Başlangıçtaki çok fazla kural aslında ilerlemelerini yavaşlatacaktır.Too many rules at the onset, will actually slow them down.
Buradan, resmi yavaşça kaydırabilirim.From here, I can slowly pan the image over.
Yavaşlamaya başlar, donar ve sonunda çöker.It would start to slow down, and then to freeze, and eventually it would crash.
Yeniden doldurulması Fransız muadillerinden daha yavaştır ve bu da bir avantaj sağlar.The reload time is slower than that of the French analogs, which is an advantage.
Yavaş yavaşOne inch at a time.
Yarım saniye çok yavaş ya da çok hızlı olabilir. Yakalayamazsınız.One half second too slow or too fast, you don't quite catch it.
Ve yavaş yavaş, haftadan haftaya, bacakları iyileşiyordu.And slowly, slowly week after week his legs were improving.
Bunu özetle, yavaş yavaş, aşama aşama artan ilerlemeyle açıklar.Essentially, it does it by providing a smooth ramp of gradual, step-by-step increment.
Ama yavaşça, önce ellerin ve ayaklarını kıracağım ...sonra karnını deşeceğimBut in the meantime, I'll break your hands and legs ...and let you die slowly
Seni hain ! Seni yavaşça öldüreceğimYou traitor, I'll have you die slowly
Dirsek dışarı ve yavaşlatmaya çalışın.Elbow out and try to decelerate it. Out and decelerate it .
Aynı sebepten bazı yerlerde mercan resifleri de daha yavaş gelişiyor.Coral reefs are growing slower in some places because of this problem.
Geri itme uyguluyoum ve onu yavaşca aşağıya çekiyorum.I put reverse thrust and I try and pull gently down.
Her şeyi yavaş ve nazikçe yapmaya çalışıyorum.I'm trying to do everything very gently.
Evet, yavaş yolu ve uzun yolu var.Well, there's a slow way and the fast way.
Çok yavaş bir şekilde büyür.It grows very slowly.
Ya da şimdi biraz yavaşlayalım.Just, let me slow down here.
Güzel ve yavaşça, tamam mı?(Clicks metronome) (Clicks metronome)
Hayır, pssh, belki, evet, ama daha seksi ve yavaş çekimde (müzik)What? No, pssh, maybe, yeah, but it's sexier and slo motion-er (music)
Fındık faresi yavaş yavaş gözlerini açtı.The Dormouse slowly opened his eyes.
Sonra yavaş yavaş o gitti 'Herkes "gel" Burada diyor,' Alice, düşündüm:'Everybody says "come on!" here,' thought Alice, as she went slowly after it:
Ama söylemeye çalıştığım şu, bu başladığında yavaşça kendini geri çektiğinde ne oluyor?But the point is that what happens once you start kind of quietly leaning back?
Ama maymun yavaş yavaş bir strateji geliştirdi.But the monkey gradually developed a strategy.
Sınıfın yavaş tarafındaki çocukları düşünün.Think of the children on the slow side of the class.
Yavaş başlayacağım.- Okay, let's go slow. - Come on, come quickly!
Bu olay benim test sürücülüğümü biraz yavaşlattı.So it kind of cooled my test-driving for a little while.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.(Laughter)
Fakat bu aygıt çok yavaş.But this device was very slow.
Ama yavaşça yayıldı. Afganistan bugün 3,000 milyar'a kadar çıktı.Afghanistan and Iraq mushroomed now to 3,000 billion.
Yavaş ol.Easy.
Hızlıca yapacağım -- çok hızlı. Ama takip edin diye yavaş çekimde.So I will do it quick, very quick, but in slow motion, so you can follow.
Yani genişleme zamanla yavaşlamaktadır.So the expansion slows down with time.
Şu ana kadar incelenen %5'lik kısım yavaş yavaş keşfedildi.So it's been slow to explore that 5% of the Earth that we've done so far.
Aslında bu bir yavaş çekim.This is slow motion, mind you.
Maersk'in yaptığı yavaşlamak için çalışmak oldu.What Maersk did is they worked ways to slow down.
Yüzde 50 yavaşlayabilirlerdiçThey could slow down by about 50 percent.
Şişirin, ucunu bağlayın ve yavaşça mumun üzerine tutunBlow it up, tie it off and then gently lower it over the candle.
2 elim var, anca bu kadar oluyor ! Lafa tutup beni yavaşlatma !I have 2 hands, and work full capasity ! don't slow down me with talking !
Gemi çok yavaş gidiyordu.It goes very slowly.
Teknolojilerin akışını yavaşlatır.They slow the flow of technologies.
Ve hatta onlar genlerin akışını bile yavaşlatır.And they even slow the flow of genes.
Yavaş yavaş farkına vardım ki, beni bir yıldan uzun bir süredir bilen kimseyi tanımıyorum.I slowly became aware that I knew nobody that knew me for longer than a year.
Ne kadar yavaş uçarsan dönüş yarıçapın da o kadar küçük olur.The slower you fly - the smaller your turning radius becomes.
Fakat çok fazla yavaşlarsan uçağı perdövitese sokabilirsin.Don't slow down too much and risk putting you plane into a stall, however.
İnsanlar beklenmedik ve nasıl başa çıkacaklarını bilemedikleri durumlarda yavaşlarlar.When people come to an unfamiliar situation they don't know how to deal with they slow down.
Tanksavarlar ve yavaş ağır tanklar vur-kaç için uygundur.Tank destroyers and slow heavy tanks are just titbits.
Onlar da nüfus artışını yavaşlatmadan aile başına iki çocuk yapacaklar.And they'll get a two-child family without a stop in population growth.
Gerçekten , yavaş yavaş.Really, little by little.
Keşiş Akıllıca ve yavaş, onlar tarafından işletilen hızlı yanılmak.FRlAR Wisely, and slow; they stumble that run fast.
PARIS Babam Capulet'in bu yüzden olacak; Ve ben onun acele gevşekliği yavaş bir hiçim.PARlS My father Capulet will have it so; And I am nothing slow to slack his haste.
Yavaş yavaş, o büyüdükçe.A bit at a time as he grew bigger.
Yavaş ol, yavaş ol...Easy, easy...
Bunun üzerinde çalışmaya 1985 yılında başladım, ve çok yavaş ilerliyordu.I started working on it in 1985, and it's been evolving very slowly.
Bu sadece yavaşlatır.It just slows it down.
Doğum sırasında yavaş ve derin nefes alırsanız, doğumda bir sorun yaşamazsınız.So just remember to take nice, slow, deep breaths when you're in labor, and you'll be just fine.
Fakat yavaş yavaş ilgimi çekti, burada özel bir şey olduğuna kanaat getirdim.But slowly it began to dawn on me that something rather special was happening.
Sıfıra çok yakın başlıyor sonrasında yavaş yavaş yükseliyor ve bam. .It gets very close to 0, slowly pulls away from 0, and then, bam!
Yerkürenin görüntüsü çok yavaş biçimde değişiyor olabilirdi.Earth's appearance would have changed very gradually.
Sanki evde bir ışığı düğmesinden kapatıyormuş gibi hastaların metabolizmaları yavaşlayacak.Their metabolism will fall as though you were dimming a switch on a lamp at home.
Yavaşla" dediği noktaydı."Whoa! Hold on. Slow down."