Çok yavaş değil. Çok hızlı değil.Not too slow, not too fast.
İlk başta yavaş ilerler.You get two or three discrete locations.
Ve yavaşça doluyor, işkence eder gibi yavaş.And it's filling up slowly, agonizingly slowly.
Çok hızlı hareket ettiklerine göre relativite der ki, kendi iç hızları çok yavaş olmalıdır.Because they're moving real fast, relativity says the internal motions go very slow.
Bilgisayarımı yavaşlatsa da, döndürebiliyoruz. -This'll probably really slow down my computer, but you can actually rotate it.
Diğer insanlardan daha yavaşım ( algıda ), Ancak asla vazgeçmem!I'm slower than other people, but I never give up.
Bu kadar yavaş olduğum için çok özür dilerim!So sorry for being so slow!
Dört, ağzını kapat ve kaşığı yavaşça çek.Four, close your mouth and slowly pull the spoon out.
Yani Shantanu arabasıyla çok yavaş gidiyormuş.So Shantanu was traveling quite slow in his car.
5 kilometre/saat, bu çok ... yani araba bayağı yavaş gidiyor gibi.5 kilometers per hour, that's pretty much ... just like the car roll pretty slowly.
Burada da uçuş hızının yüzey alanı büyüklüğünden dolayı çok yavaş olduğu görülebilir.And as you see the fall rate is much much slower because of the bigger surface.
Yavaş yavaş kilo kaybediyordum, fakat benim için, doktorun bana yapmamı söylediği şeydi.I was slowly losing weight, but for me, that was what the doctor told me to do.
O kadar yavaş uçmak için yeterli gazımız yok."We don't have enough gas to fly so slow."
Hızlıca yanlış yönde mi gitmeyi, yavaşça doğru yönde mi?"You want to go very fast in the wrong direction, or slowly in the good direction?
Yavaş yavaş da olsa bu yararlı oldu.Slowly but surely, it lifted.
Bazı balıklar çok yavaş hareket ediyor, yani bir fırsatın var.Some fish move slowly, so you've got a chance.
Lütfen yavaş ve anlaşılır konuşunuz.(robotic voice) Please speak slowly and clearly.
Lütfen yavaş ve anlaşılır konuşunuzPlease speak slowly and clearly.
Çok yavaş ve demode.It's not using the best technology, and it's not using the best people.
Yavaş olun!Slowly!
Lütfen yavaş yavaş ve açıkça konuşmak.Please speak slowly and clearly.
Niçin yavaşlamıyorsun?Why is she not slowing down?
Yavaşlayın ve otobüsün önünüzden sağa yanaşmasına izin verin.SLOW DOWN AND LET THE BUS PULL OVER IN FRONT OF YOU.
Geçebileceğiniz kadar alan yoksa, yavaşlayıp durmalı ve mesafenin açılmasını beklemelisiniz.IF THERE ISN'T ENOUGH ROOM FOR YOU TO PASS, YOU MUST SLOW DOWN, STOP, AND WAlT FOR CLEARANCE.
Ve iyi, sadece güzel ve yavaşça hareket et, Jake.And good, just take it nice and slow, Jake.
Sen ve ben!... Hadi gel! Yavaş, yavaş!Only you and me
Josef daha iyi ama biz sadece sizi yavaşlatırız.Josef is better but we will only slow you down.
Geri dönüp diğerlerini alırız ve şuradan yavaşça aşağı ineriz.We'll go back, get the others, then we'll walk slowly that way down the mountain.
Sıfıra yavaş yavaş yaklaşacağız.It's going to get closer and closer to zero.
Siyahi ayrımcılık seviyeleri yavaşça azaldı.Black segregation
Merkeze yakın yıldızlar yavaş dönerdi.Stars very close to the center move slowly.
Çok daha fazla uzaklaşıldığında ise yıldızlar yine yavaş dönerdi.As we get really far away, the stars are predicted to move slowly again.
Aradaki büyük uzaklık, kütleçekimi oldukça zayıflattığından, yörüngelerinde yavaş yavaş gezerlerdi.Their great distance reduces gravity to a gentle tug, so they move leisurely in their orbits.
Sen yavaş gidiyorsun.You're going too slow. Stop.
Şimdi kaynağa yakın su neredeyse yavaş akıyor.Now upstream the water is flowing pretty slowly.
Aşırı yüksek hızlara yaklaşıyoruz, ve bizi yavaşlatsın diye onları açıyoruz.We are coming at extremely high speeds, and we are deploying them to slow us down.
Patenci geri gitmesine rağmen,geri gitme hızı çok yavaş. -So she will recoil a lot slower, although she will move back.
Harika olan şey: daha yavaş yaşlanmadır.This is what's really cool: it's aging more slowly.
Yükün izleyeceği yol düzdür fakat yavaşlayan bir ivme ile hızlanır. -It's just going to go straight out, but it's going to accelerate at an ever-slowing rate, right?
Sekoyalar üstten çok yavaş büyürler.Redwoods grow very slowly in their tops.
Sonuçta 5 milyar cepte kalırdı ve yolcular trenin daha da yavaş gitmesini isterdi.You'd still have five billion left in change, and people would ask for the trains to be slowed down.
Genelde yavaş yavaş belirip kaybolmazlar.They don't usually fade in and out.
Bu yavaş olur, çünkü bir sürü işlemi tekarlayıp dururuz.That's slow, because we end up repeating a lot of work.
Ve yavaş yavaş, olayları anlamanızı sağlayan bir teori gelişirAnd then you slowly build up a theory of how this stuff works.
Yavaş ol!Slow down!
Işık yavaş çekimde nasıl gözüküyor?How does light look in slow motion? [Light in Slow Motion ... 10 Billion x Slow]
Konuşmamı yavaşça yitirdikçe, sesimi kazandım.As I slowly lost my speech, I gained my voice.
[Müzik yavaş yavaş kısılıyor][Music fades]
Kan akışı yavaşça bozulur; bir hafta sonra da bahis konusu kısımlar düşer.Blood flow is slowly retarded; a week later the parts in question fall off.
Ve bir dış güç onu daha da yavaşlatacak.And exert force to slow it down
Yer çekimi olmayan bir yerde, cisimleri yavaşlatan bir hava olmayan yerde..Where you didn't have gravity, where you did not have air slowing things down
Aslında keyif yapar; yavaş hareket eden bir köpek balığıdır.It actually basks. It's a slow-moving shark.
Bu sayede, rüzgâr türbinleri inanılmaz yavaşlıkta rüzgâr hızlarında bile dönebilir.These wind turbines can rotate in incredibly slow windspeeds, as a result.
Ve yavaş yavaş zamanla,And slowly over time,
Ama bu yavaş bir yöntem.But it is so slow.
Yavaş metin iletişimi, ve daha sonra da gerçek-zamanlı sesli iletişim.Slow, text-based conversations, then real-time voice based conversations.
Sonra, zaman içinde yavaş yavaş bir düzelme oluyor.And eventually, soon they started to get better and better here.
Sen daha hızlı hareket ettikçe, Zaman yavaşlar,As you travel faster Time slows down
Her şey yavaşlar.Everything slows down
Hareket ettiğinde, zaman yavaşlar.Time slows down when you move