Ana içeriğe geç
Sözlük

yatmak ile cümle

yatmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yuva, sonraki kuluçkaya yatmak için veya daha geç yıllarda tekrar kullanılabilir.Nests may be re-used for subsequent broods or in following years.
Şu an da cezaevinde yatmaktadır.He is currently in prison.
Bir diğer kasette Miloš bir yatağa zincirlenmiş olarak yüzükoyun yatmaktadır.In the Tate version, a different breed is curled up asleep in their manger.
Karısı Rachel kanlar içinde yerde yatmaktadır.Ryan finds Sarah bleeding on the floor.
Odada tek başına yatmaktadır.I was sleeping alone in my room.
Kendi deyimiyle "sevgilisinin koynunda" yatmaktadır."Hande sevgilisiyle yatağa girdi".
Kısacası özde çocuksu bir bencillik yatmaktadır.Instead, the egocentric young man decides to.
"Hangi cinsiyetle yatmaktan hoşlanırsın?"What gender do you like to sleep with?
Yatmak istemiyorlar.They don't want to go to bed.
Bunlar bir bebeğin bakış açısından yapılmış. Onların kucağında yatmak istiyorsun, bir bebek gibi...They're from a baby's perspective. you love to nestle in their arms like a baby.
Maria'yla yatmak mı?Lie with Maria?
Satsang ölüm döşeğinde yatmak gibiydi.Satsang becomes a near-death experience.
Başka bir 17 saatlik çalışma gününden sonra yerde yatmak...MO: Lying on the ground after another 17-hour day,
Tek istediğim onunla yatmaktı.All I really wanted was to sleep with him.
Bıçak altına yatmaktan çok korkarım.I'm too scared to go under a knife.
Bazı bebekler ise bir nebze yan yatmak isterler.Some babies are perfectly fine being swaddled and placed perfectly on their back.
Onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmış yatmakta idi.We turned their bodies from right to left and their dog stretched its front legs on the ground.
Öğlene kadar yatmak güçsüzler içindir, hafta içi veya hafta sonu olması farketmez:Lie-ins are for the weak, whether it's a week day or not:
Lider, "Balkanlar'ın geleceği AB üyeliğinde yatmaktadır."The future of the Balkans is in its integration in the EU.
Suriye'de hapis yatmakta olan bir Suriyeli-Romen Romanya'da da hapis cezası alabilir.A Syrian-Romanian serving a prison sentence in Syria may also get jail time in Romania.
Ermentrude Paris, Fransa'da yatmaktadır.Ermentrude was buried in the Basilique Saint-Denis, Paris, France.
Pek çok suçlamanın altında cinsel korkular yatmaktaydı.Many accusations included sexual fears.
Bu yayım için son editörü P.V. Egorov üç ay hapis yatmak zorunda kaldı.For it, its last editor P.V. Egorov had to spend three months in jail.[1].
Radyo Erivan'a soruldu: "Açık bir pencereyle yatmak iyi midir?"Radio Yerevan was asked: "How many people of Russian origin live in Finland?"
Radyo Erivan cevapladı: "Evet. Ama bir kadınla yatmak daha iyidir."Radio Yerevan answered: "There are enough to have a referendum."
Ancak Kienzl'in güçlü yanları aslında günlük sahnelerin tasvirinde yatmaktadır.However, Kienzl's strengths actually lie in the depiction of everyday scenes.
Kusur, bir noktanın (F, yukarıda) "iç" açı (∠ ACD) olduğu varsayımında yatmaktadır.The flaw lies in the assumption that a point (F, above) lies "inside" angle (∠ ACD).
Sosyete fahişeleri kölelerle yatmakta özgür olsun.[1] (v. 716–719).Let the courtesans be free to sleep with the slaves.[33](v. 716–719).
Arka koltukta ise Ray'in ameliyattan çıkardığı bir hasta bilinçsizce yatmaktadır.In the back seat, a seriously ill patient who Ray extracted from surgery lies unconscious.
Bu praksisin ana İncil temeli, Mesih'in kenotik enkarnasyonunda yatmaktadır.The main biblical foundation for this praxis lies in the kenotic incarnation of Christ.
Abramovitsh'in etkisi iki faktörde yatmaktadır.Abramovitsh’s influence lay in two factors.
Yapısalcılığın kökleri Güney Amerika'da bulunan Şili'de yatmaktadır.The roots of structuralism lie in South America, and particularly Chile.
Sağdaki iskelet (SK 335 olarak anılır) sırt üstü yatmaktadır.The skeleton on the right (referred to as SK 335) is lying on its back.
Soldaki iskelet (SK 336), SK 335'e bakar bir şekilde sol tarafta yatmaktadır.The skeleton on the left (SK 336) is lying on its left side facing SK 335.
Kasım 1629'da o kadar hastalandı ki haftalarca yatmak zorunda kaldı.In November 1629 he became so ill that he lay down for weeks.
Çoğu zaman karın üzerine ya da karın kazındığı çıplak zemine yatmak zorunda kalıyorlardı.Often they had to lie on the bare snow, or on ground scraped bare of snow with a foot.
Yorgunum, ve yatmak istiyorum.Ich bin müde und möchte ins Bett gehen.
Antik çağda, masalarda yatmak gelenekseldi.In der Antike war es üblich, sich an Tische zu legen.
Bu lahit’de yalnızca yatmaktayım.Nur ich liege in diesem Sarge.
Bunun temelinde de Atina’daki demokratik yapı ve ticari piyasa yatmaktadır.Gründe hierfür liegen in der demokratischen Struktur sowie in der Handelsmacht Athens.
Şu an da cezaevinde yatmaktadır.Jetzt sitzt er im Gefängnis.
Fakat bu hak, öncelikle çirkin ve yaşlı olan bütün kadınlarla yatmak önkoşuluna bağlıdır.Es handelt sich zumeist um Alltagsfashion, die sich an selbstbewusste, elegante Frauen jeden Alters richtet.
Ah kepenek keçe yatmak isterim.Daher erschlaffen die Blattgelenke.
Bugün, Salt Lake City Mezarlığı'nda yatmaktadır.Zu Grabe getragen wurde er am Salt Lake City Cemetery.
Senaryo gereği; Babası Vince hastanede yatmaktaydı.Ihr Vater Wenzel liegt im Krankenhaus.
Christine Brochant ise aslında hafif bir trafik kazası geçirmiştir ve hastanede yatmaktadır.Brochants Frau ist stattdessen bei einem Verkehrsunfall schwer verunglückt und liegt im Krankenhaus.
Yanında da kendisinde önce vefat eden oğlu Aşık Minhaci yatmaktadır.Einer seiner früh verstorbenen Söhne ruht ebenfalls dort.
Suçlu bulunduğu 48 cinayet yüzünden ömür boyu hapis yatmakta.Alex wird wegen Mordes zu 14 Jahren Gefängnis verurteilt.
Kendi deyimiyle "sevgilisinin koynunda" yatmaktadır.Ihren Geliebten selbst sieht sie schlafend auf der Couch liegen.
Odada tek başına yatmaktadır.Il est seul dans sa chambre.
Bu zatın kardeşi Gani Baba ise köyün güneyinde yatmaktadır.Et tu sais pourquoi ton père et ta mère dorment dans le même lit ?
Korkmuş ve güçsüz bir halde yatmaktadır.Elle va se coucher, terrorisée.
Frère-Orban, Robermont mezarlığında Liège'de doğduğu yerde yatmaktadır.Frère-Orban repose dans sa ville natale, Liège, au cimetière de Robermont.
İnsan yerleşmesi için avantajlı konumu, soğuk kış rüzgarlarından korunaklı olmasında yatmaktadır.Elles ont l’avantage d’être agréables à vivre été comme hiver.
Bir diğer kasette Miloš bir yatağa zincirlenmiş olarak yüzükoyun yatmaktadır.Équation d’une vengeance Un homme est allongé sur un lit, immobile.
Dauglas Crimp'in dediği gibi "her resmin altında başka bir resim yatmaktadır".La signature de Mihr Ali se lisait sous chaque portrait.
Yorgunum, ve yatmak istiyorum.Estoy cansado, quiero irme a la cama.
Ben yatmak istiyorum.Quiero irme a la cama.
Yuva, sonraki kuluçkaya yatmak için veya daha geç yıllarda tekrar kullanılabilir.El nido puede ser reutilizado para la próxima cópula o para los años futuros.
Bugün, Salt Lake City Mezarlığı'nda yatmaktadır.Fue enterrado en el Cementerio de Salt Lake City .
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod