Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Επιπλοκές μπορεί να εμφανισθούν ιδιαίτερα στους ηλικιωμένους και στα άτομα με υποκείμενα προβλήματα υγείας .
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.Στο ενδιάμεσο, η Catelyn Stark, θρινεί τον γιο της, Bran, ο οποίος κείται αναίσθητος στο έδαφος.
Benim bu mezarlıkta yatan can ciğer arkadaşlarım vardı.Στο νεκροταφείο αυτό έχουν ταφεί γνωστοί Σέρβοι.
Kuluçkaya yatan tür sayısı 119 dur.Ο επόμενος σύνθετος αριθμός είναι το 119.
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.I mellemtiden i Winterfell en våger sørgende Catelyn Stark over sin bevidstløse søn Bran.
Bunun altında yatan sebep EP’nin ne single ne de albüm listelerine uygun olmasıydı.Pga. dens længde var EP'en ikke kvalificeret til at gå på hitlisten en single eller album.
Özellikle hastanede yatan hastalarda görülür.Vi mødes på hospitalet, på kommunen.
2004 yılında adada kuluçkaya yatan ilk bayağı deniz papağanı türü bulundu.I 2004 udnævntes den første indianske opsynsmand over parken.
İlk başta Pentonville’de ve sonra Wandsworth’te yatan Wilde en sonunda Reading Zindanı'na transfer edildi.Han ble først fengslet i Pentonville, deretter i Wandsworth, og til slutt i Reading.
Bu kuvvet de elektrik motorlarının altında yatan temel fenomendir.Dette er det grunnlegende prinsippet bak elektriske motorer.
Eski Mısır matematikçileri, Pisagor teoremi'nin altında yatan ilkelere ilişkin bir kavrayışa sahiptiler.Matematikawan Mesir Kuno telah mengetahui prinsip-prinsip yang mendasari teorema Pythagoras.
Orada olan herkesin bilincinde yatan şeyleri haykırıyordu.”Mereka merusak segala sesuatu yang mereka sentuh."
Bunlardan "aşk canavarı", "Bad Romance"in altında yatan canavardır.Dia menampilkan singel pertama The Fame Monster, "Bad Romance".
Bu düellonun arkasında yatan gerçek sebepler belirsiz kalmaya devam etmektedir.Tapi, karena sesuatu hal duel tersebut tetap tidak terwujud.
Rakun köpegi köpekgiller familyasının tek kış uykusuna yatan üyesidir.Anjing rakun merupakan satu-satunya anggota famili Canidae yang menjalani torpor (hibernasi) di musim dingin.
Bu hastalığın altında yatan sebeplerden biri de yoğun stresdir.Salah satu julukan yang diberikan pada penyakit ini adalah penyakit keramat.
Altın bir yatakta yatan zengin bir adam var.Seorang laki-laki kaya yang tidur diatas tempat tidur emas.
Bunlardan "aşk canavarı", "Bad Romance"in altında yatan canavardır.Trong số đó có cả "quái vật tình yêu" (love monster) và nó là cảm hứng cho "Bad Romance".
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.Trong khi đó, ở Winterfell, Catelyn Stark đau buồn khi con trai bà là Bran bất tỉnh.
Tarihi bilinmeyen bir türbesi vardır, orada yatan kişinin kim olduğu da bilinmemektedir.Lăng mộ này vẫn chưa rõ của ai, và ta không biết gì về người cư ngụ ở đó.
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.一方、ウィンターフェルではキャトリンが意識のない息子ブランを看病する。
Buzun ağırlığı altında yatan kayaların 0.5 ile 1 kilometre arasında batmasına neden olmuştur.乗っている岩は氷の重さによって0.5から1キロメートル沈んでいる。
Orada yatana çağırışım yapacak şekilde "Yatan" denilmiştir.その孤高である様子から「修行僧」などと呼ばれることもあった。
Dış duvarın yanında yatan köpekler gibi korkak kaldılar.塗り壁 三つ目の犬のようなおとなしい妖怪。
Bu hastalığın altında yatan sebeplerden biri de yoğun stresdir.疾病の発生要因の多くは、ストレスに由来する。
Rakun köpegi köpekgiller familyasının tek kış uykusuna yatan üyesidir.犬の血を持つ者は冬歌1人だけである。
Özellikle hastanede yatan hastalarda görülür.主として病院内で用いられている。
Bunlardan "aşk canavarı", "Bad Romance"in altında yatan canavardır.その内の“愛の怪物”が「バッド・ロマンス」の発想の源であった。
Bunun altında yatan sebep, diasporada Yahudi millî yaşamının gelişiminin kısıtlanmasıdır.这种态度的基础是,流散限制了犹太民族生活的全面发展。
Heine, eserlerinin arkasında yatan felsefe ile ilgili birçok röportaj da yapmıştır.海涅已经在数次采访中解释过他创作背后的理念了。
Diğer sandukalarda yatanların kim olduğu kesin olarak bilinmez.记里鼓车到底是谁人制作,则是不得而知。
Orada olan herkesin bilincinde yatan şeyleri haykırıyordu.”阿拉伯人毀滅任何他們所接觸的東西”。
Orada yatana çağırışım yapacak şekilde "Yatan" denilmiştir.그대를 부르는 소리는 바람에 휩쓸려 (あなたを呼ぶ声は風にさらわれて) Here I am!!
Madonna, "Sky Fits Heaven" ve "Shanti/Ashtangi"nin arkasında yatan ilham hakkında konuşuyor."Sky Fits Heaven"과 "Shanti/Ashtangi"가 앨범의 테마를 잘 나타내는 노래이다.
Özellikle hastanede yatan hastalarda görülür.특히 병원에 입원하는 환자에게는 저염식이 제공된다.
DAL(DATA ACCESS LAYER) veri tabanının altında yatan karmaşıklığı dış dünyadan saklar.DAL은 기반이 되는 데이터 소스의 복잡성을 외부 세상으로부터 숨기는 역할을 한다.
Bunun arkasında yatan bilim oldukça komplekstir.המדע מאחורי מנגנון זה הוא מורכב למדי.
Diğer sandukalarda yatanların kim olduğu kesin olarak bilinmez.לא ידוע בוודאות מה קרה לבונקרים הנותרים.
"Karşı Yatan Karadağ". Enver Çingizoğlu (2008).הוצאת דיונון מבית פרובוק בע"מ שם (1998) שם (1998)
1901 yılında, Frankfurt Akıl Hastanesi'nde yatan Auguste Deter adındaki bir hastayı gözlemlemeye başladı.През 1901 г. Алцхаймер наблюдава пациентка във Франкфуртският приют на име Аугусте Детер.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Усложнения могат да се появят конкретно при по-възрастни и хора с основни здравословни проблеми.
Bunun arkasında yatan bilim oldukça komplekstir.Tehnologija koja to izvodi vrlo je jednostavna.
Bu denklemin altında yatan iki önemli varsayım daha vardır.Postoje dva ključna varijeteta ovog argumenta.
Bunlardan %30'unda altta yatan bir hastalık da bulunmamaktadır.Zhruba v 30% prípadov nie je možné určiť príčinu ochorenia.
Ama yine de bu genel açıklama , temelinde yatan fiziki anlamını tam olarak açıkça aksettirememektedir.Navyše, tieto úsudky robíme bez vedomia, že fyzická príťažlivosť hrá v tomto procese rolu.
Çomak parmak, KOAH'ya özgü değildir ve altta yatan bir akciğer kanseri için araştırmaları tetiklemelidir.Betičasti prsti niso specifični za KOPB in bi morali spodbuditi preiskave v smeri pljučnega raka.
Benim bu mezarlıkta yatan can ciğer arkadaşlarım vardı.Verjetno je bilo v tem skupinskem grobu tudi kaj Medancev.
Özellikle yaşlılarda ve altta yatan sağlık sorunu olan kişilerde komplikasyonlar meydana gelebilir..Zapleti se lahko pojavijo zlasti pri starejših osebah in pri bolnikih z drugimi zdravstvenimi problemi.
Eski Mısır matematikçileri, Pisagor teoremi'nin altında yatan ilkelere ilişkin bir kavrayışa sahiptiler.Staroegipčanski matematiki so doumeli načelo Pitagorovega izreka.
Buna rağmen ölen veya hapiste yatana rastlanılmaz.Zdi se pa verjetneje, da je Leon umrl naravne smrti ali v ječi ali v samostanu.
Rakun köpegi köpekgiller familyasının tek kış uykusuna yatan üyesidir.Usūrinis šuo vienintelis iš šuninių gali užmigti žiemos miegu.
Gece de en erken yatan kişi.Gražiausia uoste vaikščioti ankstyvais vakarais.
Rakun köpegi köpekgiller familyasının tek kış uykusuna yatan üyesidir.Kährik on ainus koerlane, kes talvel magab.
Hasta yatakları özel olarak, yatan hastalar için tasarlanmıştır.Haiglaliftid on mõeldud eelkõige haigete veoks.
Bunun arkasında yatan bilim oldukça komplekstir.MIL süsteemi taga peituv matemaatika on suhteliselt lihtne.
Aceleyle gidip Meryemle Yusufu ve yemlikte yatan bebeği buldular.Andarono dunque senz'indugio e trovarono Maria e Giuseppe e il bambino, che giaceva nella mangiatoia
Aceleyle gidip Meryemle Yusufu ve yemlikte yatan bebeği buldular.A prišli poponáhľajúc sa a našli Máriu i Jozefa i nemluvniatko, ležiace v jasliach.
Aceleyle gidip Meryemle Yusufu ve yemlikte yatan bebeği buldular.A tak spiesząc się, przyszli i znaleźli Maryję i Józefa, i ono niemowlątko leżące w żłobie.
Aceleyle gidip Meryemle Yusufu ve yemlikte yatan bebeği buldular.Elmenének azért sietséggel, és megtalálák Máriát és Józsefet, és a kis gyermeket, ki a jászolban fekszik vala.
Aceleyle gidip Meryemle Yusufu ve yemlikte yatan bebeği buldular.Foram, pois, a toda a pressa, e acharam Maria e José, e o menino deitado na manjedoura;