Kış uykusuna yatan gelengilerle beraber keneler de bütün evreleriyle kışı yuvada geçirir.Le cronache del tempo narrano che alcune dame passarono l'intero inverno a letto.
Köy ismini ise çevre dağlarda sık bulunan türbelerde yatan alimlerden almıştır.Название происходит от горы Рәтүш, где Рә — назв. р. и түш `склон горы`.
Heine, eserlerinin arkasında yatan felsefe ile ilgili birçok röportaj da yapmıştır.Хайне дал несколько интервью, объясняющие философию своих произведений.
Orada olan herkesin bilincinde yatan şeyleri haykırıyordu.”Мы записывали все, что приходило нам в голову».
Bu sahneler, köşk çevresinde yatan ölü mankenlerin görüntüleriyle harmanlamış durumdadır.Эта сцена перемежается со сценами, показывающими мёртвых моделей, лежащих вокруг особняка.
DAL(DATA ACCESS LAYER) veri tabanının altında yatan karmaşıklığı dış dünyadan saklar.DAL скрывает сложность лежащего в основе хранилища данных от внешнего мира.
Rakun köpegi köpekgiller familyasının tek kış uykusuna yatan üyesidir.Енотовидная собака — единственный представитель семейства псовых, залегающий на зиму в спячку.
Zamanında altta yatan nedenlere müdahale edilmediği takdirde ölümcül olabilir, demansa gidebilir.Тот, кто не успеет вовремя добраться до Ворот, обязательно погибнет.
"Karşı Yatan Karadağ". Enver Çingizoğlu (2008).Древо жизни над Русью воздвизается…» (2008).
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..قد تحدث المضاعفات خصوصا لدى كبار السن وأولئك الذين يعانون من مشاكل صحية مستبطنة.
Hasta yatakları özel olarak, yatan hastalar için tasarlanmıştır.صُممت قاعدة التسعات خصيصًا للمرضى البالغين.
Schopenhauer, görünen dünyanın ardında yatan esas gerçekliğin istenç olduğunu ileri sürdü.لاحظ هيور أن الخداع الجيد يبدو حقيقيا.
Kuluçkaya yatan tür sayısı 119 dur.أعلى تصنيف لها كان 119.
Komşusu açken tok yatan inançlı değildir.ليس المؤمن الذي يشبع وجاره جائع إلى جنبه.
Nanoantenlerin arkasında yatan teori aslında rektifiye antenlerinkiyle aynıdır.A teoria por trás das nantennas é essencialmente a mesma das rectennas (antenas retificadoras).
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.Enquanto isso, em Winterfell, uma aflita Catelyn Stark cuida de seu filho inconsciente, Bran.
Gece de en erken yatan kişi.Foi uma das mais aguardadas da noite.
Bu düellonun arkasında yatan gerçek sebepler belirsiz kalmaya devam etmektedir.A origem exata deste desporto permanece obscura.
Orada olan herkesin bilincinde yatan şeyleri haykırıyordu.”Chorei todas as lágrimas que tinha em mim."
Heine, eserlerinin arkasında yatan felsefe ile ilgili birçok röportaj da yapmıştır.Heine heeft verschillende Surrealismeelementen over de filosofie achter zijn creaties.
Yani içeride yatan bir hasta olmasına rağmen aynı zamanda sahibi ve idarecisidir.Iemand die woont in een huis dat hij gekocht heeft, is tegelijkertijd eigenaar en bezitter van het huis.
Bunun arkasında yatan bilim oldukça komplekstir.De symboliek achter dit werk is vrij duidelijk.
Diğer sandukalarda yatanların kim olduğu kesin olarak bilinmez.Het is onzeker tot welke nasks de overige Avestateksten behoorden.
Özellikle hastanede yatan hastalarda görülür.Vooral in ziekenhuizen kunnen ze voor veel overlast zorgen.
Buna göre heykel, "bir esvaba sarılmış olan Meryem Ana'nın kollarında yatan İsa'nın naaşını" betimlemeliydi.Het moest ‘een in gewaad gehulde maagd Maria voorstellen met de dode Christus in haar armen’.
İtle yatan bitle kalkar.Een vuile adem besmet 't reine glas.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Powikłania mogą wystąpić w szczególności u osób starszych oraz osób mających inne problemy zdrowotne.
Bunlardan "aşk canavarı", "Bad Romance"in altında yatan canavardır.Jedną z nich była miłość potwora, która jest inspiracją dla "Bad Romance".
Gece de en erken yatan kişi.Noc jest wówczas najkrótsza.
Heine, eserlerinin arkasında yatan felsefe ile ilgili birçok röportaj da yapmıştır.Heine udzielił kilka wywiadów, w których wyjaśniał filozofię swojej twórczości.
Tedavisi altta yatan sebebe bağlıdır.Leczenie zależy od przyczyny złamania.
Özellikle hastanede yatan hastalarda görülür.Dotyczą szczególnie praw pacjentki w otoczeniu szpitalnym.
Benim bu mezarlıkta yatan can ciğer arkadaşlarım vardı.Na cmentarzu znajduje się mogiła tych żołnierzy.
Bu hastalığın altında yatan sebeplerden biri de yoğun stresdir.Jedną z przyczyn była ciężka choroba.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Komplikationer kan inträffa, framför allt hos äldre människor och för dem med underliggande hälsoproblem.
Bunlardan %30'unda altta yatan bir hastalık da bulunmamaktadır.Omkring 30 % med denna sjukdom är också drabbade av huvudvärk.
Köy ismini ise çevre dağlarda sık bulunan türbelerde yatan alimlerden almıştır.Назва селища походить від шишкуватих (куполоподібних) пагорбів, на яких воно частково розташоване.
Bunlardan %30'unda altta yatan bir hastalık da bulunmamaktadır.Тим не менш, він відсутній у 30 % хворих.
Altta yatan nedeni belirleyin.Шукайте докорінну причину.
Bu sahneler, köşk çevresinde yatan ölü mankenlerin görüntüleriyle harmanlamış durumdadır.Ця сцена перемежується, зі сценами, що показують мертвих моделей лежачих навколо особняка.
Gutun altta yatan nedeni hiperürisemidir.В основі цієї хвороби лежить гіперфункція гіпофізу.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Zejména u starších pacientů a osob se zdravotními problémy se mohou objevit komplikace.
Bunlardan %30'unda altta yatan bir hastalık da bulunmamaktadır.Ve 30 % se objevují typické absence.
Komünizmin temelinde yatan sebep, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir.V novém prostředí se rodí myšlenka kibuců, společné práce na společném majetku bez individuálního vlastnictví.
Tarihi bilinmeyen bir türbesi vardır, orada yatan kişinin kim olduğu da bilinmemektedir.Kapsa má neznámou funkci a není jasné, jestli vůbec nějaká existuje.
Ama yine de bu genel açıklama , temelinde yatan fiziki anlamını tam olarak açıkça aksettirememektedir.Ovšem za cenu toho, že dané řešení nepopisuje probíhající fyzikální děj zcela přesně.
Heine, eserlerinin arkasında yatan felsefe ile ilgili birçok röportaj da yapmıştır.Heine a oferit câteva interviuri, explicând filozofia ce se află în spatele creațiilor sale.
Kuluçkaya yatan tür sayısı 119 dur.Numarul total de locuri a fost 119.
Bu denklemin altında yatan iki önemli varsayım daha vardır.Există două categorii principale ale acestei subordonate.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Pot apărea complicații mai ales la pacienții vârstnici sau la cei cu alte probleme de sănătate.
Tedavisi altta yatan sebebe bağlıdır.Tratamentul depinde de cauza subiacentă.
Kuluçkaya yatan tür sayısı 119 dur.A nő, aki túl sokat tudott 119.
Bunlardan "aşk canavarı", "Bad Romance"in altında yatan canavardır.Egyike ezeknek a „szerelem-szörnyeteg”, amely a Bad Romance szám inspirációjául szolgált.
Ayrıca psikozun tipine ve arka planda yatan zihinsel hastalığa göre belirtiler ve yoğunlukları değişebilir.Attól függően, hogy a száj, vagy fej melyik irányában terjed, változó tünetek lehetségesek.
1901 yılında, Frankfurt Akıl Hastanesi'nde yatan Auguste Deter adındaki bir hastayı gözlemlemeye başladı.Vuonna 1901 Alzheimer tarkkaili naispotilasta Auguste Deteriä Frankfurtin mielisairaalassa.
14. Yüklü soru / loaded question: Sorunun ardında yatan varsayımların doğru olduğu savı.57) Neljäs mietiskely: Todesta ja epätodesta käsittelee ongelmaa, joka seuraa edellä käsitellyistä.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Vaarassa ovat erityisesti iäkkäät ja henkilöt, joilla on vaikeita perustauteja.
Hem erkek hem de dişi, yaklaşık 3 hafta boyunca kuluçkaya yatan yumurtalara bakar.Sekä koiras että naaras hautovat noin 3 viikkoa.
Bu kuvvet de elektrik motorlarının altında yatan temel fenomendir.Tähän ilmiöön perustuu sähkömoottorien toiminta.
Cezaevlerinde ölüm orucuna yatan mahkûmlarda sık görülen hastalıktır.Joskus armahdetaan myös vakavasti sairastunut vanki.