Yavaş yavaş, kendi yazılarındaki iyileşmeyi fark edeceksin.Little by little, you will notice improvement in your writings.
Hava boşalırken balon yavaşça indi.The balloon descended gradually as the air came out.
Gökyüzü yavaş yavaş bulutlandı.The sky has gradually clouded over.
Gökyüzü yavaşça bulutlandı.The sky has gradually clouded over.
Inek, uzun, yeşil çimenlerin arasında çok yavaş hareket ediyordu.The cows were moving very slowly through the long green grass.
Yavaş yapabilirsin.You can take your time.
Balon yavaş yavaş indi.The balloon descended slowly.
Dışarıda hava yavaş yavaş kararıyor.It's getting dark little by little outside.
Yağmur biraz yavaşladıktan sonra, arabaya doğru koştuk.After the rain had let up a bit, we made a dash for the car.
Doktor elinden geleni yapmasına rağmen hastanın iyileşmesi yavaş gerçekleşti.Though the doctor did his best, the patient's recovery was slow.
Yavaş yavaş yürüyün.Walk slowly.
Yavaş yürü ve ben sana yetişeceğim.Walk slowly, and I will catch up with you.
Yavaş yavaş çalış.Work slowly.
Yavaş çalış, ve hatalar yapma.Work slowly, and you won't make mistakes.
Yavaş çalışırsan, hatalar yapmazsın.Work slowly, and you won't make mistakes.
Yavaş yavaş sür.Drive slowly.
Yavaş yavaş ve net bir şekilde konuşun.Speak slowly and clearly.
Yavaş ve istikrarlı yarışı kazanır.Slow and steady wins the race.
Yavaş konuşma o adamın özelliğidir.Slow speech is characteristic of that man.
Yavaş yavaş parti sona erdi ve herkes eve gitti.By and by the party ended and everyone went home.
Daha yavaş konuşun.Speak more slowly.
Daha yavaş konuşmaz mısın?Won't you speak more slowly?
O, bana daha yavaş konuşmamı rica etti.He asked me to speak more slowly.
Daha yavaş yürüyün.Walk more slowly.
Daha yavaş sürer misin?Could you drive more slowly?
Daha yavaş yemelisin.You ought to eat more slowly.
Daha yavaş sür yoksa ceza yersin.Drive more slowly, or you'll get a ticket.
Lütfen daha yavaş konuşabilir misin?Could you speak more slowly, please?
Lütfen biraz daha yavaş konuşun.Please speak a little more slowly.
Lütfen biraz daha yavaş konuşur musun?Would you speak more slowly, please?
Biraz daha yavaş konuşur musun?Would you mind speaking more slowly?
Lütfen onu yavaşça tekrarlar mısın?Could you please repeat it slowly?
Biraz daha yavaşça konuşabilir misin?Could you please speak a little bit more slowly?
Biraz daha yavaş konuşabilir misiniz?Could you please speak a little bit more slowly?
Mary Japonjayı yavaşça konuştu.Mary spoke Japanese slowly.
Mary yavaşça Japonca konuştu.Mary spoke Japanese slowly.
Bayan White onun amacını anlamam için yeterince yavaş konuştu.Ms. White spoke slowly enough for me to catch her meaning.
Bill omuzumu yavaşça vurdu.Bill tapped me on the shoulder.
Otobüs yavaş yavaş hızlandı.The bus picked up the speed gradually.
Mümkün olduğunca yavaş konuşabilir misiniz?Could you speak as slowly as possible?
Tom yavaşça yürür.Tom walks slowly.
Tom Bill'den daha yavaş konuşur.Tom speaks more slowly than Bill.
Tom baş aşağı yavaş yavaş yürüyordu.Tom was walking slowly with his head down.
Tom'un Japoncası yavaş yavaş gelişiyor.Tom's Japanese is improving little by little.
Yavaşça kapıya doğru yürü.Walk slowly to the door.
Kapı yavaşça açıldı.The door opened slowly.
Çok yavaş bir trendi. Her küçük istasyonda durdu.It was a very slow train. It stopped at every little station.
Yaşlı hanımefendi tepeye kadar yavaşça yürüdü.The old lady walked slowly up the hill.
Kör adam yavaşça yürüdü.The blind men walked slowly.
Kedi yavaşça fareye yaklaştı.The cat slowly approached the mouse.
Gemi güçlü rüzgara karşı yavaş ilerledi.The ship made slow progress against the strong wind.
Nehir yavaş yavaş denize doğru akar.The river flows slowly to the sea.
Oyun yavaş ve sıkıcıydı.The game was slow, and it was also boring.
Demokratik fikirlerin o ülkeye tanıtılması yavaş bir süreç olacak.Introducing democratic ideas into that country will be a slow process.
O proje yavaş yavaş ilerliyor.That project is proceeding slowly.
Ordu nehir boyunca yavaşça ilerledi.The army slowly advanced across the river.
Müzik yavaş yavaş yok oldu.The music faded away.
Haber yavaş yavaş yayıldı.The news spread little by little.
Affedersiniz, daha yavaş bir şekilde tekrar söyler misiniz?Excuse me, could you say that again more slowly?
O şarkının yavaş ritmini severim.I like the slow rhythm of that song.