Ana içeriğe geç
Sözlük

yaslı ile cümle

yaslı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1953 - Ernest Hemingway, Yaşlı Adam ve Deniz adlı romanıyla Pulitzer Ödülü aldı.1953 : Ernest Hemingway reçoit le Prix Pulitzer pour Le Vieil Homme et la Mer.
Akka ("yaşlı kadın"), dişi ruh.Akka (« vieille femme »), déesse.
Arkalarından yaşlı Amy gelirken Rory, genç Amy'yi TARDIS'e taşır.Tandis que l'aînée les protège, Rory emmène Amy dans le TARDIS.
Yaşayanların çoğu yaşlıdır.La plupart d'entre eux étant des personnes âgées.
Yaşlı Herakleios, Yeğeni Nicetas'ı Mısır'a saldırmaya gönderdi.Héraclius l’Ainé envoya son neveu Nicétas attaquer l’Égypte.
Görevde Yaşlı Herakleios'a yirmi asker eşlik etti.Vingt hommes accompagnent Héraclius l'Ancien.
Yaşlı bir Güllük'lü şöyle demiş: "Şu gördüğünüz üzerinde iyi düşünün.Il était un vieil homme à la barbe fleurie, Qui disait « Voyez-vous,je vous l'avais bien dit !
919: Leo Fokas (yaşlı)'nın Romanos Lekapenos'un gücünü almak için yaptığı başarısız isyanı.919 : Échec de la rébellion de Léon Phocas contre la prise du pouvoir par Romain Ier Lécapène.
Yaşlı Herakleios kalan birliklerin sorumluluğunu üstlendi ve onları zafere götürdü.Héraclius l'Ancien prend de fait le commandement des troupes restantes et les conduit à la victoire.
Type 69 ve Type 79 tanklarının gövdeleri ve taretleri yaşlı Type 59'larla hemen hemen aynıydı.Les Type 69 et 79 ont une caisse et une tourelle presque identiques à celle du vieux Type 59.
Çok iri ve yaşlıydı.Elle était bruyante et âgée.
Gerontofobi yaşlanmaya karşı olan bir fobi, ya da yaşlılığa karşı bir nefret ve korkudur.Gérontophobie – Peur ou rejet des personnes âgées.
Yaşlı adam o kadar çaresiz görünüşe düşmüştür ki sonunda Norina bile ona acımaya başlar.Le vieil homme est si désemparé que même Norina a pitié de lui.
Tarihçi Prokopius ve Afrikalı şair Corippus, 545 yılında yaşlı olduğunu kaydetmişlerdir.L'historien Procope de Césarée et le poète Corippe rapportent seulement qu'en 545, il est déjà âgé.
Yaşlı bir kadın olduğu söylenir.C'est une vieille femme.
Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme 02.Rêve d’idiot 02.
Büyük Büyükanne: Ailenin bilinen en yaşlı üyesi.C'est le plus ancien genre connu de la famille.
Alfredo Paris'te iken, Violetta'yı Alfredo’nun yaşlı babası Giorgio Germont ziyaret eder.Restée seule, Violetta reçoit la visite inattendue du père d'Alfredo, Giorgio Germont.
Will: Ben senin için çok yaşlıyım.Et moi, je suis trop vieux pour le faire.
Çılgın Yaşlı Kedi Teyze: Kedileri yönetir.C’est une vieille dame excentrique qui affectionne les chats.
Yaşlılara emekli maaşı verilmelidir.Les plus âgés reçoivent une pension.
Augustus'un kızı Yaşlı Julia ile evliydi.Il était marié à Julia, la fille d’Auguste.
İsyan durumunda Yaşlı Herakleios'a destek sözü verdi ve isyan başladıktan sonra da bunu yaptı.Il aurait assuré Héraclius l'Ancien de son soutien en cas de rébellion et tient sa promesse.
Yaşlı Herakleios, 586 baharında Solachon Muharebesi'nde Bizans ordusunun merkezini komuta etti.Il dirige le centre de l'armée byzantine au cours de la bataille de Solachon au printemps 586.
Bu nedenle yaşlılara büyük bir saygı vardır.Les personnes âgées sont très respectées.
Kalan kişiler yaşlılar ya da emekli kişilerdir.Les autres exploitants sont doubles actifs ou retraités.
B12 vitamini Yaşlı ve orta yaşlı deneklerde bilişsel aktivite artışı bulunmamıştır.Vitamin B12 sans effets sur les adultes d'âge moyen ou plus âgés.
Bir yaşlı kadın şarapnelle yaralandı .Une femme a été blessée par un éboulement.
Doktor yaşlı Clara'yı ziyaret ettiğinde, Clara'yı noel kutucuğunu kırmasına yardım etmiştir.Lorsque le Docteur rêve de Clara vieille, il lui offre un pétard de Noël.
O yüzden bir yaşlılık hastalığı olarak düşünülmemelidir.Mais elle ne peut pas être qualifiée de vieillissante.
Köyde yalnızca yaşlılar, kadınlar ve çocuklar kalmıştır.À l'époque, il n'y avait que des femmes, des enfants et des personnes âgées dans le village.
En yaşlı ise baş köşeye, en gençleri ise kapı dibine otururdu.Les plus jeunes sont au centre, tandis que les plus anciennes sont à l'extérieur.
Bazı hizmetçiler yaşlı insanların bakımını da üstlenebilirler.Les sœurs se dédient aux soins des personnes âgées.
Yaşlı bir kadın görünümündedir.Elle a l’apparence d’une jeune fille.
Kulübenin sahibi olan yaşlı bir kadın onları içeri davet eder ve yemek ikram eder.L'habitante de la maison, une vieille femme, les invite et leur prépare un festin.
Bu bayrama özellikle yaşlılar katılır.Il accueille plus particulièrement les personnes âgées.
Ama karye daha yaşlıdır.Mais le bâtiment est plus ancien.
Aynı milyoner çok yaşlıdır.Le marchand étant tout aussi vieux.
Kendisi yaşlı ve yorgun düşmüş bir koşu atıdır.La seule richesse de la famille est un cheval, vieux et fatigué.
Sami, yaşlı adama nasıl davranacağına karar vermeke çelişkiler içinde kalır.Stella doit prendre une décision importante au sujet de son ex-copain.
Görünümü yaşlı değildir, orta yaşlıdır.Une problématique méconnue, Haut Moyen Âge.
Yaşlı çocuksuz bir kadın onu nehir kenarında çamaşır yıkarken bulur.Hermeline est une pauvre femme qui lave le linge à la rivière.
Yaşlı erkeklerin bir kadını hamile bırakabilme olasılığı genç erkeklere kıyasla daha düşüktür.Le remplacement de statues de jeunes femmes par des hommes à cheval semble peu probable.
Geceleri de yaşlı ve 15 yaşından büyük erkeklere ders verirdim.Elle instruit les garçons et les filles entre 13 et 25 ans.
Bundan dolayı nüfus oldukça yaşlıdır.Sa population est alors relativement âgée.
Bütün kitap boyunca gerçekten iyi olan bir yaşlı adam.C'était vraiment un mec très cool, toujours là dans les bons moments.
Nordiklerin en yaşlısıdır ve 25 yaşında olduğu düşünülür.Il est nécessaire de croire en dieu et être âgé de plus de 21 ans.
En yaşlı bay kadar en yaşlı bayan da otorite sahibidir.L'un d'entre eux, souvent le plus âgé, exerce la fonction de président.
O vakitte yedi bin yıldan daha yaşlıdır.Son courroux est vieux de 7 000 ans.
Ada, üç yüz milyon yıldan daha yaşlı aşırı derecede aşınmış bir yanardağdır.Ashley : Ashley est un tas de cendres vieux de plus de 300 ans.
Yaşlı kadın, nine.Neuvième, Grosse Neuvième.
Otobüsten ilk olarak yaşlı çift serbest bırakıldı.La première session est tout d'abord assurée par les deux parents.
Köydeki genç nüfus oranı yaşlı nüfus oranından fazladır.La population du département un peu plus âgée qu'au niveau national.
Açıktır ki bu yaşlı adamdan bıkmıştır.Il est évident qu'elle est lassée de lui.
67) Drusus Caesar - Germanicus ve Yaşlı Agrippina'nın oğlu (ö.Drusus Caesar, fils de Germanicus et d'Agrippine l'Aînée.
Denakkanaaga : Koyukon yaşlılarının (elder) organizasyonu.L’Etablissement d’Hébergement pour Personnes Âgées Dépendantes (EHPAD).
Sonuçta Aralık 1321 tarihinde desteğini yaşlı imparatora döndürdü ve Konstantinopolis'e sığındı.En décembre 1321, il décida de changer d’allégeance et de se réfugier à Constantinople.
Sefelerden daha yaşlı ve daha az kütlelidirler.Ils sont sphériques et petits (fausse drupe) plus ou moins persistants.
Köyde yaşayan hane halkı nüfus genellikle 70 yaş üstü yaşlılardan oluşmaktadır.Le limousin est surtout employé par les habitants des zones rurales âgés de plus de 70 ans.
En yaşlı dişi gruba liderlik eder.Le plus vieux mâle sert en tant que chef de la tribu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod