Ana içeriğe geç
Sözlük

yatak ile cümle

yatak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
2001'de beş yıldızlı Hilton oteli havalimanında 382 yatak kapasitesiyle açıldı.2001: Um hotel de cinco estrelas, Hilton Hotels, inaugura com 382 camas junto ao aeroporto.
Şapkalar, yatak takımları veya kıyafetlerin paylaşılmasıyla bulaşma daha az yaygındır.A transmissão através da roupa ou roupas de cama é muito menos comum.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Saí da cama e fui até à minha salinha-de-espera (vestida só com a minha camisa de dormir), sozinha, e vi-os.
1889 Eylül'ünde Arles'da Yatak Odası tablosunun iki versiyonunu daha yaptı.Ele produziu outras duas versões de Quarto em Arles em setembro de 1889.
Aynı zamanda Koobi Fora yataklarında dünyada benzersiz olan fosiller barındırır.Também contém fósseis no depósito de Koobi Fora que são únicos no mundo.
Ana madde: Japonya'da madencilik Japonya'nın madencilik üretimi azdır ve Japonya'da maden yatakları çok azdır.A produção mineradora do Japão tem sido mínima e o país possui poucos depósitos de minas.
Ardından birlikte lüks bir otel odasında yatakta görülüyorlar.Felizmente, ele foi encontrado bem em um hotel.
Poppea'nın yatak odası.É o Capanga de Popple.
Kalay kaynakları bol miktarda bulunur ve oldukça zengin altın yatakları vardır.Os depósitos de estanho são abundantes, e há depósitos razoavelmente ricos de ouro.
Rick üst kattaki yatak odasına çıkar ve uykuya dalır.Rick então sobe as escadas e adormece em um dos quartos.
Şifahane bölümü, hastanenin yataklı kısmıdır.Lea: É você em uma cama de hospital...
Yumuşak bir yatak.Boa Cama Boa Mesa.
Bir süre sonra bu bez kaldırıldı ve yatak dikey pozisyona getirildi.Todavia, foi retirada do ar novamente e posto, em seu lugar, o seriado Chaves.
Doğum döneminde yatakta kalmak zorunda kalan annenin leylek tarafından "ısırıldığı" söylenir.Uma mãe acamada por volta da altura do parto dizia-se que tinha sido “mordida” por uma cegonha.
Meazza, yatakta uyurken bulunmuştu.Hańska tinha ido para a cama.
Dundasit, kurşun cevheri yataklarının okside bölgesinde meydana gelen nadir bir sekonder mineraldir.A dundasita é um incomum mineral secundário ocorrendo na região oxidada de depósitos de minério de chumbo.
Yatak istirhati ve tuz alımı korunma ve tedavi için kullanışlı bir yol olarak görülmemiştir.Repouso na cama e ingestão de sal não se mostraram úteis para o tratamento ou prevenção.
Tamamında 73 yatak vardır.Ao todo são 76 carros.
Biraz sonra da bir yatak odaya giriş odasından diğer sesler duyulmaya başlar.Pouco tempo depois, eles ouvem outra voz na porta dizendo a mesma coisa.
Daha sonra Vali'nin yatak odasında Vali ile uyuyan Andrea uyanır.À noite, Andrea fica na cama com o Governador, que está dormindo profundamente.
Bunun nedeni zengin petrol yataklarının bulunmasıdır.Isto deve-se à presença de óleos essenciais.
Bir nehrin suları genellikle yatak dediğimiz doğal bir kanal içinde akar.A água do rio geralmente está em um canal, formado por um leito entre bancos.
Gece olduğunda herkes yataklarına gider.Todas as cenas se passam no quarto durante as noites.
Bu yatak da çakıl taşlarıyla doldu.O caminho, porém, é cheio de pedras.
Sidamara lahdinin kapağında lahit sahibiyle karısı yatakta yatar gibi uzanmışlardır.Eles fazem sexo com o porteiro estando ainda embaixo da cama.
Bir ara Buffy, uykusundan uyanır ve yataktan kalkar.Depois da meia noite, Bonham adormeceu e foi levado para a cama.
Hasta yatakları sadece hastanelerde kullanılmamaktadır.Estão de fora da lista os antibióticos usados exclusivamente em hospitais.
Zengin petrol ve doğal gaz yatakları vardır.Há jazidas de petróleo e gás natural.
Bu tür yataklarda yapılması hedeflenen çalışmalar geçmiş zamanlarda da sürekli gerçekleşmiştir.As recomendações feitas nos relatórios sempre têm em conta este objetivo último.
Fadil, Layla'yı yatakta başka bir adamla bulduktan sonra, intihar etti.Fadil cometeu suicídio depois de encontrar Layla na cama com outro homem.
O hastalıklı bir çocuktu ve hatta bir yıl süren bir yatak istirahati almak zorunda kaldı.Hij was een ziekelijk kind en moest zelfs een jaar lang het bed houden.
Son sahnede Marge ve kocası Norm yataklarında televizyon izlerken doğacak çocuklarından bahsederler.In de laatste scène is te zien dat Marge en haar man Norm televisie kijken in bed.
(950 yataklı).950 krijgers).
Tarihsel öneminin antik altın madeni yataklarından kaynaklandığı sanılmaktadır.Anderen denken dat het oude goudmijnen betreft.
Bir yatakodası.Een slaapvertrek.
Soluğu sarayın merkezinde, kralın yatak odasında aldılar.In het hoofdgebouw lag de slaapkamer des Konings centraal.
End'de de yatmaya çalışırsanız yatak patlar.Als ze op het punt staan om naar bed te gaan, gaat de telefoon.
Bazı bölgelerde yatak çarşafları ayrıca nakışlandı.Ook zij die sliepen werden verjongd in Noen.
Şap (alunit) yatakları Gediz-Şaphane ilçelerinde bulunur.Schapen lijken uiterlijk wel op de verwante geiten (geslacht Capra).
Tamamında 73 yatak vardır.Het ziekenhuis heeft 76 bedden.
Bölge çakmaktaşı yatakları yönünden zengindir.De streek is rijk aan zoutbedden.
Sağlık evi mevcuttur (15 yataklı).De verdwijnkast (15 pag.)
Ayrıca, onların ara sıra yataklarından kalkıp tekrar yattığına bile şahit olur.Hij neemt het dode dier zelfs af en toe mee naar bed.
Altı ay boyunca sırtüstü yatakta kaldı.Het jong blijft zes maanden lang in de buidel.
Nehrin yatak eğimi %38'dir.De urbanisatiegraad in het district is 38%.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Uit protest ben ik op mijn bed gaan liggen en ik dacht: bekijken jullie het allemaal maar.
Diğer yatakta ise Michael uyumaktadır.Ondertussen geeft Michael zijn vrouw ontbijt op bed.
Kız evi ise yatak odası ve beyez eşyayı düzmekle mükelleftir.In een beter hotel staat haar kamer vol babyspullen.
İkincil olarak ise, plaser yataklarda gözlenirler.Vervolgens probeert ze de bedden uit.
Bölgede zengin kömür yatakları da mevcuttur.In het gebied zijn rijke kalksteenreserves.
10 yataklı bu kliniği 50 yataklı bir kliniğe dönüştürdü.In 1905 een ziekenzaal met 9 bedden toegevoegd aan de kliniek.
O üst kata yatak odasına gitti.Ze ging de trap op naar haar slaapkamer.
Tom'un kendi yatak odası vardır.Tom heeft zijn eigen slaapkamer.
Soğuk sabahlarda yataktan çıkmak zordur.Het is moeilijk om uit bed te komen op koude morgens.
Bütün gün yatakta kalmak zorundayım.Ik moet de hele dag in bed blijven.
Evimin iki yatak odası var.Mijn huis heeft twee slaapkamers.
O, yatak odasını erkek kardeşiyle paylaşmalıydı.Hij moest zijn slaapkamer met zijn broer delen.
17 Aralık 1981 günü Tiran'da kafasından kurşunla vurulmuş şekilde yatak odasında ölü bulundu.17 grudnia 1981 został znaleziony martwy w sypialni w swoim domu w Tiranie z kulą w głowie.
2001'de beş yıldızlı Hilton oteli havalimanında 382 yatak kapasitesiyle açıldı.2001: otwarcie pięciogwiazdkowego hotelu Hilton z 382 łóżkami.
Üst taraflarda taş yatakları ve dağ tundraları vardır.W wyższych partiach występują rumowiska skalne i tundra górska.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod