Dağılımlarının altta yatan fonksiyonlara bütük katkısı vardır.Và sự phân bố này thực sự hữu ích đối với vai trò của chúng.
Dağılımlarının altta yatan fonksiyonlara bütük katkısı vardır.Το πώς είναι κατανεμημένοι συμβάλλει πραγματικά στην υποκείμενη λειτουργία τους.
Dağılımlarının altta yatan fonksiyonlara bütük katkısı vardır.Але саме такий розподіл сприяє їх основній функції.
Dağılımlarının altta yatan fonksiyonlara bütük katkısı vardır.И това как са били разпределени допринася към тяхната скрита функция.
Dağılımlarının altta yatan fonksiyonlara bütük katkısı vardır.И то, как они распределены, на самом деле влияет на функции, которые они выполняют.
Dağılımlarının altta yatan fonksiyonlara bütük katkısı vardır.אופן פיזורם קובע מהותית את צורת פעולתם.
Dağılımlarının altta yatan fonksiyonlara bütük katkısı vardır.وطريقة توزيعها بالفعل يتناسب مع وظائفها الأولية.
Dağılımlarının altta yatan fonksiyonlara bütük katkısı vardır.密接に関連しているのです もちろん説明した通り
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.De consument hopelijk echt begrijpen in zijn hart, terwijl je woont waar de klant is, in Amerika.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.En espérant qu'ils comprendaient vraiment le coeur du client, là où le client est et vit avec eux en Amérique.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Esperávamos que entendessem o cliente no seu âmago, onde o cliente estava, vivessem com ele nos EUA.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.În mod ideal, să înțeleagă profund clientul acolo unde este el, să trăiască cu ei în America.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.되도록이면 고객의 마음을 이해하는 것이 목표였습니다
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Mieliśmy nadzieję zrozumienia klienta w samym jego sercu, tam gdzie klient jest, żyć z nim w Ameryce.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Se tutto va bene, capendo realmente il cliente nel suo cuore, dove è il cliente, vivere con lui in America.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Siendo optimista, entender de verdad al cliente a fondo, dónde está el cliente, vivir con ellos en EE.UU.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Snáď by sa pochopil zákazník v jeho jadre, keby boli tam, kde zákazník - v Amerike.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.Да се надяваме, наистина да разберат клиента в сърцето му, където е клиентът, да живеят с тях в Америка.
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.בתקווה, באמת להבין את הלקוח וליבו,
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.و كان يؤمل, أن يتفهموا احتياجات الزبون,
Dileğimiz, müşterilerle beraber Amerika'da yaşayıp onların kalplerinde yatanın ne olduğunu anlamalarıydı.顧客の住むアメリカで生活をさせたい だから彼らを送り出しました
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.Agora o exame de ADN livrou Frederik e indicou outro homem que estava a cumprir pena na prisão.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.Ahora, el ADN exoneró a Fredrick e implicó a otro hombre que estaba en la cárcel.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.Badanie DNA oczyściło Fredricka wskazując na innego człowieka już odsiadującego wyrok za co innego.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.프레드릭은 이제 DNA 증거에 의해 무죄가 입증되었습니다. DNA 증거에 따르면 현재 교도소에서 복역중인 다른 사람이 범인일 가능성이 있습니다.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.Jetzt wurde Fredrick durch DNA entlastet und ein anderer Mann einbezogen, der auch im Gefängnis saß.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.Les tests ADN ont innocenté Fredrick et ont révélé l'implication d'un autre homme, qui était en prison.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.Most a DNS-vizsgálat felmentette őt, és egy másik ember került gyanúba, aki börtönben ült.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.Testele de ADN l-au exonorat pe Fredrick şi au implicat un alt bărbat care era în închisoare.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.Позже ДНК-тест оправдал Фредерика и указал на причастность другого человека, находившегося в тюрьме.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.Сега ДНК оневинява Фредрик и посочва друг човек, който излежавал присъда в затвора.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.בדיקות דנ"א ניקו אותו כיום מאשמה וגם הצביעו על אדם אחר שהיה באותו זמן במאסר.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.الآن برأ الحمض النووي فردريك كما أنه ورط رجل آخر الذي كان يقضي فترة في السجن.
DNA testi Fredrick ve olaya karıştığı için hapis yatan başka birini temize çıkardı.服役していた別の男が 関与していたことがわかりました ところが被害女性は
Eğer mal varlığınız bir ev ise, evinizin kirası her ay hesabınıza yatan kira bedelidir. .Jeśli aktywami jest dom, to czynszem jest miesięczna rata wynajmu.
Eğer mal varlığınız bir ev ise, evinizin kirası her ay hesabınıza yatan kira bedelidir. .Nếu tài sản là nhà, tiền thuê từ nó là tiền thuê nhà hàng tháng của bạn.
Eğer mal varlığınız bir ev ise, evinizin kirası her ay hesabınıza yatan kira bedelidir. .Pokud je aktivum dům, půjčovné z něj je měsíční splátka nájmu.
Eğer mal varlığınız bir ev ise, evinizin kirası her ay hesabınıza yatan kira bedelidir. .Si el activo es una casa, la renta sobre este es la renta mensual.
Eğer mal varlığınız bir ev ise, evinizin kirası her ay hesabınıza yatan kira bedelidir. .Αν το περιουσιακό στοιχείο είναι ένα σπίτι, το ενοίκιο είναι το χρηματικό αντίτιμο που πληρώνετε κάθε μήνα.
Eğer mal varlığınız bir ev ise, evinizin kirası her ay hesabınıza yatan kira bedelidir. .家賃の支払いです。 ですから、それはこのように考えるとき、 人々は家の所有権を言うとき、 彼らはまだ住宅所有者ではありません。
En altta yatan reaksiyon olanAcea reacție de jos,
En altta yatan reaksiyon olanC'est la réaction d'en bas :
En altta yatan reaksiyon olanPhản ứng đó xảy ra ở đáy,
En altta yatan reaksiyon olanTuo reaktio alla,
Ey oğul, Senin düğün gün önce gece senin gelin ile yatan ölüm Hath:Ó fiam, az este te esküvő napján é halál hált te menyasszony:
Ey oğul, Senin düğün gün önce gece senin gelin ile yatan ölüm Hath:O søn, natten før din bryllupsdag Hath død ligget med din bruden:
Fakat, gelişimin geleceğini anlamak için gelişimin altında yatan faktörler hakkında tahmin yapmamız gerekir.그러나 성장의 미래를 이해하기 위해서는 성장의 근본적인 동력에 대한 예측을 해야 합니다.
Fakat, gelişimin geleceğini anlamak için gelişimin altında yatan faktörler hakkında tahmin yapmamız gerekir.אך בכדי להבין את העתיד של הצמיחה, אנחנו צריכים לבצע תחזיות על גורמי הצמיחה שמתחת לפני השטח.
Fakat, gelişimin geleceğini anlamak için gelişimin altında yatan faktörler hakkında tahmin yapmamız gerekir.ولكن لنفهم مستقبل النمو، ونحن بحاجة إلى القيام بتوقعات حول الدوافع الأساسية للنمو.
Fakat, gelişimin geleceğini anlamak için gelişimin altında yatan faktörler hakkında tahmin yapmamız gerekir.成長を引っ張る原動力について 予測しなければなりません 私は楽観的です なぜなら新しい機械の時代の特徴が
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.Galois a creat un limbaj care spune că de fapt simetriile de la baza lor sunt exact aceleaşi.
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.Galois ha prodotto un linguaggio per dire che le soggiacenti simmetrie sono in realtà esattamente le stesse.
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.Galois megteremtett egy nyelvet, hogy kifejezhessük, hogy az igazi szimmetriák pontosan ugyanazok.
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.Galois stworzył język, którym można wyjaśnić, że ich symetrie są takie same.
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.갈루아는 이들의 기본적인 대칭성은 똑같다는 것을 말해주는 언어를 만들었지요.
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.le langage produit par Galois prétend que les symétries sous-jacentes sont exactement les mêmes.
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.Галоа е създал език, който казва, че всъщност симетриите в основата на тези неща са напълно еднакви.
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.Галуа розробив мову, щоб стверджувати, що фактично суть симетрій, що лежать в їх основі, точно та сама.
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.גלואה ייצר שפה שאומרת שלמעשה הסימטריות שעומדות ביסודם זהות לחלוטין.
Galois bunların altında yatan simetrinin aslında tamamen aynı olduğunu gösteren bir dil geliştirmiştir.أنتج ڴالوا لغة لقول أن نفس التماثلات تكمن ورائها.