Hasta-hekim ilişkisinin temelinde yatan dönüştürücü ve üstün olduğuna inandığım bir ritüeli kaybediyoruz.변화시킬 힘이 있고, 탁월하며, 의사와 환자 사이의 관계에 있어서 가장 중요한 의식을 잃어가고 있습니다
Hasta-hekim ilişkisinin temelinde yatan dönüştürücü ve üstün olduğuna inandığım bir ritüeli kaybediyoruz.Méghozzá egy átformáló és transzcendens szertartást, mely az orvos-beteg kapcsolat szíve-lelke.
Hasta-hekim ilişkisinin temelinde yatan dönüştürücü ve üstün olduğuna inandığım bir ritüeli kaybediyoruz.Nous perdons un rituel qui je crois transforme et transcende, et est au cœur de la relation patient-médecin.
Hasta-hekim ilişkisinin temelinde yatan dönüştürücü ve üstün olduğuna inandığım bir ritüeli kaybediyoruz.Vi mister et ritual, som jeg mener er omdannende, transcendent og i hjertet af patient-læge-forholdet.
Hasta-hekim ilişkisinin temelinde yatan dönüştürücü ve üstün olduğuna inandığım bir ritüeli kaybediyoruz.Губим ритуал, който е трансформиращ, трансцедентен и е в сърцевината на връзката между пациента и лекаря.
Hasta-hekim ilişkisinin temelinde yatan dönüştürücü ve üstün olduğuna inandığım bir ritüeli kaybediyoruz.Мы теряем трансцендентальный ритуал, который Является ключевым в отношениях врача с пациентом.
Hasta-hekim ilişkisinin temelinde yatan dönüştürücü ve üstün olduğuna inandığım bir ritüeli kaybediyoruz.אנו מאבדים הליך שאני מאמין שהוא מתפתח, נעלה והנמצא בלב היחסים בין המטופל והרופא.
Hasta-hekim ilişkisinin temelinde yatan dönüştürücü ve üstün olduğuna inandığım bir ritüeli kaybediyoruz.نحن نفقد أحد الطقوس التي أؤمن أنا شخصياً بأنه تحويلي انتقالي وفي صميم علاقة الطبيب بالمريض.
Hasta-hekim ilişkisinin temelinde yatan dönüştürücü ve üstün olduğuna inandığım bir ritüeli kaybediyoruz.変化をおこし 強力にする 力があるのです TEDでご紹介するのは
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.Iemand kan ziek in bed liggen en nog steeds tientallen, honderden andere individuen besmetten.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.사람이 침대에 앓아 누워 있어도 수십 수백명에게 병균을 전염시킬 수 있는 것이지요.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.Można być przykutym do łóżka i zarazić dziesiątki, a nawet setki innych.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.Người ốm liệt giường vẫn truyền bệnh cho 10, thậm chí hàng trăm cá nhân khác.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.O persoana poate fi bolnava la pat si totusi poate infecta zeci, poate sute de alti indivizi.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.Una persona enferma en cama tiene la capacidad de infectar a decenas o centenas de otros individuos.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.Une personne peut être malade et alitée et pourtant contaminer des dizaines d'autres individus.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.Uno può essere malato a letto e infettare decine, anche centinaia di altri individui.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.Человек может быть болен и лежать в постели, но всё равно заразить десятки, даже сотни других индивидуумов.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.Човек може да бъде болен и да лежи в леглото и пак да заради десетки, дори стотици други личности.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.אדם יכול להיות חולה במיטה ועדיין להדביק עשרות, אפילו מאות אנשים אחרים.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.من الممكن لشخص أن يظل مريضاً فى الفراش و يعدى عشرات" بل مئات من الآخرين.
Hasta yatağında yatan bir kişi bulunduğu yerden onlarca, yüzlerce yeni kişiye hastalık bulaştırabilir.感染させることができます この図でどういうことかお見せします
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Era confortabil încolãcit înãuntru, fãrã suflare.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Er hatte es sich hier drin gemütlich gemacht und war tot.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Leżał tam wygodnie zwinięty martwy.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Oh Dong-soo était... mort là-dedans, confortablement pelotonné.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Ηταν άνετα κουλουριασμένος εκεί μέσα, νεκρός.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Ami belül van, azt senki nem sajátíthatja ki torzíthatja el vagy veheti el tőlünk igazán.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Apa yang ada di dalam diri kita tidak akan pernah bisa ditaklukan, dikucilkan, atau diambil.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Aquilo que nós somos não pode nunca ser ocupado, alterado ou levado.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Ceea ce se află în noi nu poate fi niciodată cotropit, smuls sau răpit.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Ce qui se trouve en nous ne peut ne jamais être vraiment colonisé, déformé, ou nous être enlevé.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Det som ligger inom oss kan aldrig bli helt koloniserat, förvridet, eller tas bort.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Hvad der ligger inden i os kan aldrig blive koloniseret helt og aldeles, forvrænget eller tages væk.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.우리 안에 있는 그 무엇도 우리를 지배하거나, 조종하거나, 빼앗을 수 없어요.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Lo que no hay dentro de nosotros puede nunca ser verdaderamente colonizado, desencajado, o quitado.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Những gì ở trong chúng ta không thể bị chiếm lấy, biến đổi, hay tước đoạt.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Quello che abbiamo dentro non può mai essere veramente colonizzato, contorto, o portato via.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Sisäistä olemustamme ei voi koskaan todella hallita, vääristää tai ottaa pois.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.To, co máme uvnitř, si nemůže nikdo podmanit, pokroutit nebo nám vzít.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.To, co w nas jest, nie może nam nigdy zostać zabrane.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Was wir in uns tragen, kann nie wahrhaftig kolonisiert, deformiert oder ausgelöscht werden.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Wat zich in ons bevindt, kan nooit echt gekoloniseerd worden, verwrongen of ontvreemd.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Κανείς στ' αλήθεια δεν μπορεί ν' αποικήσει, να διαστρεβλώσει ή ν' αφαιρέσει αυτά που βρίσκονται μέσα μας.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Наше внутреннее содержание нельзя ни колонизировать, ни исказить, ни забрать у нас.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.Това, което лежи в нас не може да бъде напълно овладяно, изкривено или отнето.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.את מה ששוכן בקרבנו לא ניתן לדכא, לעוות או לקחת.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.ما يكمن في داخلنا لا يمكن أبدا أن تكون مستعمرة حقا، ملتوية، أو اتخذت بعيدا.
İçimizde yatan şey asla gerçekten sömürülemez, alınamaz veya çarpıtılamaz.ゆがめられる事も 盗まれる事もないのです 希望は決して失われる事はありません
İçinizde yatan gerçek siz, evrenin ta kendisi.Az igazi, mély és legbelső Te, az az egész univerzum.
İçinizde yatan gerçek siz, evrenin ta kendisi.De echte, diep onderliggende jij is het hele universum.
İçinizde yatan gerçek siz, evrenin ta kendisi.En lo más profundo, quienes son en realidad, es el universo entero.
İçinizde yatan gerçek siz, evrenin ta kendisi.O verdadeiro e profundo "você" é o Universo inteiro.
İçinizde yatan gerçek siz, evrenin ta kendisi.Tak naprawdę, w głębi duszy, jesteś całym światem.
İçinizde yatan gerçek siz, evrenin ta kendisi.فى الحقيقة أنت هو الكون بأكمله
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Älkää uskoko ystävää, älkää luottako uskottuun; vaimolta, joka sylissäsi lepää, varo suusi ovet.
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.higyjetek a barátnak; ne bízzatok a tanácsadóban; az öledben ülõ elõtt [is] zárd be szádnak ajtaját.
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.너희는 이웃을 믿지 말며 친구를 의지하지 말며 네 품에 누운 여인에게라도 네 입의 문을 지킬지어다
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Nedověřujte se příteli, nedoufejte v vůdce; před tou, jenž leží v lůnu tvém, ostříhej dveří úst svých.
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Neverte priateľovi, nenadejte sa na vodcu; pred tou, ktorá leží v tvojom lone, stráž dvere svojich úst.