Ben o şarkının yavaş ritminden hoşlanıyorum.I like the slow rhythm of that song.
Hızlı, yavaşın zıddıdır."Fast" is the opposite of "slow."
İş yavaş.Business is slow.
Şu anda benim işim yavaştır.My business is slow right now.
Yaz bu yıl yavaş geliyor.Summer is slow in coming this year.
Biz yol boyunca yavaşça yürüdük.We walked slowly along the road.
Ken'den yavaş yavaş hoşlanmaya başlıyorum.I am beginning to like Ken little by little.
Elimden geldiğince yavaş yürüdüm.I walked as slowly as I could.
Kapıyı yavaşça açtım.I opened the door slowly.
Yanlış trene bindiğimi yavaş yavaş anladım.It gradually dawned on me that I had taken the wrong train.
Üniversiteye yavaş yavaş ilerleme katettim.I worked my way through college.
Çok yavaş karar veriyorum.I'm very slow at making up my mind.
Karar vermede çok yavaşım.I'm very slow at making up my mind.
İlk başta gergindim ama yavaş yavaş daha rahatladım.I was nervous at first, but gradually got more relaxed.
Aracın köşede yavaş yavaş kaybolmasını izledim.I watched the car disappearing slowly around the corner.
Buradaki sert iklime yavaş yavaş alışıyorum.I am becoming accustomed to the severe climate here bit by bit.
Onun omuzuna yavaşça vurduğunu gördüm.I saw him pat her on the shoulder.
Yol boyunca yavaş sürmek zorunda kaldık.We had to drive slowly all the way.
Kağıt uçak yavaş yavaş yere düştü.The paper plane fell slowly to earth.
Arabaya yavaş gitmesi için sinyal verdim.I signaled the car to go slow.
Araba sürerken virajlarda yavaşlamak zorundasınız.When you are driving, you should slow down on corners.
Lütfen mümkün olduğunca yavaş konuşun.Please speak as slowly as possible.
Baharın gelmesiyle birlikte her şey yavaş yavaş yeniden hayata dönüyor.With the coming of spring, everything is gradually coming to life again.
İş oldukça yavaştır.Business is quite slow.
Geçen ay iş biraz yavaştı.Business was a little slow last month.
Kız yavaşça yürüdü.The girl walked slowly.
Siz uyurken bedensel işlevler yavaşlar ve vücut sıcaklığı düşer.While you are asleep, the bodily functions slow down and body temperature falls.
Bebeği uyandırmaktan korktuğum için yavaşça yürüdüm.I walked softly for fear of waking the baby.
Nehrin seviyesi yavaş yavaş yükseldi.The level of the river rose little by little.
Gemi yavaş yavaş göründü.The ship gradually came in sight.
Büyükannem yavaş konuşur.My grandmother speaks slowly.
Anneannem yavaşça konuşuyor.My grandmother speaks slowly.
Hızlı bir çocuk yarışı kazanabilir fakat yavaş bir çocuk bile yarışabilir.A fast child may win the race, but even a slow child can compete.
Koşma, yavaşça yürü.Don't run, walk slowly.
İster yavaş ister hızlı sür, dikkatli sür.Whether you drive fast or slow, drive carefully.
Birçok eski gelenekler yavaş yavaş ortadan kayboluyorlar.Many old customs are gradually dying out.
Çok sayıda eski gelenek yavaş yavaş ortadan kalkıyor.Many old customs are gradually dying out.
Güneş ufkun altında yavaşça battı.The sun sank slowly below the horizon.
Yavaş ama istikrarlı yarışı kazanır.Slow but steady wins the race.
Okumaktan, şöminenin yanında sarılmaktan ve yavaş dans etmekten zevk alırım.I enjoy reading, cuddling by the fireplace and slow dancing.
İki büyük medeniyet yavaş yavaş bozuldu.Two great civilizations slowly fell into decay.
Günler yavaş yavaş kısalıyor.The days are gradually shortening.
Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.Japan's foreign aid is decreasing in part because of an economic slowdown at home.
Onun sağlığı yavaş yavaş düzeliyor.His health is improving little by little.
Hastalığını yavaşça atlatıyor.He is slowly recovering from his illness.
O, mektubu yavaşça okudu.He read the letter slowly.
O, herkesin anlaması için yeterince yavaş konuştu.He spoke slowly enough for everyone to understand.
O yavaşça ilerledi.He slowly moved forward.
İzleyiciye yavaş yavaş hitap etmeye başladı.He began to address the audience slowly.
O, caddeden aşağıya yavaşça yürüyordu.He was walking slowly down the street.
O, yavaşça yürüyor.He walks slowly.
Sisli ormanda yavaşça gözden kayboldu.She slowly disappeared into the foggy forest.
Yavaşça ayağa kalktı.He stood up slowly.
O, basamakları yavaşça tırmandı.He went up the steps slowly.
O bir yavaş öğrenen olamaz.He cannot be a slow learner.
O, karar vermede yavaş fakat eylem yapmada hızlıdır.He is slow to decide, but he is quick to act.
O, fikirlerini uygulamaya koymada yavaştı.He was slow in putting his idea into practice.
O bana daha yavaş konuşmamı söyledi.He told me to speak more slowly.
O benim omzuma yavaşça vurdu.He tapped me on the shoulder.
Yavaşça adını tekrarladı.He repeated his name slowly.