Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.Батько заборонив мені читати книжки в ліжку.
İki gün yatakta kalmak zorunda kaldım.Мені прийшлося залишатися в ліжку протягом двох днів.
Bu benim yatak odam.Це моя спальня.
Yatak 120 euro!Ліжко коштує 120 євро!
Yatakta sigara içmek tehlikelidir.Палити у ліжку небезпечно.
Kadın yatak odasında uyuyor.Жінка спить у спальні.
Çocukları yataktalar.Її діти в ліжку.
Kocam her zaman yatakta okur.Мій чоловік увесь час читає в ліжку.
Tom yatakta atlamıyordu.Том не стрибав на ліжку.
Bu yatak rahat değil.Це ліжко незручне.
Bu yatak çok rahat.Це ліжко дуже зручне.
Bu yatak benim için çok yumuşak.Це ліжко зам'яке для мене.
Ben hala yataktayım.Я ще в ліжку.
Sık sık yatakta okurum.Я часто читаю в ліжку.
Bunların yanı sıra Swift, ailesine Belle Meade, Tennessee'de dört yatak odalı bir ev satın almıştır.Pro své rodiče Swift koupila vilu v Belle Meade v Tennessee.
Desdemona’nın yatak odası Desdemona yatmak için Emilia ile yardımıyla hazırlanmaktadır.Desdemona si s pomocí Emile rozestýlá postel.
Yatak odaları genellikle dört veya beş kişiliktir.V ložnici obvykle bydlí čtyři nebo pět dětí.
Dünya kehribar yataklarının %90'ı Rusya'nın Kaliningrad Bölgesinde bulunmaktadır.Odhaduje se, že devadesát procent světových zásob se nachází v okolí ruského Kaliningradu.
Şirket masaj yatakları satmaktadır.Radnice rozprodává činžáky.
Yatakhane görevlilerince "tuhaf çocuk" diye tanımlanmıştır.Pro autora byli Kulišáci „nechtěné dítě“.
Yatak profiline yaklaşmıştır.Dosedá na profilovaný sokl.
Desdemona Emelia ile kendi yatak odasındadır.Děj se přesouvá k Emilii do ložnice.
Üç yaşında babasının yatak odasında babasının saraç iğnesiyle sol gözüne hasar verdi.Ve věku tří let si Louis poranil levé oko šídlem z otcovy dílny.
Şifahane bölümü, hastanenin yataklı kısmıdır.Holota, Hovory na nemocničním lůžku.
Buffy yatakhanede uyuyup evde uyanıyor.Homer v práci spí a je vyhozen.
ANKAmall bünyesinde 5 yıldızlı, 568 yatak kapasiteli bir otel de bulunmaktadır.V budově se nachází kanceláře a pětihvězdičkový hotel s 588 pokoji.
Geleneksel Kore bahçelerinde teraslı çiçek yatakları yaygın bir özelliktir.Sdružení květů v květenství je běžným jevem.
Zeliş hizmetçisi ile Kudreti tesadüfen yatakta basmıştır onu o gece evden kapı dışarı eder.Tajně si vytvoří duplikát klíče od jejího bytu a večer se do obydlí vydává šmejdit.
Rod ve Tina birlikte yatak odasına çekilirler.Paul se s Claire miluje v uzamčeném pokoji.
Tarihsel öneminin antik altın madeni yataklarından kaynaklandığı sanılmaktadır.Starší lidé vzpomínají, že tento materiál pocházel z dřívějších textilních továren.
Poltava'nın birçok yerinde doğal gaz ve petrol yatakları vardır.Na mnoha místech Předkavkazí jsou naleziště ropy a zemního plynu.
Ayrıca bakır ve tabiî gaz yatakları da mevcuttur.Jsou zde též naleziště ropy a zemního plynu.
Ancak, henüz açılıp işletilen yatak yoktur.Výstavba žádného úseku však zahájena dosud nebyla.
Kadın hastalanarak yataklara düşer.Dobré slovo u lůžka nemocných.
Maden yatakları zengin bir alman şehridir.Němčičky jsou obcí s bohatou vinařskou historií.
Yatağın baş tarafında bir yatak başı bulunabilir.Do vyklenutí zapadá přední část lůžka.
Bünyesinde 100 yataklı bir hastane vardır.Byla tu také nemocnice s 600 lůžky.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.M-am dat jos din pat și m-am dus în sală (numai în rochia de noapte) și m-am întâlnit cu ei singură.
Evde bulunan adam saat 21.15'te yatak odasının kapısını zorlamaya başladı.Un atacator a deschis focul în club la ora locală 01:15.
Bunun nedeni zengin petrol yataklarının bulunmasıdır.Așa se explică existența zăcămintelor de petrol și gaze naturale.
Şifahane bölümü, hastanenin yataklı kısmıdır.Această capelă se afla probabil în clădirea spitalului.
Tamamında 73 yatak vardır.În total există 73 de așezări.
Bu yataklar şüphesiz Antik dönemde de, hatta daha erken dönemlerde de bilinmekteydi.Asemenea lucrări au fost compuse din perioada barocului, dacă nu chiar mai devreme.
Yatak, üzerinde uyumak ya da dinlenmek için kullanılan mobilya.Dormitorul este o cameră sau un loc folosit în principal pentru somn sau odihnă.
Ayrıca şehirde 32 yataklı bir hastane inşası da sürmektedir.1902 - Se construiește un spital orășenesc cu 32 de paturi.
2013 yılı itibarıyla turistik belge sahibi 3000 tesiste 755.000 yatak bulunmaktadır.Pentru finala din 2010, din motive de siguranță, vor fi disponibile numai 75.000 de bilete.
Yatakta Oliver, Elio'ya "Beni adınla çağır ve ben de seni adımla çağıracağım" der.Cântă-ne „Ecou" în aromână și te fac cunoscut!”.
Aynı zamanda Koobi Fora yataklarında dünyada benzersiz olan fosiller barındırır.De asemenea, regiunea conține fosile înăuntrul zăcămintelor Koobi Fora, unice în lume.
Grip yüzünden yataktaydım.Am stat în pat din cauza gripei.
Grip yüzünden yataktaydım.Din cauza gripei am stat în pat.
Güzel kız yataktadır.Fata frumoasă este în pat.
Tom yatak odasında.Tom este în dormitor.
Annesinin yatak odasında Hamlet ile Gertrude arasında bir tartışma çıkar.A hálószobában veszekedés tör ki Hamlet és Gertrud között.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Felkeltem és kimentem a nappaliba (csak a hálóköntösömet viselve) és egyedül, és fogadtam őket.
Duru ile Can yatakta...""Annyi nyesett ággal az ölemben..."
Üst taraflarda taş yatakları ve dağ tundraları vardır.A csúcsokon hegyi tundra és kőtörmelék található.
Bu arada yabancı şirketler Amazon'a yakın yerlerde petrol yatakları keşfetti.Közben külföldi társaságok olajat fedeztek fel az Amazonas-medence Ecuadorhoz tartozó részén.
(950 yataklı).950 körül).
Bir yatakodası.A hálószoba.
Erkekler merdiveni üzerinde yedi yatakhane bulunur.A lényeg, hogy nekem hét darab lépcsőfokra van szükségem.