Ana içeriğe geç
Sözlük

yavaş ile cümle

yavaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ebe saklanan cisime yaklaştıkça el çırpma kuvvetlenir, uzaklaştıkça yavaşlar.Wird eine Diode in Sperrrichtung betrieben, so fließt durch sie dennoch ein geringer Sperrstrom.
Kendisini daha çok alkole verir ve yavaş yavaş dağılmaya başlar.Sie tanzen, und er merkt, dass er allmählich betrunken wird.
Alman kuvvetleri yavaş yavaş çekilmeye başladı ve 8 Ağustos'ta Kuzey Fransa'da ağır bir yenilgiye uğradı.Der deutsche Vormarsch begann langsam und gegen schweren Widerstand wurde Salla am 8. Juli eingenommen.
Ancak Rabia yolunu yavaş yavaş çizer.Doch Rachel kommt langsam der Wahrheit auf die Spur.
Adaya vardıktan sonra hafıza sorunları yavaşça azalmaya başlar.In kurzen Rückblenden kommt die Erinnerung der Männer langsam wieder.
Ardından Isabella yavaşça sahneye çıkar.Er tanzt danach unvorbereitet auf der Bühne mit Lina.
Arıcılık, yavaş yavaş olsa da gelişmektedir.Motif wird noch weiterentwickelt, wenn auch langsam.
Burada her şey yavaş yavaş aydınlanmaya başlar.Hier nimmt die Beleuchtung langsam ab.
Yavaş, karamsar ve atmosferik bir kayıttı.Es ist kalkmeidend, lichtliebend und ein Säurezeiger.
Tankları güçlü fakat yavaştır.Der Flug ist kraftvoll, aber recht langsam.
Chichilerin büyümesi son derece yavaş olup, yüzlerce yıl sürebilir.Die Quindio-Wachspalme hat ein sehr langsames Wachstum und kann mehrere hundert Jahre alt werden.
HIV-2 de AIDS'e neden olabilir ancak bu süreç HIV-1'e göre çok daha yavaş gerçekleşir.HIV-2 ist schwächer verbreitet und weniger virulent als HIV-1.
Bu nedenle çok yavaş ve dikkatli hareket etmekte idi.Es war ein langsamer, behutsamer Prozess.
Yavaş ısınma.Scharr Wärme.
Rusya'ya dönüş seyahati çok yavaş bir şekilde gelişmeye başladı.Die Expansion in Nordamerika begann verhältnismäßig spät.
Düşmanları genelde onu yenmek için yavaşlığını kullanır.Er versuchte seine Kämpfe meist mit roher Gewalt vorzeitig zu gewinnen.
Bunları yavaş yavaş anımsaması aslında bir ipucudur.Der Slow Gait ist genau genommen ein Schritt.
Yıldızın evrimi sonunda yavaş bir rüzgar (veya süper bir rüzgar) eser.Die Geschwindigkeit eines Segelschiffes nimmt zu, je weiter achterlich der (scheinbare) Wind einfällt.
Bu şartlarda dahi klatrat bozunumu yavaş bir süreçtir.Die Bodenbildung über Kalksteinfels ist ein langsamer Prozess.
Bu esnada yavaşlamak istese de kamyonun frenleri çalışmadığından kaza yapar.Bei der Bergung des Fahrzeugs stellt sich heraus, dass die Bremsen des Wagens nicht reagiert haben.
Şarkı başta yavaş tınılı ve duygulu bir balad olarak hazırlanmıştır.Did You Ever Feel Lonely? ist dagegen ein eher gefühlvoller Slow-Blues.
Bu ilaçlar onu yavaşça bir solucan iblise dönüştürmeye başlar.Seine Genesung scheint aber durch ein langsam wirkendes Gift behindert.
Uçuşları yavaştır.Ihr Flug ist sehr langsam.
Havuz balığı çok yavaş büyür.Die Jungfische wachsen sehr langsam.
Kasırga, yavaşça batı - kuzeybatı yönüne doğru hareket etmeye başladı.Das System begann, sich schnell in nordwestlicher Richtung zu entfernen.
Montmorillonit alüminosilikatlar çözeltiler yavaş yavaş oluşurlar.Hier wächst Torfmoos-Schwingrasen, die Torfstiche verlanden langsam.
Çok yavaşdan çok hızlı kürlenmeye kadar birçok çeşit vardır.Manche Arten legen zum schnelleren Vorwärtskommen Trampelpfade im dichten Unterholz an.
Bazı buzullar o kadar yavaş hareket eder ki, buzulların yarattığı çizikler arasında ağaçlar bile yetişir.Die Strecke durch die Wälder ist derartig berüchtigt, dass sich sogar Gespenstergeschichten gebildet haben.
Azdavay´da gerek ekonomik gerek kültürel ve gerekse sosyal gelişme yavaş bir seyir takip etmektedir.Olga will unbedingt finanzielle Sicherheit und sozialen Aufstieg.
Genellikle yavaş hareket ederler ve yaşama alanlarının dışına çıkmazlar.Gewöhnlich verbringen sie die Zeit bei sich und verlassen ihr Zuhause nicht.
Oğuz adlı kişinin de aileye sinsice girmesiyle beraber olaylar yavaş yavaş kötüye gider.Gerade weil sie ihr Kind liebt, ist die Situation zunehmend unerträglich für sie.
Her ikisi de zamanın etkilerini yavaşlatıyor.Beides führt zu einer Verlangsamung der Zellteilung.
Vücut fonksiyonlarını da yavaşlatır.Für den Flug werden ihre Körperfunktionen verlangsamt.
Eğer veteriner gelemiyorsa, at yavaşça onu veterinere götürecek bir araca kadar yürütülmelidir.Bis zum Eintreffen des Tierarztes sollte das Pferd im Schritt bewegt werden.
Anlatıcı bir süre sonra, hayvanın göğsündeki lekenin yavaş yavaş değiştiğini düşünmeye başlar.Er beobachtete, dass sich die Schwingungsebene des Pendels langsam drehte.
Fakat, savaşın ilerlemesinin çok yavaş olduğu görüldü.Es wurde kritisiert, dass der Bau viel zu langsam vorankommt.
Daha sonra uçak tasarımları yavaş yavaş gelişmeye başladı.Die Entwicklung des Flugzeugs kam jedoch nur sehr langsam voran.
Yavaş Gıda Yavaş Hareketi ^ DerneğiWie Slow Food entstand.
Lütfen daha yavaş konuşun.S'il te plaît, parle moins vite.
Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.L'aide internationale du Japon diminue en partie à cause d'un ralentissement de l'économie intérieure.
Daha yavaş konuşabilir misiniz?Pouvez-vous parler plus lentement ?
Umudunu yavaş yavaş kaybediyordu.Elle perdait espoir petit à petit.
Hiçbir şey onun çalışmalarını yavaşlatamaz.Rien ne va ralentir ses études.
Kâğıt uçak yavaşça yere doğru alçaldı.L'avion de papier descendit lentement au sol.
Ne oldu? Araba yavaşladı.Qu'est-ce qui s'est passé? La voiture ralentit.
Kavşağa vardığımızda, taksimiz yavaşladı.Quand nous arrivâmes au carrefour, notre taxi ralentit.
Soğuk hava pirinçlerin yetişmesini yavaşlattı.Le temps froid a ralenti la croissance des plants de riz.
Kapıyı yavaşça açtım.J'ai ouvert la porte lentement.
Yavaşlatılmış bir film izler gibiydik.C'était comme si nous voyions un film au ralenti.
Alzheimer hastalığı yavaşça ve hissedilmeden oluşur.La maladie d'Alzheimer évolue lentement, insensiblement.
O, yavaşça benden uzaklaştı.Elle s'éloigna lentement de moi.
Yollar kaygandı, arabalar yavaşladı.Les routes sont glissantes, les voitures ralentissent.
Nüfus artışı yavaşladı.La croissance démographique ralentit.
Soğuk hava dalgası pirinçlerin yetişmesini yavaşlattı.La vague de froid a ralenti la croissance des plants de riz.
İlacın etkileri yavaş yavaş kaybolmaya başladı.Les effets du médicament se sont peu à peu dissipés.
Trafik bir salyangoz yavaşlılığıyla ilerliyor.Le trafic automobile se traîne comme un escargot.
Kalp yavaş atıyor.Le cœur bat lentement.
Bu yavaş internette film izleyemem.Je ne peux regarder de films sur cette connection lente.
Salyangoz, yavaşlıkla bağdaştırılır.L'escargot est associé à la lenteur.
Benim, dedi yavaşça.C’est moi, dit-il doucement.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yavaş ile cümle - Sayfa 28 - yavaş kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App