2004 yılında kaybettiğimiz sanatçı Şile'de yatmaktadır.2004년 샤크라에서 탈퇴 후 배우로 전향했다.
Dördüncü sahnede Ian, intihar etmiş olan Asker'in yanında, kör bir şekilde yatmaktadır.בתמונה הרביעית איין שוכב עיוור לצד החייל, שמתאבד.
Pijama, hafif, genellikle iki parçadan oluşan ve yatmak için giyilen bir giysidir.לרוב הפיג'מה היא בגד קליל ונוח לשינה.
Hücrei saadetteki kabirde yatmaktadır.יש נוהגים לישון בבית הכנסת.
Bu esnada ben iki ateş arasında yatmaktaydım.הם הונסו משם אחרי עוד שני מטחי ירי.
Bir seferinde 10 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kalmıştır.במהלך התקופה שהה מספר חודשים באשפוז בבית חולים.
Bir seferinde 10 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kalmıştır.Шест месеца е прикован на легло в болница.
Yerde yatmakta olan bir cesedin elinde mikrokaset kayıt cihazı ve bir Altıpatlar tabanca tutmaktadır.Между тях лежи труп, който държи револвер и малък аудиорекордер.
Musa Halife 63 yıl yaşamış ve yeni köy mezarlığında yatmaktadır.Симон II умира около 1336 г. и е погребан в новата църква в Кастелаун.
Bu durumun temelinde birliğin 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu olarak kurulması yatmaktadır.Евростат е основан през 1953 г. като статистическа служба на Европейското обединение за въглища и стомана.
Mezarlıkta birçok ünlü yatmaktadır.Na groblju je nekoliko grobova.
Şu an da cezaevinde yatmaktadır.Bohužiaľ teraz je vo väzení.
O anda sola 23 derece yatmaktaydı.Disponuje 23 stupňami voľnosti.
Lewis’e göre cevap “yapabilmek” kelimesinin kullanıldığı bağlamda yatmaktadır.Za Lewisa vprašanje leži znotraj konteksta rabe besede »lahko«.
Korkmuş ve güçsüz bir halde yatmaktadır.Prestrašen in v joku je zaspal.
Bu demek değildir ki ayakkabı ile yatmak baş ağrısı doğurur.Po drugi strani pa naj bi spanje pod orehom povzročalo glavobol.
Bir seferinde 10 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kalmıştır.Deklica je morala nekaj časa ostati v bolnišnici.
Wilson şu an San Quentin Hapisanesinde yatmakta.Umrl je med čakanjem na usmrtitev v državnem zaporu San Quentin.
Jess'e karşı çok koruyucudur ve soğuk görünümünün altında çok hassas ve tatlı bir insan yatmaktadır.Janeza Krstnika) se je utrudil in v prijetno hladni senci zaspal.
Donmuş kristalin içinde Ner’zhul’un ruhu yatmaktaydı.Tamsoje šaldytuve laikomame piene riboflavinas skyla lėtai.
Mezarlıkta birçok ünlü yatmaktadır.Kirikus on paljude kuulsate itaallaste hauad.
Aynı otobüsle yan yana yolculuk etmek, aynı odada yatmak zorundadırlar.Ainus koht sõidus magamiseks oli põrandal käigukangi kõrval.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Az EU-csatlakozásig vezető úton számos kihívás és felismerés vár a tagjelölt országokra.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Der er mange udfordringer og opdagelser på vejen til EU tiltrædelse.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Det finns många utmaningar och upptäckter längs vägen mot en EU-anslutning.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.En el camino hacia la adhesión a la Unión Europea surgen muchos retos e imprevistos.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Het pad naar toetreding tot de EU is bezaaid met uitdagingen en ontdekkingen.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.La strada per l’adesione all’UE è lastricata di sde e scoperte.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Le chemin de l’adhésion à l’Union européenne est semé de défis et de découvertes.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Lecz ten proces przyczynia się do osiągnięcia siły gospodarczej, która przetrwa próbę czasu.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Na cestě k přistoupení k EU se vyskytuje spousta výzev a objevů.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Na ceste k pristúpeniu k EÚ sa nachádza mnoho výziev a objavov.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Na poti pristopa k EU so številni izzivi in odkritja.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.No caminho para a adesão à União Europeia surgem muitos desaos e descobertas.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Numeroase dicultăţi și descoperiri se aă pe drumul spre aderarea la UE.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Tie kohti EU:n jäsenyyttä on löytöretki, jonka varrella tulee eteen monia haasteita.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Viele Herausforderungen und Entdeckungen säumen den Weg zu einem EU-Beitritt.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Ο δρόο για την ένταξη στην ΕΕ είναι στρωένο ε piροκλήσει και ανακαλύψει.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.По пътя на присъединяването към ЕС има много открития и предизвикателства.
Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzde 50'si denizin altında yatmakta.50퍼센트의 미국은 바다 아래에 있습니다.
Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzde 50'si denizin altında yatmakta.50 אחוזים מארצות הברית נמצאים מתחת לים.
Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzde 50'si denizin altında yatmakta.50% من الولايات المتحدة تقع تحت البحار.
Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzde 50'si denizin altında yatmakta.-ligger 50 procent av USA under havsytan.
Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzde 50'si denizin altında yatmakta.ligt 50% van de VS onder water.
Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzde 50'si denizin altında yatmakta.我々が所有し、法的支配権があり、
Başka bir 17 saatlik çalışma gününden sonra yerde yatmak...Allongé par terre après encore une journée de 17 heures,
Başka bir 17 saatlik çalışma gününden sonra yerde yatmak...Auf dem Boden liegend nach einem weiteren 17-Stunden-Tag
Başka bir 17 saatlik çalışma gününden sonra yerde yatmak...Egy újabb 17 órás nap után a földön fekve,
Başka bir 17 saatlik çalışma gününden sonra yerde yatmak...Nằm trên mặt đất sau khi làm việc 17 tiếng một ngày,
Başka bir 17 saatlik çalışma gününden sonra yerde yatmak...Stând jos după o zi de 17 ore de lucru,
Başka bir 17 saatlik çalışma gününden sonra yerde yatmak...Stese per terra dopo un' altra giornata di lavoro da 17 ore
Benim adım Maite ve seninle yatmak istiyorum.Me llamo Maite y te quiero llevar al huerto.
Biz para açmak için vesileyle hiç sahip olduğu bilinmektedir ve bu hala bodrumda yatmaktadır.우리가 돈을 풀고 기회를 가진 적이 있다고 알려져되고, 그있다 그 아직도 우리 지하실에 누워있다.
Biz para açmak için vesileyle hiç sahip olduğu bilinmektedir ve bu hala bodrumda yatmaktadır.Stalo sa už vie, že sme nikdy nemali príležitosť rozbaliť peniaze, a že stále leží v našom pivnici.
Biz para açmak için vesileyle hiç sahip olduğu bilinmektedir ve bu hala bodrumda yatmaktadır.Stał się znany, że nigdy nie mieliśmy okazji do rozpakowania pieniędzy, i że nadal spoczywa w naszej piwnicy.
Biz para açmak için vesileyle hiç sahip olduğu bilinmektedir ve bu hala bodrumda yatmaktadır.Vált ismertté, hogy még soha nem volt alkalma csomagoljuk ki a pénzt, és hogy ma is ott fekszik a pincénkben.
Biz para açmak için vesileyle hiç sahip olduğu bilinmektedir ve bu hala bodrumda yatmaktadır.זה הפך ידוע כי אנחנו מעולם לא היה לי הזדמנות לפרוק את הכסף, כי זה הוא עדיין שוכב במרתף שלנו.
Biz para açmak için vesileyle hiç sahip olduğu bilinmektedir ve bu hala bodrumda yatmaktadır.فقد أصبح من المعروف أن لدينا الفرصة للم يكن فك المال ، وأنه هو الكذب لا تزال في القبو لدينا.
Biz para açmak için vesileyle hiç sahip olduğu bilinmektedir ve bu hala bodrumda yatmaktadır.それでも私たちのセラーで横たわっている。 私が座っている時にクレートは、鉛の層の間にパックされた2000ナポレオンズが含まれています
Biz yetişkinler, gençler savaşırken yatmak istemeyiz.Los adultos no podemos quedarnos de brazos cruzados mientras los jóvenes pelean.