yatkın ile cümle

yatkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Görüşleri sola yatkındır.Silmät sijaitsevat vasemmalla kyljellä.
Genetik olarak obeziteye yatkın olan insanlarda tip 2 diyabetin ana sebebinin obezite olduğu düşünülmektedir.Η παχυσαρκία σε άτομα με γενετική προδιάθεση στο διαβήτη τύπου 2 θεωρείται κύριο αίτιο της ασθένειας.
Dil öğrenmeye olan merak ve yatkınlığı sonucunda 9 dil konuşabiliyordu.Εκτός από την μητρική του γλώσσα μαθαίνει με τον καιρό να μιλά 9 γλώσσες.
Bu açıdan akla yatkın görünmektedir.Όμως ιδεολογικά μού ακούγεται δίκαιο.
Dişleri keskin ve sivridir (yani et yemeye yatkındır).Skuddene er tykke og kødede (nærmest sukkulente).
Yunan astronomisi gök olaylarına akla yatkın fiziksel açıklamalar arayışıyla başlayıp şekillenmiştir.Gresk astronomi er preget fra starten av søken etter en rasjonell, fysisk forklaring etter himmelfenomener.
Genel kanı genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin hastalığı tetiklediği yönündedir.Hvordan er mage-regionen i forhold til smertereaksjon og farge?
Tarımsal sosyalizm ağırlıklı olarak ilkel (sanayi öncesi), kentleşmemiş demografiye yatkındır.Sosialisme agraria umumnya menerapkan demografi pra-industrial dan non-urbanisasi.
Öfkeye yatkındır.Timbullah marahnya.
Yaşlılık da pnömoniye yatkınlaştırır.Sử cũ không chép hậu sự của Phượng.
Babası ona Latince öğretmek istiyordu ancak matematiğe olan ilgisini ve yatkınlığını görünce bundan vazgeçti.父親はまずラテン語を教えたが、数学の素質を見抜くと止めた。
Görüşleri sola yatkındır.眼は左側にある。
Dengenin bozulmasına karşılık olarak dengeyi tekrar korumaya yatkın olan kuvvetler ortaya çıkar.また警備を固めるよう主張する主簿の何無忌や功曹の栄建固の意見を退けた。
Bu açıdan akla yatkın görünmektedir.这一点听起来表面上是公平的。
Tırnak batmasına yatkın ayaklar veya genetik özellikler.③動物的腳趾或指甲。
Bu yıllarda müziğe olan yatkınlığını da keşfetti.它在几年的时间中发展出了音乐的多样性。
Arızalanmaya ne kadar yatkın?有多少落空?
Dil öğrenmeye yatkın bir kişilikti.擅长学习人语。
Dil öğrenmeye olan merak ve yatkınlığı sonucunda 9 dil konuşabiliyordu.그는 어려서 부터 3개 국어를 하고 9개 언어를 읽을수 있었다.
Görüşleri sola yatkındır.מה לך מקיף לשמאל?
Ailelerde mesane enfeksiyonu yatkınlığı görülebilir.Възможна е предразположеност към инфекции на пикочния мехур в семейството.
Yaşlılık da pnömoniye yatkınlaştırır.Напредналата възраст също предразполага към пневмония.
Tüm ölçü araçları araç hatası ve ölçüm belirsizliğine çeşitli düzeylerde yatkındır.Всички измервателни уреди имат различни степени на грешка на инструмента и неопределеност на измерването.
Diyabete yatkınlığa sebep olabilecek bazı ilaçlar ve diğer sağlık sorunları mevcuttur.Съществуват редица лекарства и други здравословни проблеми, които може да предразположат към диабет.
Bonoboların görece daha uzun kolları vardır ve bayağı şempanzelere göre dik yürümeye daha çok yatkındır.Боноботата имат по-дълги ръце и са по-склонни да вървят изправени.
Ayrıca çoğu Kage bu seviyede olmaya yatkındır.Većina Kagea također teži biti na toj razini.
Yaşlılık da pnömoniye yatkınlaştırır.Starost također pogoduje pneumoniji.
Ailelerde mesane enfeksiyonu yatkınlığı görülebilir.U obiteljima može postojati predispozicija za infekcije mjehura.
Öfkeye yatkındır.Odnijeli te bijesi!
Mikroişlemci bir program istedi; öyle ki bu program değişmeye yatkın olacaktı.Udruga HM ima gotov projekt i zna kako to promjeniti.
Diyabete yatkınlığa sebep olabilecek bazı ilaçlar ve diğer sağlık sorunları mevcuttur.Postoji niz lijekova i drugih zdravstvenih problema koji mogu dovesti do podložnosti dijabetesu.
Satranca olan yatkınlığı o küçük yaşında bile fark ediliyordu.Záľuba v šachu sa uňho prejavila už v mladosti.
Yeteneği ve şova yatkınlığı kendisini bir medya yıldızı haline getirdi.Rétorika a charizma, ktorými disponuje, robia z neho hviezdu.
Dişleri keskin ve sivridir (yani et yemeye yatkındır).Čeljust in zobje so prilagojeni na (raz)trganje hrane.
Ayrıca bazı bireyler psikoza diğerlerinen daha yatkındırlar.Kljub vsemu pa je z določenimi sindromi povezan bolj kot z drugimi.
Hastalık, yatkın bir kişide çevresel etmenler tarafından tetikleniyor olabilir.Liga galima užsikrėsti tik nuo žmogaus, sergančio aktyvia jos forma.
Diyabete yatkınlığa sebep olabilecek bazı ilaçlar ve diğer sağlık sorunları mevcuttur.On mitmeid ravimeid ja muid terviseprobleeme, mis võivad diabeedi tekitada.
Akla yatkın savlardan biri, bunun, evrim sırasında, bizim konuşmamızı sağlayan bir taviz olduğudur.그럴싸한 가설 하나는 우리가 말을 하도록 해주는 진화 과정과의
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Aku akan mencintai diriku sendiri walaupun begitu mudah bagiku untuk berlaku sebaliknya."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim."Będę siebie kochać pomimo mojej skłonności do nienawidzenia siebie".
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Budu mít rád sám sebe navzdory lehkosti s kterou se přikláním k opaku."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Ich werde mich selbst lieben, trotz der Leichtigkeit, mit der ich zum Gegenteil neige."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Ik zal van mezelf houden, ondanks het gemak waarmee ik naar de andere kant neig."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Jag skall älska mig själv oaktat den lätthet med vilken jag lutar åt motsatsen."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Jeg vil elske mig selv trods den lethed, med hvilken jeg læner mod det modsatte."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Je m'aimerai malgré la facilité que j'ai à pencher vers l'opposé."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""나는 그 반대로 기울기 쉬운 내 모습에도 불구하고 내 자신을 사랑할 것이다."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Ljubil bom samega sebe kljub lahkoti, s katero se nagibam k nasprotnem."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Mă voi iubi în ciuda ușurinței cu care înclin spre a face opusul."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Me amaré a pesar de mi dócil inclinación a lo contrario".
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Mi amerò nonostante la facilità con cui tendo verso l'opposto".
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Rakastan itseäni huolimatta siitä, miten helppoa on liukua päinvastaiseen suuntaan."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Szeretni fogom magam, azon könnyedség ellenére, amivel az ellenkező irányba dőlök."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Tôi sẽ yêu bản thân mặc kệ sự dễ dàng của việc ghét bỏ bản thân mình"
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Vou amar-me a mim mesmo, apesar da facilidade com que "me inclino a não o fazer."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Θα αγαπώ τον εαυτό μου παρ' όλη την ευκολία με την οποία κλίνω προς το αντίθετο."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Ще се обичам, въпреки леснината, с която се мразя".
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""Я буду любить себя, несмотря на то, с какой лёгкостью я впал в другую крайность".
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""בדעתי לאהוב את עצמי חרף הקלות שבה אני נוטה לעבר ההיפך מכך."
"Aksini yapmaya daha yatkın olsam da, kendimi seveceğim.""أنا أحب نفسي على الرغم من السهولة التي تدفعني لأن أميل نحو العكس"

İlgili Sayfalar