Şu an da cezaevinde yatmaktadır.Actualmente esta en prisión.
Bir seferinde 10 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kalmıştır.Había estado en el hospital por un mes.
Wilson şu an San Quentin Hapisanesinde yatmakta.Actualmente se encuentra en la Prisión del Estado de San Quentin.
Ben yatmak istemiyorum.Non voglio andare a letto.
Şu an da cezaevinde yatmaktadır.Finisce anche lui in prigione.
Bu esnada ben iki ateş arasında yatmaktaydım.Questi ultimi si trovarono così presi fra due fuochi.
(Bu parçacık "yatmaktadır" demek, ya da gösterimsel "olarak dönüştürür.")("Volete venire a letto con me, stasera?", interpretabile come forma di cortesia o come plurale).
Belli ki geceleri Kreacher burada yatmaktadır.Si addormenta fra i coralli durante la notte.
Öğlen uykusuna yatmak için gölgeli köşe bulabilmak imkânsizdir.L'assunzione del farmaco alla sera può determinare un ritardo nell'addormentarsi.
Bu öz ayarlamanın altında iki kuram yatmaktadır.Si conservano solo due Corani fatti su suo ordine.
Avrupa kıtasına ise bu ülkelerde hastanede yatmakta olan hastalar tarafından getirilmiştir.Они были занесены в Европу из этого региона людьми, которые проходили госпитализацию в названных странах.
Belli ki geceleri Kreacher burada yatmaktadır.К ночи канонада стихла.
Evde bulunan herkes tekrar yatmak için odalarına çekilirler.Они сопровождают всех домашних из комнаты в комнату.
Wilson şu an San Quentin Hapisanesinde yatmakta.На данный момент находится в тюрьме Сан-Квентин.
Donmuş kristalin içinde Ner’zhul’un ruhu yatmaktaydı.По заснеженному лесу шёл Мороз Иванович.
Şu anda Şaban Dede Sapanlı köyünde yatmaktadır.Теперь Мэри живёт в мрачном особняке своего дяди.
Kuzeydoğu tarafında Keskin Dede yatmaktadır.С постели одноглазой бабушки — на север».
Bir seferinde 10 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kalmıştır.Почти полгода пролежал в госпитале.
Birçok ünlü bu mezarlıkta yatmaktadır.وقد دُفن العديد من المشاهير في هذه المقبرة.
Güven hapiste yatmaktadır.ويقضي الشِّتاء في النوم.
Kentin çoğu halen küller altında yatmaktadır ve başkent yakındaki Kokopo şehrine taşınmıştır.وما زال معظم أرجاء المدينة يرقد تحت أمتار من الرماد البركاني، وتم نقل العاصمة إلى كوكوبو المجاورة.
Belli ki geceleri Kreacher burada yatmaktadır.Ele vagueia em Finistère durante a noite.
Aşiyan Mezarlığı'nda yatmaktadır.Repousa no nosso cemitério.
Suçlu bulunduğu 48 cinayet yüzünden ömür boyu hapis yatmakta.Foi condenado por 48 assassinatos confessados por ele.
Fakat içinde tarih olayları da yatmaktaydı.Mas seus dias também estavam contados.
İstanbul’da, Edirnekapı Şehitliği’nde yatmaktadır.No local, eles dormem na companhia de cavalos.
Şu an da cezaevinde yatmaktadır.Nu moet hij alsnog naar de gevangenis.
Bir seferinde 10 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kalmıştır.Van de dokter moest hij een week in bed blijven.
Wilson şu an San Quentin Hapisanesinde yatmakta.Singh zit opgesloten in de San Quentin State Prison bij San Francisco.
Ah kepenek keçe yatmak isterim.Knofje moet gaan slapen.
Öğlen uykusuna yatmak için gölgeli köşe bulabilmak imkânsizdir.De schildpad kan urenlang onderwater blijven tijdens de slaap.
Bu öz ayarlamanın altında iki kuram yatmaktadır.Hij zou zelf twee loges oprichten onder deze obediëntie.
Karısı Rachel kanlar içinde yerde yatmaktadır.Haar zus Ilse vond haar bloedend op de grond.
Tam yatmak üzereyken, zil çaldı.Net op het moment dat ik naar bed zou gaan, ging de bel.
Ah kepenek keçe yatmak isterim.Jubileusze na witrynie ZASP. .
Bu esnada ben iki ateş arasında yatmaktaydım.W tym czasie doszło do dwóch pożarów.
Açık türbede banisi yatmaktadır.Na Polanę na Stołach prowadzi szlak turystyczny.
Bir seferinde 10 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kalmıştır.Przez wiele miesięcy leżał w szpitalu.
Hücrei saadetteki kabirde yatmaktadır.Śpi na progu jej chaty.
Şu an da cezaevinde yatmaktadır.Teraz spotykamy go siedzącego w więzieniu.
O anda sola 23 derece yatmaktaydı.Do domu prowadziło siedem stopni.
Birkaç metre ötesinde ünlü ressam Paul Gauguin yatmaktadır.Na Hiva Oa spędził ostatnie lata swojego życia słynny malarz Paul Gauguin.
Wilson şu an San Quentin Hapisanesinde yatmakta.För tillfället väntar han på sin avrättning på San Quentin State Prison.
Avustralya'nın 3,000 kilometre güneybatısında yatmakta olan bu batık kıta yaklaşık 3 Japonya büyüklüğündedir.Den ligger cirka 3 000 kilometer sydväst om Australien och är nästan tre gånger så stor som Japan.
Bugün, Salt Lake City Mezarlığı'nda yatmaktadır.Hans grav finns på Salt Lake City Cemetery i Salt Lake City.
Bu durumun temelinde birliğin 1951 yılında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu olarak kurulması yatmaktadır.De äldsta dokumenten är från upprättandet av Europeiska kol- och stålgemenskapen 1951.
Antik çağda, masalarda yatmak gelenekseldi.Under siestan är det vanligt att sova middag.
Şu an da cezaevinde yatmaktadır.Він і дотепер перебуває у в'язниці.
Pijama, hafif, genellikle iki parçadan oluşan ve yatmak için giyilen bir giysidir.Піжама – костюм для сну, який, зазвичай, складається із двох речей – сорочки із ґудзиками та довгих штанів.
Bu esnada ben iki ateş arasında yatmaktaydım.Він опинився між двома вогнями.
Güven hapiste yatmaktadır.Упокоївся в затворі.
Ah kepenek keçe yatmak isterim.Взимку лягає в сплячку.
Günümüzde İmralı Cezaevi'nde hapis yatmaktadır.Проте сам Колоссус перебуванням у тюрмі дуже пишається.
Toplumsal, ekonomik yaşayışımızın bütün görünüşleri,bu belgelerde yatmaktadır.Всі важливі питання нашого релігійного й національного життя будуть старанно розглядані на її сторінках.
Hücrei saadetteki kabirde yatmaktadır.Спали в кабіні по черзі.
Ben yatmak istiyorum.Я хочу йти спати.
Desdemona’nın yatak odası Desdemona yatmak için Emilia ile yardımıyla hazırlanmaktadır.Desdemona si s pomocí Emile rozestýlá postel.
Yanında da kendisinde önce vefat eden oğlu Aşık Minhaci yatmaktadır.Předčasně zemřel i jeho syn, který se utopil v Labi.
Odada tek başına yatmaktadır.Sama odejde do ložnice.
Şu an da cezaevinde yatmaktadır.Momentálně je ve vězení.