Ana içeriğe geç
Sözlük

yaslı ile cümle

yaslı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O çok yaşlıydı.He was very old.
O, tatsız yaşlı bir adamdı.He was a disagreeable old man.
Yaşlı ama kuvvetli.Although he is very old, he is strong.
Çok yaşlı olmasına rağmen, güçlü birisi.Although he is very old, he is strong.
O, yaşına göre yaşlı görünüyor.He looks old for his age.
O yaşına göre yaşlı görünüyor.He looks old for his age.
O yaşlı görünüyor, ama o hâlâ yirmili yaşlarında.He looks old, but he is still in his twenties.
O yalnız yaşamak için yeterince yaşlı değil.He is not old enough to live alone.
Sanki yaşlı bir adammış gibi konuşur.He talks as if he were an old man.
O, Mary'den iki yıl daha yaşlı.He's two years older than Mary is.
Onu anlamak için yeterince yaşlıdır.He is old enough to understand it.
O şüphesiz köydeki en yaşlı adamdır.He is unquestionably the oldest man in the village.
O, daha çok bilmek yeterince yaşlıdır.He is old enough to know better.
O, göründüğü kadar yaşlı değil.He is not as old as he seems.
O, göründüğünden çok daha yaşlıdır.He is much older than he looks.
O göründüğünden daha yaşlı.He is much older than he looks.
O, yaşlı ebeveynlerinin sağlığı hakkında çok endişeli.He is very concerned about his elderly parent's health.
O,şimdi daha yaşlı ve daha akıllıdır.He is older and wiser now.
Hatta o, karısından daha yaşlıdır.He is even older than his wife.
Düşündüğümden daha yaşlı değil.He isn't any older than I thought.
O, babam kadar yaşlıdır.He is as old as my father.
O, araba sürmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to drive.
Yerinden kalkması için yaşlı bir bayana yardım etti.He helped an old lady get up from her seat.
O içmek için yeterince yaşlıdır.He is old enough to drink.
O, oy vermek için yeterince yaşlı değil.He is not old enough to vote.
O, trende yaşlı bir adama yer verdi.He made room for an old man in the train.
O, trende yaşlı bir adam için yer açtı.He made room for an old man in the train.
O, hızlı yürüyemeyecek kadar çok yaşlıdır.He is too old to walk quickly.
Yaşlı olmasına rağmen genç bir ruhu var.Though he is old, he has a youthful spirit.
O yaşlıdır.He is old.
Yaşlı olmasına rağmen çok sağlıklıdır.Though he is old, he is very healthy.
O yaşlı olduğu için bu görev onun için zor olmalı.Since he is old, this task must be difficult for him.
O bunu denemek için çok yaşlı.He is too old to try it.
O, çok yaşlıdır.He is too old.
O, artık çalışamayacak kadar çok yaşlıydı.He was too old to work any more.
O onların hepsinin en yaşlısı.He is the oldest of them all.
O çok yaşlı olmasına rağmen etkindir.He is active although he is very old.
O çok yaşlı ve hastaydı.He was very old and ill.
Kalın gözlükleri olan biraz yaşlı bir adamdı.He was a little old man with thick glasses.
O, yaşlılığı için para tasarrufu yaptı.He saved money for his old age.
Yaşlılığı için çok para biriktirdi.He has a lot of money saved for his old age.
O yaşlı bir adam ve o biçimde muamele edilmelidir.He is an old man and should be treated as such.
İki yıl önce yaşlılıktan öldü.He died of old age two years ago.
Koltuğunu yaşlı bir kadına önerdi.He offered his seat to an old woman.
Onlardan hiçbiri yaşlı görünmüyordu.Neither of them seemed old.
Onların ailesi bizimkinden daha yaşlı.Their parents are older than ours.
Onlar yaşlı insanlara karşı nazikler.They are kind to old people.
Onlar yaşlı insanların özel ihtiyaçlarını dikkate alamadılar.They failed to take into account the special needs of old people.
Onun annemden daha yaşlı olduğuna inanamıyorum.I can't believe that she is older than my mother.
Annesi göründüğü kadar yaşlı değil.Her mother is not as old as she looks.
O, Mary kadar yaşlı değil.She's not as old as Mary.
O, Mary kadar yaşlı değildir.She's not as old as Mary.
O otuzlu yaşlarında, ama yaşına göre yaşlı görünüyor.She is in her thirties, but looks old for her age.
Kırk yaşındaydı, fakat daha yaşlı görünüyordu.She was forty, but she appeared older.
Yaşlı adamla evlenmek zorunda bırakıldı.She was obliged to marry the old man.
O, yaşlı adama bakmalı.She must care for the old man.
O, o yaşlı kadınla konuşmaya girdi.She entered into conversation with that old woman.
O, Tom'dan daha yaşlıdır.She's older than Tom.
Otobüste yaşlı bir kadına yer verdi.She made room for an old woman in the bus.
Tek başına seyahat edecek kadar yaşlıdır.She is old enough to travel by herself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod