yatkın ile cümle
yatkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Mantığımıza yatkın ve bize güven veren otoriteleri diğerlerinden ayırt edebilmek hepimiz için çok önemlidir.우리에게 구별할 줄 아는 능력은 중요합니다. 우리가 안전하고 이성적으로 신뢰할 수 있는 권위의 경우를 신뢰할 수 없는 경우와 구별할 수 있는 능력 말이죠.
Mantığımıza yatkın ve bize güven veren otoriteleri diğerlerinden ayırt edebilmek hepimiz için çok önemlidir.Quan trọng là ta phải biết phân biệt khi nào ta có thể tin tưởng chuyên gia và khi nào thì không.
Mantığımıza yatkın ve bize güven veren otoriteleri diğerlerinden ayırt edebilmek hepimiz için çok önemlidir.חשוב שנדע איך להבדיל בין המקרים בהם אנחנו יכולים לסמוך בבטחון על מקור סמכות, לבין אלה שאיננו יכולים.
Mantığımıza yatkın ve bize güven veren otoriteleri diğerlerinden ayırt edebilmek hepimiz için çok önemlidir.安全に合理的に権威を信頼できる場合とを 私たち皆が区別できることです どのようにすればいいのでしょう?
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Ad esempio, noi tendiamo a vedere facce.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Cum ar fi, avem tendinţa să vedem feţe.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.예를 들어, 우리는 얼굴을 보는 경향이 있습니다.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Ligesom, det at vi har en tendens til at se ansigter.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Máme třeba tendenci vidět obličeje.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Mamy skłonność do widzenia twarzy.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Meillä on taipumus nähdä kasvoja.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Napríklad máme tendenciu vidieť tváre.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Na primer, ljudje pogosto vidimo obraze.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Par exemple, nous avons tendance à voir des visages.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Például hajlamosak vagyunk arcokat látni.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Por exemplo, temos tendência para ver caras.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Som till exempel att vi har en tendens att se ansikten.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Zo hebben we de neiging om overal gezichten in te zien.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Zum Beispiel haben wir die Tendenz, Gesichter zu sehen.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Όπως αυτό: έχουμε την τάση να βλέπουμε πρόσωπα.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Например, че сме склонни да виждаме лица.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.Так, например, мы склонны видеть лица.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.למשל, יש לנו את הנטיה לראות פרצופים.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.مثل، لدينا ميل لرؤية الوجوه.
Mesela, her yerde yüz görmeye yatkınız.これは1976年の火星の表面にある顔で
O 12 yılın sonuna yaklaştıkça, öğrendiklerim git gide daha az akla yatkın geliyordu.Entre más me acerco al final de estos 12 años, menos racional encuentro lo que aprendí.
O 12 yılın sonuna yaklaştıkça, öğrendiklerim git gide daha az akla yatkın geliyordu.Im bardziej zbliżałem się do końca tych 12 lat, tym za mniej racjonalne, uznawałem to czego się nauczyłem.
O 12 yılın sonuna yaklaştıkça, öğrendiklerim git gide daha az akla yatkın geliyordu.più mi avvicinavo alla fine di questi 12 anni meno razionalità trovavo in quello che imparavo.
O 12 yılın sonuna yaklaştıkça, öğrendiklerim git gide daha az akla yatkın geliyordu.Plus je me rapprochais de la fin de ces 12 ans, moins je trouvais rationnel ce que j'apprenais.
O 12 yılın sonuna yaklaştıkça, öğrendiklerim git gide daha az akla yatkın geliyordu.Quanto mais próximo do fim dos 12 anos escolares menos racionalidade encontrava no que aprendia.
O 12 yılın sonuna yaklaştıkça, öğrendiklerim git gide daha az akla yatkın geliyordu.Semakin kurang rasional dari apa yang kutemukan dan kupelajari.
O 12 yılın sonuna yaklaştıkça, öğrendiklerim git gide daha az akla yatkın geliyordu.Umso mehr ich mich dem Ende dieser 12 Jahre näherte, umso weniger Sinn fand ich in dem was ich gelernt hatte.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.A diákokat nem tanítják meg csapatban dolgozni.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Agli studenti non si insegna a lavorare in gruppo.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.A los estudiantes no se les enseña a trabajar en grupo.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Den Studenten wird nicht beigebracht, in Gruppen zu arbeiten.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.De studerende lærer ikke om at arbejde i grupper.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Học sinh thì không được dạy làm việc nhóm
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.학생들은 그룹으로 활동하는 것을 배우지 않아요.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Les élèves n'apprennent pas à travailler en groupe.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Os estudantes não são ensinados a trabalhar em grupo.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Studenţii nu sunt învăţaţi să lucreze în grup.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Studentów nie uczy się pracy zespołowej.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Ze leren studenten niet om in groepen te werken.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Οι φοιτητές δεν μαθαίνουν να δουλεύουν σε ομάδες.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Студенти не навчені працювати в групах.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.Студентов не учат работать в командах.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.סטודנטים לא נלמדים לעבוד בקבוצות.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.الطلاب لا يُعلموا العمل في جماعات.
Öğrenciler grup çalışmasına yatkın değildir.そこにメスを入れました
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız.우리는 석유 노출과 수은에 대해서 많이 생각하고
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız. Ve plastik hakkında bu günlerde bir çok şey duyuyoruz.Chúng ta có xu hướng nghĩ về sự cố tràn dầu và thủy ngân và gần đây chúng ta nghe rất nhiều về nhựa.
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız. Ve plastik hakkında bu günlerde bir çok şey duyuyoruz.Ci preoccupano le perdite di petrolio e il mercurio, e si parla sempre di plastica di questi tempi.
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız. Ve plastik hakkında bu günlerde bir çok şey duyuyoruz.Înclinăm să ne gîndim la scurgerile de petrol și de mercur și auzim multe despre plastic în zilele noastre.
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız. Ve plastik hakkında bu günlerde bir çok şey duyuyoruz.Kita cenderung berpikir bahwa tumpahan minyak dan air raksa dan kita banyak mendengar tentang plastik.
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız. Ve plastik hakkında bu günlerde bir çok şey duyuyoruz.Meillä on taipumus ajatella öljyvuotoja ja elohopeaa, ja saamme kuulla paljon muovista näinä päivinä.
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız. Ve plastik hakkında bu günlerde bir çok şey duyuyoruz.Pensamos que los derrames de petróleo y mercurio, y escuchamos acerca del plástico últimamente.
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız. Ve plastik hakkında bu günlerde bir çok şey duyuyoruz.We hebben de neiging vooral denken aan de olielekken, kwik, en we horen nogal wat over plastic dezer dagen.
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız. Ve plastik hakkında bu günlerde bir çok şey duyuyoruz.Wir neigen dazu an Öllecks zu denken, und Quecksilber und wir hören eine Menge über Plastik.
Petrol sızıntıları ve civa hakkında düşünmeye yatkınız. Ve plastik hakkında bu günlerde bir çok şey duyuyoruz.Zamartwiamy się wyciekami oleju i rtęci, dużo też się mówi o plastiku.