökkäys kuitenkin hidasti Saksan etenemistä.
Yerde yürürken durmadan, yavaşça hareket ederler.Jos aina liikut, kävelet ja syöt nopeasti.
İlk başlarda yeni gelişme yavaşladı.Aluksi kasvu oli hämmästyttävän hidasta.
Toprakları ve sermayesi yavaş yavaş düşürüldü.Satama ja sen toiminnat monipuolistuivat vähitellen.
Yavaş büyür.Sitkeyden kasvu.
Sonrasında büyüme yavaşlamıştır.Talouskasvu on sen jälkeen hidastunut.
"The Cure", parmak şıklatması ve elektronik dans vuruşları ile yavaş bir tempoda başlar.Tanssin nopeatempoinen rytmi muodostuu naisten sormien napsuttelusta ja taputuksista.
Çok yavaş.Tapahtuma on hyvin hidas.
Tembel ve yavaş olsa da aslında dahidir ama bunu gizler.Silti, hitaasti mutta varmasti, maailma muotoutui.
Venusaur önceki evrimleşmelerinden daha ağır ve dolayısıyla daha yavaş hareket eder.Kappale on hitaampi ja rauhallisempi kuin aikaisemmin.
Diğer bakterilere göre üreme hızları yavaştır.Kuten muilla kenguruilla, näidenkin lisääntymisnopeus on hidas.
Zamanla, Lombardlar yavaş yavaş Roma unvanlarını, isimlerini ve geleneklerini benimsediler.Ajan mittaan langobardit omaksuivat roomalaisten nimet, perinteet ja katolisen kristinuskon.
Yavaş hareket ederler.Tämä hidasti kulkua.
Kasım ayıyla birlikte sonbahar etkisini yavaş yavaş kaybeder ve kış etkisini gösterir.Tämän takia syksy vaihtuu harvoin talveksi nopeasti, vaan talvi tulee vähitellen.
17. yüzyılda şehrin ticareti yavaş yavaş artmaya başladı ve nüfus büyüdü.1700-luvulla elinolot alkoivat kohentua ja väestö alkoi lisääntyä.
Yavaş uçan ejderhalardır (en fazla 37 km/s hız yapabilirler).Se juoksi luultavasti yhtä nopeasti kuin strutsi (jopa 70 kilometrin tuntivauhtia).
Buz akışlarının yavaş hareket eden buzlardan sınırlandırmış.Suuret jäätiköt sulavat hitaasti.
Yol üzerinde, en hızlı tanklar ortalama zırhlı tekerlekli araçlardan daha yavaş değildirler.Ongelmana kuitenkin nähtiin ettei vaunu ollut paljoa sen nopeampi kuin tavallinen keskiraskas panssarivaunu.
Türün en belirgin özelliği yavaş temposudur.Kasvin huomattavin ominaisuus on sen tahmaisuus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yavaş ile cümle - Sayfa 44 - yavaş kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App