Çabas, sakin, yavaş, uysal, durgun, mutedil demektir.Szybko, wolno, wesoło, smutno.
Yavaşaryan babası kadar başarılı olmaya kararlıydı.Miał zamiar przewyższyć dokonania ojca.
Her iki durumda da hacker yavaşlatılmış veya büyük ihtimalle yakalanmış olacaktır.Zamek na Wołku został prawdopodobnie zburzony lub poważnie uszkodzony w czasie tej wyprawy.
Kreditler geçerken oyun yavaş yavaş silinir.Po igrzyskach uzyskiwał stopniowo coraz słabsze wyniki.
İçinde yavaş tesir gösterecek zehir bulunan şarabi içtikten sonra uykuya çekilir.Aby skrócić jej cierpienia Mindowe podaje jej napój zawierający truciznę.
Holü yavaş yavaş alevler sarmaya başlar.Obecnie płat powoli topnieje.
Ordunun ise yavaş bir şekilde kan kaybı sürmektedir.Poza tym krew kapitana wylatuje dopiero po chwili i powoli.
Ana madde: Uzay mekikleri Hızı yavaşlamasına rağmen yine de uzayın keşfi Uzay Yarışından soonrada devam etti.Pomimo że tempo wyścigu zmalało, eksploracja kosmosu trwała.
Dialga en önemli rakibi olan; Palkia'dan daha savunmalıdır ama daha yavaştır.Serpent jest wolniejszy od laureata konkursu, jednak równocześnie bardziej bezpieczny.
Kış uykusuna yatmazlar ama hareketleri çok yavaşlar.Zimą opady są mniej intensywne, jednak trwają dłużej.
Yavaşlamak istersen, lütfen söyle.Jeśli chcesz zwolnić, proszę powiedz mi.
Yavaşça acele et!Skynda långsamt!
Ayrıca Çehov'a yavaşlaması, az yazması ve edebi kaliteye odaklanması konusunda tavsiyelerde bulunmuştur.Han fortsatte med att ge Tjechov råden att sakta ned, skriva mindre och koncentrera sig på litterär kvalitet.
Beceri kaybı hızlı ya da yavaş olabilir ve öncesinde beceri ilerlemesi görülmeyen bir dönem görülebilir.Färdighetsförlusten kan ske snabbt, eller långsamt och föregå av en lång period framåtskridande färdigheter.
Temizlik ve hijyeni geliştirmek de hastalığın yayılmasını yavaşlatır.Att förbättra hygien och rehållning minskar också spridningen.
Enzimler olmayınca bu tepkime anlamsız denecek derecede yavaş meydana gelir.Saknas enzymer sker dock denna reaktion så långsamt att den blir obetydlig.
Çok yavaş.Men det gick långsamt.
Dizi üzerinde çalışırken Larry ve Steve karakterleri yavaşça Peter ve Brian karakterlerine dönüştü.Under arbetet med serien utvecklades karaktärerna Larry och hans hund Steve sakta till Peter och Brian.
"Yapabileceğim bir şey var mı?" der yavaşça.Det ska väl finnas ännu ett sätt att utmärka sig på”, sade härjingen.
Onu yavaş yavaş takıma sokmak istiyorum.Hon jämrar sig sakta i sin dvala.
Bardağı yavaşça masaya bıraktım.Fyllning strös på degen.
Buna rağmen, kalp atışı ve nefes alma ritimleri daha yavaşlar.Hjärtslag och andning blir långsammare.
Şimdilerde çok popüler olduğu söylenemez fakat yavaş yavaş tekrar yükseliyor.Namnet har länge varit ovanligt, men ökar nu snabbt i popularitet.
Çok yavaş hareket ederler.De rör sig mycket långsamt framåt.
Suların akışına hükmederler; sular onların müdahalesiyle hızlı veya yavaş akar.Dessa lever ett tag fritt i vattnet (pelagiskt) men senare sjunker de mot botten.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Sedan börjar Scotts tålamod sakta men säkert ta slut.
Özgün, ironik ve genellikle yavaş ritimleriyle bilinirler.Känd för sin humoristiska och ofta ironiska satir.
Emine Yavaşgel.Insjuknandet är långsamt.
Ardından grup, en yavaş askerin hızında hareket eder.En grupp soldater marscherar i takt.
Bu son öykü Slow Learner (Yavaş Öğrenen) (1984) adlı kitabı içinde yer alır.Fem av dessa tidiga berättelser finns publicerade i Steg för steg (Slow Learner, 1984).
Devil yavaş yavaş onu ele geçirmeye başlar.Sakta börjar han kontrollera henne.
Yuliya'nın kariyeri yavaşça ilerledi.Moores karriär tog fart sent.
Elmas yavaş yavaş onu öldürmektedir.Storaxeln i den ellipsen svajar långsamt.
Yavaş büyür.Trädet växer långsamt.
Hareketleri oldukça yavaştır.Deras utveckling är ganska långsam.
Bunun sonucu sindirimi de yavaştır.Nackdelen är att metoden är långsam.
Müzik ise önce yavaş daha sonra ise hızlı bir ritme kavuşur.Efter en stund byter låten tempo och blir snabbare.
Ancak bu hareketlenme kısa süre içinde yavaşlayıp 5 Haziran 1967 tarihinde tümüyle durdu.Kraften i utbrottet minskade stadigt och 5 juni 1967 hade det slutat helt.
Zaman geçtikçe bu gölgelerde kalmış kişiliği aydınlatacak bilgiler yavaş yavaş açığa çıkmaktadır.Frågan om vem som har äganderätten för karaktären är fortfarande ganska dunkel.
Feodalizm yavaş yavaş son buldu.Wolmirstedt återhämtade sig långsamt.
Çünkü diğerleri hızlı biz ise yavaşız.För andra betydelser, se Požega.
Böyle yıldız çiftleri, yerçekimi dalgaları yaymaktan dolayı yavaş yavaş enerji kaybeder.Detta föreslogs bero på att stjärnorna förlorar energi, när de sänder ut gravitationsvågor.
Çatlaklar sonra yavaş yavaş büyür ve küçük bir mağara oluşturur.Några block lutar mot varandra och bildar en liten grotta.
Hollanda ise yavaş yavaş Sumatra soylularının kontrolünü ele geçirdi.När nederländarna anlände kom de många furstendömena på Sumatra gradvis under deras kontroll.
Yavaşlık oku atarlar.Då tickar de sakta ner.
1997 yılından bu yana TDK yavaş yavaş kompakt kaset üretiminden çekilmiştir.Sedan 1997 tillverkas endast stumfilm.
Bununla beraber atarcanın periyodu oldukça yavaş artar.I motsats till detta är energiinnehållet ofta relativt låg.
İskelet kaslarından daha yavaş kasılır.De utbreder sig långsammare än volymvågor.
Worldstone yüzünden Nephalem'in gücü gün geçtikçe zayıflamıştır ve doğumlar yavaşlamıştır.Trots denna entusiasm i Birgers liv blev han allt svagare.
Bu değişim önce ani bir artış, sonra yavaş bir azalma olarak görülür.Detta innebär att lyftet börjas lite högre och är därmed lite lättare än vanligt.
1970'lerde büyüme hızı yavaşlamaya başladı.Under 1970-talet började motdemonstrationer ta fart.
Kabuk onu yavaşlatır.Ridån faller långsamt.
Zamanın geçişini bazen hızlandırır, bazen yavaşlatır.Ibland rör den sig snabbt och ibland rör den sig långsamt.
Bu reaksiyonlar tillakoid membranda geçer ve yavaş olarak gelişirler.Viruset ligger latent i kroppen och replikerar långsamt.
Gölgelik sığ sularda ayakta durarak ya da yavaşça hareket ederek balıkları avlar.Hägern väntar passivt vid ett ställe eller går med långsamma steg.
Barutun silahlarda kullanımı yavaş bir hızla da olsa batıya yayılmıştır.Lenaperna flyttade dit, men också längre västerut.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra tekstil sanayii önce yavaş yavaş sonra çok hızla çökmeye başlamıştır.Efter andra världskriget började båten anses för långsam.
Genellikle yavaş hareket ederler ve yaşama alanlarının dışına çıkmazlar.Dessa kommer att färdas allt längre bort och aldrig återvända till Jorden.
Belli bir süre sonra aralarındaki buzlar erimeye başlar ve yavaş yavaş birbirlerini tanımaya başlarlar.Tiden går, och båda börjar långsamt att frysa mer och mer.
Fosfor, azot ve diğer besin maddeleri yaşlı su ekosistemlerinde yavaş yavaş artar.Reningen av fosfor och kväve är undermålig i äldre reningsanläggningar.