Çok yavaş büyür, fideler birincı yılda sadece 3 cm büyürken, 6-10 yaşlarında 30 cm'ye ancak ulaşır.Den vokser langsomt og bliver kun 60 cm høj på 10 år.
Bu işlem hareket edilmesini sağlar ancak oldukça güçlü bir sistem olmasına karşın çok yavaştır.Hvile anbefales, men er kun lidt effektivt.
Yıllar içinde Efruz bey yavaş yavaş Amcabey'e dönüştü.I løbet af årene blev Caspar de Robles stadig mindre populær.
20. yüzyılda bu imparatorluk yavaş yavaş çözülmeye başladı.I løbet af 9. århundrede trængtes kejsermagten langsomt tilbage.
Miz ise artık yavaş yavaş kendini WWE şampiyonluğuna hazırlıyordu.Efter at Undertaker havde tabt, begyndte han at fokusere på WWF Championship.
Daha ucuz ayrı, yavaş L2 önbellek nedeniyle daha uygun maliyetle üretilebilmiştir.En yderligere pris vandt A2 på grund af sit ekstremt lave skadesstofudslip.
Hareketsiz yavaş kullanıma müsaittir.Langsom bilkørsel er tilladt.
Tankları güçlü fakat yavaştır.Datasetten var stabil, men meget langsom.
Çünkü kendi dönüşü Mars'ın dönüşünden biraz daha yavaştır.Des mindre behagelig blev tilbagekomsten til Rom.
Harekât, başlarda yavaş gelişti.I begyndelsen udviklede byen sig langsomt.
Bu işlem yavaş ve nispeten pahalıdır.Tilpasningen er meget kostbar og langsom.
Ancak taarruz kentin merkez kesiminde yavaş gelişti.Byen voksede langsomt højere op på bakkeskråningerne.
Kara kaplumbağaları çok yavaş hareket eder.Skildpadder kan blive meget gamle.
1960 lı yılllarda Şamlar mahallesi yavaş yavaş göçle tanışdı.Fra omkring 1960 stod Folkets Hus på Jagtvej tomt.
Daha yavaş konuşun.Tal langsommere.
O, yavaşça ilerledi.Hun gik langsomt fremad.
Hızlı, yavaşın zıddıdır.Hurtigt er det modsatte af langsomt.
Salyangozlar yavaş hareket eder.Snegle bevæger sig langsomt.
Çok yavaş.Det gikk sakte.
Kişi uykuya daldığındaysa beyin dalgaları yavaşlar ve daha az düzenli olur.Når personen sovner blir hjernebølgene langsommere og mindre regelmessige.
Semptomlar genellikle yıllar içinde yavaş yavaş gelişir.Symptomene utvikler seg som regel langsomt over år.
1975 yılında tüketim malları, sanayi sermaye ürünlerinden %9 daha yavaş büyüdü.Fra 1975 vokste produksjonen av kapitalvarer 9 % mer enn produksjonen av konsumvarer.
Zamanla, Lombardlar yavaş yavaş Roma unvanlarını, isimlerini ve geleneklerini benimsediler.Langobardene tok gradvis til seg romerske titler, navn og tradisjoner.
Ayrıca Çehov'a yavaşlaması, az yazması ve edebi kaliteye odaklanması konusunda tavsiyelerde bulunmuştur.Videre anbefalte han Tsjekhov å sette ned farten, skrive mindre og konsentrere seg om litterær kvalitet.
Tarih, gelecek yüzyıl boyunca Trakyanın oldukça yavaş ama kalıcı bir Roma eyaletine dönüşmesine şahit oldu.Det neste et og halvt århundre ble Trakia gradvis omdannet til en vedvarende romersk klientstat.
Yavaş büyür.Den vokser sakte.
Dans yavaş adımlarla başlar, bir süre sonra hızlanır.Dansen begynner med enkelte rolige steg, men stiger raskt i tempo.
Bu nedenle çok yavaş ve dikkatli hareket etmekte idi.Dette måtte skje gradvis og med forsiktighet.
Ancak bu hareketlenme kısa süre içinde yavaşlayıp 5 Haziran 1967 tarihinde tümüyle durdu.Utbruddsfrekvensen avtok jevnt, og opphørte fullstendig 5. juni 1967.
Önce yavaş başlar, gittikçe coşku artar ve sonunda zirveye ulaşır.Den blir stadig smalere og ender til slutt oppe på fjellet.
HIV-2 de AIDS'e neden olabilir ancak bu süreç HIV-1'e göre çok daha yavaş gerçekleşir.Hiv-2 anses for å være mindre virulent og mindre smittsomt enn Hiv-1.
Yavaşça acele et!Kom i fart igjen.
UFC, Zuffa satışından sonra yavaş ama istikrarlı şekilde popülerlik kazanmaya başladı.Sparta begynte ekspansjonen sakte men sikkert.
Kara delikler Hawking ışımasıyla oldukça yavaş şekilde buharlaşırlar.Man finner da at svært små, sorte hull forsvinner veldig raskt ved denne Hawking-strålingen.
Ama yolu çok yavaş almaktaydı.Bedringen gikk imidlertid svært langsomt.
Metabolizmalarının yavaşlığından dolayı kral kobralar büyük bir yemekten sonra aylarca avlanmadan yaşayabilir.På grunn av deres lave metabolisme kan de klare seg uten mat i flere måneder.
Feodalizm bölgeye bu süreç sonrasında yavaş yavaş hâkim olmaya başlamıştır.Islam fikk fotfeste i denne regionen relativt sakte.
Bu son öykü Slow Learner (Yavaş Öğrenen) (1984) adlı kitabı içinde yer alır.Noen av hans tidlige noveller ble samlet i Slow Learner (1984).
En yavaş hareket eden aydır.Men er dette den raskeste bevegelsen?
O çok yavaş başlıyor ama sonra ben kendimi savunuyorum ve 'Hayır!' diyorum."Han reiser seg opp, snur seg mot henne sakte og sier «Det er du!
1970'lerde büyüme hızı yavaşlamaya başladı.Driften opphørte på 1970 tallet.
Işık bir maddenin içinden geçtiğinde, boşlukta hızından daha yavaş bir hızla hareket eder.Når lyset forplanter seg gjennom et materiale beveger det seg med lavere fart enn i vakuum, c.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.Publikum forsvinner sakte, men sikkert.
Emir'in ölümünün ardından, Cebel-i Şemmer yavaş yavaş çöküşe geçti.Den første tiden etter Mahlers død ble symfonien fremført forholdsvis sjelden.
Çok yavaş büyür.De fleste vokser svært sakte.
Neoteni, olgunlaşma süresinin yavaşlaması sonucu büyümenin daha uzun zaman almasıdır.Ulempen er da at skanningen i seg selv tar lengre tid.
Yuliya'nın kariyeri yavaşça ilerledi.Kimuras karriere begynte langsomt.
Şarkıda oldukça basık ve yavaş tınılı bir ritim bulunmaktadır.Det er dog fortsatt et lite preg av smil her.
Hastalık yavaş gelişir ve kronik karakterlidir.Sykdommen er arvelig og kronisk.
1973 yılında Sovyet ekonomisinin büyümesi yavaşladı.I artikkelen fra 2001 slås det fast at økonomien i disse fire landene vokser raskt.
Şehir, bu şoktan sonra ancak yavaşça kendine gelebildi.Byen klarte ikke å reise seg etter denne katastrofen.
Yavaş bir uçuşu vardır.Det ble en kort reise.
Genel olarak, kaliş tortulaşması yavaş bir süreçtir.Men rent jus-faglig ble det en bortkastet tid.
Fazla boylanmaz ve yavaş büyür.Den vokser sakte og blir svært gammel.
Kent nüfusu 1950’lere kadar çok yavaş biçimde artmıştır.Innbyggertallet vokste jevnt, men langsomt fram til 1950.
Katı maddedeki elektrik akışı tipik olarak çok yavaştır.Bevegelsesforstyrrelsen til L.M er relativt selektiv.
Yavaşça acele et!Bergegaslah tetapi perlahan! .
Orada hiçbir şey yoktur ve bakuganlar yavaşça taşlaşırlar.)Bahwa sifat Hana yang santai ternyata tidaklah mencerminkan apa yang ada dibaliknya.
Yavaş yavaş ölüyormuşum gibi hissediyorum.Ia akan mati perlahan-lahan.
Bundan sonra aradaki kâğıdın yavaşça çekilip alınır.Dari tulisan itu, dimungkinkan Gusti Makhmud wafat tidak lama setelah dinobatkan.