Gen akışı, yeni genetik varyantları diğer popülasyonlara da yayarak bu süreci yavaşlatabilir.الانسياب الجيني قد يبطيء من هذه العملية بنقله للاختلافات الجينية الجديدة إلى التجمعات الأخرى.
Japonya ilk seri otomobillerini üreterek yavaş yavaş üretimini artırmaya başlar.وبدأت اليابان بزيادة إنتاجها رويداً منتجةً أول سلسلة سيارات.
Kabuk onu yavaşlatır.هذا يعقبه انحدار بطيء.
Semptomlar genellikle yıllar içinde yavaş yavaş gelişir.وعادة ما تتطور الأعراض تدريجيا على مدى سنوات.
Yavaşça acele et!فاسرعوا أسرعوا ..
Yavaş büyür.بطء النمو .
Eğer ilk hızı yavaş ise, bilindiği üzere hemen dünya yüzeyine düşecektir.إذا كانت سرعة منخفضة، فانها ببساطة تقع مرة أخرى على الأرض.
Zamanın geçişini bazen hızlandırır, bazen yavaşlatır.تشتد السرعة أحيانا وتنخفض أحيانا .
Resimler yavaş yavaş hareket etmektedirler.القصة تتحرك ببطء.
Havuz balığı çok yavaş büyür.شجر السرو بطيء النمو.
Soğutma veya dondurma bakteriyi öldürmese de çoğalmasını iyice yavaşlatır veya tamamen durdurur.التبريد والتجميد لا يقتلان البكتيريا كافة ولكن يبطئان بشكل كبير أو يوقفان نموها.
Ama bu uyuşturucu onu yavaşça öldürmektedir.غالباً يتطور هذا المرض بصورة بطيئة.
Solucan birkaç haftanın ardından bir çubuğa dolandırılarak yavaşça çıkarılabilir.قد يمكن إزالة الدودة ببطء على مدى بضعة أسابيع عن طريق لفها على عصا.
Fakat ordunun bu yürüyüşü gayet yavaş ve temkinli olmaktaydı.مع ذلك، كان هذا التشكيل يجعل حركة الجنود بطيئةً وصعبة.
Başlangıçta bu operasyon başarılı olduğunu düşündü, ancak tümörün büyümesi sadece yavaşlamıştı.في البداية كان يعتقد أن العملية كانت ناجحة، ولكن الورم كان قد أوقف نشاطه.
Onlarla en büyük sorun, son derece yavaş olmaları ve yıllarca sürebilmeleri.والمشكلة الأكبر معها هو أنها قد تقلل من السرعة بشكل كبير، حيث تستغرق العديد من السنوات للوصول.
Yavaşlama esnasında 2G'den daha yüksek bir kuvvet açığa çıkar.ويسهل الإقلاع كلما كانت تلك النسبة أكبر من g.
Yerde yürürken durmadan, yavaşça hareket ederler.وأثناء حركته في البرية يمشي ببطء ولكن بلا توقف.
Doksanlar boyunca grup hızını iyice yavaşlattı.ثم خفض المهندسون سرعة ملئ الخزانات.
Yavaş sarılırsa, zaman da yavaşlar.فهو ينكمش ببطء بمرور الوقت.
Gölgelik sığ sularda ayakta durarak ya da yavaşça hareket ederek balıkları avlar.بإمكان الضيوف إما الاسترخاء بينما يقومون بصيد السمك أو الاستمتاع ببساطة بالماء خلال السباحة.
Futbola yavaş yavaş yaklaşıyorum.لسنوات، زادت شعبية كرة القدم الخيالية ببطء.
Yaşam yavaşça normale dönerken ülke de sanayileşmeye başladı.عادت الحياة إلى طبيعتها ببطء وبدأت الأمة في مجالات التصنيع أثناء ذلك.
Yavaş yavaş filmler gösterime girmeye başlar.فبدأت الأفلام الصامتة تفسح المجال للأفلام الناطقة.
1349 güzünde vebanın yayılması biraz yavaşladı ve sonunda durdu.ثم ملئ الخزان سريعا إلى 93 % ثم تكملته ببطء.
Willow yavaş yavaş Warren'a dönüşmektedir.بمعنى آخر، فالكون يموت ببطئ.
Jeongak, çok yavaş adımda üç saniye süresinde tek vuruş ile çalınır.يختبئ نيامكو وراء الشيء المسروق فقط لثلاث ثواني.
Kaynak gerilimi 0 volttan başlayarak yavaş yavaş arttırılır.ونبدأ بتغيير جهد المصب Vd بالتدريج ابتداء من الصفر .
Kayan noktalı sayılar tam sayı işlemlerden daha yavaştır.الحساب الآلي المجاميع مستوى أعلى من البيانات.
Başlangıçta büyüme üsteldir fakat daha sonra, doyma başladıkça, büyüme yavaşlar ve olgunluğa ulaşınca durur.إذا بدأ قبل سن البلوغ، فأن النمو يتأخر أو يقف.
Çin ile Hindistan arasındaki ticaret yolunun bir parçası olan Pyu bölgesi yavaş yavaş güneye doğru genişledi.وهو جزء من الطريق التجاري البري بين الصين والهند، ومن ثم توسعت مملكة بيو تدريجيًا جهة الجنوب.
Ağaçların boyları kısa ve büyümeleri çok yavaştır.وتنمو الشجرة ببطء ولها جذع قصير جدا.
Bu kinetik davranışa yavaş bağlanma denir.وعادةاً ما تتجاهل مثل هذا السلوك الذكوري.
Ankara'nın bazı imtiyazlara yanaşmasına rağmen, Bolşevikler maddi ve askerî malzeme akışını yavaş tuttular.على الرغم من تقديم التنازلات من قبل الأتراك، كان وصول المساعدات المالية و الإمدادات العسكرية بطيئا.
Elindeki yayıyla yavaşça Kuru Kadı'nın arkasına dokundu. — Ahmak, dedi, neye gördüğünü halka söyledin?فازداد وجهه تربُّداً واسودَّ اسوداداً حتى خفته، ثمَّ قال: فمَن كان فقيه الشام؟ قلت: مكحول.
Üst plaka üzerindeki volkanik yay yavaş yavaş aktivitesini kaybeder.ثم يتم إخماد القوس البركاني الظاهر على الصفيحة العلوية ببطء.
İşlemcinin karmaşıklığı arttıkça işlemci yavaşlayacaktır.كلما زاد تخصص العمل قلّت إنسانيته.
Yavaş yavaş yükselmiştir.ارتفع الطلب ببطء.
İlerlemeci yöntemin daha yavaş ama daha doğruluklu bir varyantı T-Coffee olarak adlandırılır.T-Coffee هو البديل لأسلوب التدريجي أبطأ ولكن أكثر دقة.
Her iki durumda da hacker yavaşlatılmış veya büyük ihtimalle yakalanmış olacaktır.المسألة الثانية: في المعدوم إما أن يكون ممتنع الثبوت وإما ممكن الثبوت.
Lütfen daha yavaş konuşun.من فضلك تكلم ببطئٍ أكثر.
Lütfen kavşağa yaklaşırken yavaşla.فضلاً هدئ من سرعتك عند اقترابك من تقاطع الطرق.
Daha yavaş gitmeye çalış.حاول الذهاب ببطء أكثر.
Alzheimer hastalığı yavaşça ve hissedilmeden oluşur.الزهايمر مرض يحصل ببطئ وبدون الشعور به
Her iki durumda da hacker yavaşlatılmış veya büyük ihtimalle yakalanmış olacaktır.De qualquer forma, o hackers vai ser abrandado ou possivelmente pego.
Eski devlet çiftliklerinin yenilenmesi son derece yavaş bir süreçte olmuştur.A reestruturação das antigas fazendas estatais tem sido um processo extremamente lento.
"The Look of Love" düşük bir synth bassline ve yavaş bir arka parçayla başlamaktadır."The Look of Love" começa com uma baixa linha de baixo sintetizador e uma lenta faixa de fundo.
Başlangıçta bu düşüş çok hızlı büyüdü, ama yavaş yavaş 1970 ve 1975 yılları arasında yavaşlamıştır.No início, este declínio cresceu muito rapidamente, mas gradualmente diminuiu entre 1970 e 1975.
Yavaş yavaş genişledi, geleceğin Konstantinopolis bölgesinde inşa edilecek ilk liman oldu.Gradualmente aumentado, foi o primeiro porto a ser construído na área da futura Constantinopla.
EMac, 2005-2006 yılları arasında yavaş yavaş iMac G5 tarafından değiştirildi.O eMac foi gradualmente substituído pelo iMac G5 entre 2005 e 2006.
Simon'ın korkusu James'in yavaş yavaş hayatını devralmasıyla başlar.Para o horror de Simon, James começa lentamente a assumir o controle de sua vida.
1970'lerde "yavaşlama hareketler" de organize edildi."Movimentos de desaceleração" também foram organizados na década de 1970.
NB: yavaş nova, 150 veya daha fazla günde 3 mag. düşme görülür.NB: Novas lentas, com um declínio de 3 magnitudes em 150 dias ou mais.
Üzerinde çok yavaş çalışıyorum ama şu ana kadar yaptığım her şeyi beğendim.Eu venho trabalhando nele lentamente, mas eu amo tudo que fiz.
Japonya bu ölçütlerin bazılarından yavaş yavaş uzaklaşmaya başlamıştır.Recentemente, o Japão começou a gradativamente se distanciar de algumas dessas normas.
Yavaş yavaş ölüyormuşum gibi hissediyorum.Sinto que morro devagar ...
Çok yavaş yürürler.Eles caminharam lentamente.
O çok yavaş başlıyor ama sonra ben kendimi savunuyorum ve 'Hayır!' diyorum."Começa-se muito fraca e, em seguida, eu meio que me imponho e digo: "Não!"
Yörüngenin değişmesine bağlı olarak CVZ'nin konumu yaklaşık olarak sekiz hafta içinde yavaşça değişir.Devido à precessão da órbita, a localização da ZVC move-se lentamente durante um período de oito semanas.
Ancak son on kilometrelik ilerleme çok yavaştı ve kayıplar da yüksekti.No entanto, os últimos 10 km foram lentos e as baixas foram registradas.