Kalan kişiler yaşlılar ya da emekli kişilerdir.La maggior parte dei membri della MTT sono donne, anziani, o pensionati.
Tom Lucy'den daha yaşlıdır.Ha nove anni più di Hannah.
"Yaşlı Kadın"A vecchia!”.
Özellikle yaşlı erkek bireyler her yıl aynı yuvayı kullanır.Le femmine adulte occupano generalmente lo stesso territorio ogni anno.
Genç Charles yaşlı Charles ile görüşür.La giuria si scontrò per lungo tempo con Charles Majuri.
Onu yaşlı adama götürürler.Esso verrà sostituito con quello vecchio.
Görünümü yaşlı değildir, orta yaşlıdır.La bocca non è mai piccola, ma ha dimensioni medio-grandi.
2005 - Adriana Iliescu, 66 yaşında doğum yaparak dünyanın en yaşlı annesi unvanını aldı.16 gennaio Adriana Iliescu è la prima donna a partorire un figlio all'età di 66 anni.
Öldüğünde, dünyanın en yaşlı politikacısıydı.Al momento della sua morte era il più anziano leader nazionale.
Yaşlı ve bilge bir görünüm ile tasvir edilir.Venne descritta come buona e gentile con un intelletto acuto.
1952'de gerçek başyapıtı olan "Yaşlı Adam ve Deniz" adlı eserini yazdı.Quest'ultimo fu pubblicato nel 1952 col titolo Il vecchio e il mare.
İlerleyen zaman da diğer bir sürpriz de bina sahibi yaşlı bayanın katilin annesi çıkması olur.Durante la proiezione accade però qualcosa di strano e il fratello della ragazza scompare misteriosamente.
Bütün yaşlı modeller standart Leopard 2A4'lere dönüştürülmştür.Tutti i modelli standard possono essere convertiti in M24A2.
Yaşlılık için mal toplama.Elogio dell'invecchiamento.
Yaşlıların eli öpülür, aksanlarla ve küçüklerle tokalaşılır ve öpüşülür.Le giovani coppie, tuttavia, ignorano l'ordine e continuano ad abbracciarsi e baciarsi.
Yaşlı amca orada kalır ve bir daha haber de alınamaz.È fuori stampa e non verrà ristampato.
Ben doğduğumda babam çok yaşlı, belki elli yaşın üstündeydi, anam da çok gençti.Io ero più conservatore, ero più anziano, ho novanta anni, lui era più giovane.
Yaşlı Herakleios, Yeğeni Nicetas'ı Mısır'a saldırmaya gönderdi.Eraclio il Vecchio inviò suo nipote Niceta ad attaccare l'Egitto, conquista che riuscì nel 610.
Babası Hans Holbein (yaşlı) ve amcası Sigmund, geç Gotik üslupta yaptıkları resimlerle tanınmışlardır.Hans Holbein il Vecchio e suo fratello Sigismund Holbein dipinsero soggetti religiosi nel tardo stile Gotico.
Yaşlı Heat takımının gençleşmesinde Smith büyük rol oynar.Partecipando alle attività atletiche giovanili, Smith aviluppò riflessi rapidi.
Yaşlı bir adam olarak tasvir edilir.Ricordo un vecchio operaio.
Yaşlılar genelde çocuklarıyla yaşarlar.I bambini giungevano di norma con gli adulti.
Nüfusun büyük çoğunluğu bugün yaşlılardan oluşmaktadır.Oggi la popolazione è composta in gran parte da anziani.
Bu sırada sokakta birden beliren yaşlı adam da düğüne gelir.Per evitare problemi, qualsiasi donna arrivi lì deve immediatamente sposarsi.
Folat - Yaşlı ve orta yaşlı deneklerde bilişsel aktivite artışı bulunmamıştır.Scarsissime, per non dire assenti, notizie nell'Alto Medioevo.
Mugabe makamdaki son yıllarında dünyada görevdeki en yaşlı devlet başkanı olarak görev yapmıştır.Negli ultimi anni di mandato fu il più anziano capo di Stato del mondo.
Yaşlı kuşlarda tüy değişimi asimetrik ve rastgeledir.La distribuzione delle alterazioni inoltre è casuale ed asimmetrica.
Mammy Two Shoes, siyahi Amerikalı, orta yaşlı bir ev hizmetçisidir.Mammy Due Scarpe è una donna afroamericana ed è anche la padrona di Tom.
Çok iri ve yaşlıydı.Ero alta e magra.
Kentten tahliye edilen insan sayısı kadın, çocuk ve yaşlılar olarak yaklaşık 100 bin kişidir.Le vittime palestinesi superano le 400; circa la metà di queste sono donne, anziani e bambini.
Eğer çocukluğunda geçirmemişse, yaşlılığında bile geçirebilir.Però, invece di ringiovanire, invecchiava a vista d'occhio.
Yaşlılıkta, ilgili semptomlar daha az yaygındır.I sintomi associati sono meno comuni negli anziani.
Buna rağmen özellikle yaşlı insanlar Örneğin mektuplardaki adreslerde hala eski isimleri kullanırlar.Restano però tuttora scritti nei cartelli delle vie i nomi delle antiche località.
Hanedan üyeleri de Reuss Yaşlı Kolu Prensi ya da Reuss-Greiz Prensi unvanını kullanmaya başladı.I suoi membri portavano il titolo di Principe di Reuss, linea primogenita, o di Principe di Reuss-Greiz.
Gençlerde hızlıyken yaşlılarda daha yavaştır.Invecchia molto più lentamente degli umani.
Yaşlılarda, konfüzyon en belirgin belirti olabilir.Negli anziani, la confusione mentale può essere il segno più evidente.
Yaşlı adam, dede.Poveri, vecchi miei.
(Orta yaşlı bir adamın kadın elbiseleri ile olan deneyimleri konu edilir.)(Con cui s'insegnano io un'ora le lettere ai fanciulli.)
Himba klanları, en yaşlı erkek üye tarafından idare edilir.Nal Hutta è governato dai Clan degli Antichi, formato dai più vecchi clan sul pianeta.
Bu uçaklar, mevcut filosunda bulunan yaşlı uçaklarla değiştirilecektir.I nuovi aerei saranno consegnati con le nuove cabine già installate.
Etimolojik olarak Senato "Yaşlılar Meclisi" demektir.Etimologicamente, ministero significa "servizio".
Şu sıralar köyde yaşlı nüfus bir hayli fazladır.I rimanenti di quella generazione sono ora molto anziani.
Yaşlılara emekli maaşı verilmelidir.I membri dell'Ordine ricevevano una pensione.
Sanatçı yaşlılığında Paul Cézanne ve Paul Gauguin'e akıl hocalığı yaptı.Decise allora di raggiungere Paul Gauguin e il suo gruppo.
SLE, çocuklarda ve yaşlılarda da görülür.La distraibilità è presente nei bambini e negli anziani.
Effing, oldukça yaşlı ve huysuz bir adamdır.Aegon era un uomo avido, irritabile e lunatico.
Çok yaşlıdır fakat çok iyi dövüşebilir.È graziosa, ma potente in battaglia.
Yıva boyunun ongunu tuygun, yani "yaşlı erkek çakırdoğan"dır.Uso di copule come on, per esempio mies on vanha "l'uomo è vecchio".
Peştemal özellikle yaşlı kadınlar tarafından tercih edilmektedir.Per i suoi modi affettuosi, è apprezzato soprattutto dalle donne.
Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir.Vennero esclusi le donne, i bambini, i ragazzi e gli anziani.
Yaşlı Turna'nın diğer öğrencisidir.È il più antico liceo di Torino.
Onda da tıpkı erkek kardeşi gibi yaşlılık fobisi vardır.Anche lei è una brillante maga come il fratello.
Yaşlı olmasına rağmen o, çok güçlü bir vücut yapısına sahiptir.Oltre ad essere molto veloce, possiede un buon fisico.
Ölümünden önceki dönemde dünyanın bilinen en yaşlı aktörleri arasındaydı.Fino al momento della sua morte fu il più anziano ex-membro vivente della squadra.
Tespit edilen en uzun yaş 17,5 yıldır ama çok daha yaşlı olabilecekleri tahmin edilir..Come sappiamo da Dietro lo specchio, ha 7 anni e mezzo, ma si comporta come fosse più grande.
"Sen çok zekisin genç adam, çok zeki" der yaşlı kadın.Spero che sia bella e sciocca - una bella bambina sciocca».
Inge Meysel 2003 yılında yaşlılığa bağlı bunaklık yaşamaya başladı.Chellsie inizia a competere a livello Senior nel 2003.
Yumi Ishiyama, Lyoko takımının en yaşlı üyesidir.Юми Исияма — старший член команды Лёко.
Yaşlı kadın bahçede meşgul.Старушка возилась в огороде.
Yerimi yaşlı bayana verdim.Я уступил своё место пожилой женщине.