Yaşlı adam dizüstü bilgisayarımı gördü ve bana gülümsedi.The old man saw my notebook and smiled at me.
Yaşlı adam bir baston ile yürüdü.The old man walked with a stick.
Yaşlı adam son nefesini verdi.The old man breathed his last.
Yaşlı adam hayata gözlerini kapadı.The old man breathed his last.
Yaşlı bir adam yolda ölü yatıyordu.An old man lay dead on the road.
Yaşlı adam gözleri kapalı bankta oturdu.The old man sat on the bench with his eyes closed.
Yaşlı adam bana bir parça faydalı öğüt verdi.The old man gave me a useful piece of advice.
Yaşlı adam kolları katlı oturuyordu.The old man was sitting with his arms folded.
Yaşlı bir adamla alay etmek yanlıştır.It is wrong to make fun of an old man.
Yaşlılar her zaman gençlerden daha akıllı değildir.The old are not always wiser than the young.
Yaşlı bir adam yanarak ölmüştü.An old woman was burnt to death.
Yaşlı kadın bir rahatlama iç çekişiyle gülümsedi.The old woman smiled with a sigh of relief.
Yaşlı bir bayanın geçmesine yardımcı oldum.I helped an old lady across.
Yaşlı bayan tek başına üç odalı bir dairede yaşadı.The old lady lived in a three-room apartment by herself.
Yaşlı kadın düştüğünde yaralandı.The old woman got hurt when she fell.
Yaşlı kadın yatakta hastaydı.The old woman was ill in bed.
Çocuklardan yaşlılara mantıklı egzersizin vücutta iyi bir etkisi var.From children to the elderly, sensible exercise has a good effect on the body.
"Hava soğuk! Bundan nefret ediyorum!" Yoshiki yaşlı yüzüyle şikayet ediyor."It's cold! I hate it!" Yoshiki complains with teary face.
Ne kadar yaşlı olursanız olun, öğrenmek hala mümkün.No matter how old you are, it is still possible to learn.
Fatima sınıfımızdaki en yaşlı öğrencidir.Fatima is the eldest student in our class.
Ben yaşlı olabilirim ama yine de bir bisiklete binebilirim.I may be old, but I can still ride a bike.
O, yaşlı adamın caddeyi geçmesine yardım etti.She helped the old man across the street.
Yaşlı birine yerini verdi.She gave her seat to a senior citizen.
Koltuğunu yaşlı bir kişiye bıraktı.She gave up her seat for the old person.
Yerimi yaşlı bayana verdim.I gave my seat to the old lady.
Kalabalık otobüslerde gençler koltuklarını yaşlılara vermelidir.On crowded buses young people should give their seats to old people.
Yaşlı adam neredeyse araba tarafından çarpılacaktı.The old man was almost hit by a car.
Şu yaşlı adam çılgın olmalı.That old man must be insane.
O yaşlı adam elli yıldır ev yapımı viski imal etmekteydi.That old man had been making homemade whiskey for fifty years.
O yaşlı adam elli yıldır kaçak içki imal etmekteydi.That old man had been making moonshine for fifty years.
Ben onun kadar yaşlıyım.I'm as old as he is.
Ben otuzlu yaşlarda aptal yaşlı bir hizmetçiyim.I'm a stupid old maid in my thirties.
O, yaşlı kadının elini tuttu ve kiliseye götürdü.She took the old woman's hand and led her to the church.
Tom benden daha yaşlı.Tom is older than I am.
Yaşlı bir askeri adamda bir görüş değişikliği neredeyse bilinmiyor.A change of opinions is almost unknown in an elderly military man.
Yaşlı bir adam ağacın gölgesinde dinleniyordu.An old man was resting in the shade of the tree.
Bizim okulumuzun müdürü çok yaşlıdır.Our school's principal is very old.
O yüzemeyecek kadar çok yaşlıydı.He was too old to swim.
O yaşlı olduğu için, o da güçsüzleşmişti.Because he is old, he, too, has grown weak.
O yaşlılığında çelimsiz oldu.He's become frail in his old age.
Yaşlı adam yalnız yaşıyor.The old man lives alone.
Yaşlı insanlar yavaş yürür.Old people walk slowly.
Yaşlı bir adam otobüste yanıma oturdu.An old man sat next to me on the bus.
Yaşlı kadın bir doktordur.The old woman is a doctor.
Onun ablası benim ağabeyimden daha yaşlıdır.His older sister is older than my oldest brother.
Yaşlı insanlar kolay üşütürler.Old people catch colds easily.
Yaşlı insanlar kolayca soğuk alırlar.Old people catch colds easily.
Yumi Ishiyama, Lyoko takımının en yaşlı üyesidir.Yumi Ishiyama is the oldest member of Team Lyoko.
Yaşlı adam çok nazik.The old man is very kind.
Yaşlı adama bir araba çarptı ve derhal hastaneye götürüldü.The old man was hit by a car and was immediately taken to the hospital.
Annem babamdan daha yaşlı.Mom is older than Dad.
On iki yaş bir köpek için yaşlıdır.Twelve years old is old for a dog.
O kadın benden çok daha yaşlı.That woman is much older than I am.
Yaşlı bir kişi geçmişle bugün arasında bir köprüdür.An old person is a bridge between the past and the present.
Bu dünya için fazla yaşlıyım.I'm too old for this world.
O genç görünüyor, ama o aslında senden daha yaşlıdır.She looks young, but she's actually older than you are.
Yaşlı ayı derin uykuda.The old bear is fast asleep.
O yaşlılığı kabul etmiyor.He refuses to accept his old age.
Kuzenim benden biraz daha yaşlıdır.My cousin is a little older than I am.
Ben yaşlı bir adamı arıyorum.I'm looking for a certain old man.