Yaşlı kızı bir hediyeyle sakinleştireceğim.I'll calm the old girl down with a present.
Sen bencil ve yaşlı bir adamsın Isak amca.You're a selfish old man, Uncle Isak.
Ama bazen Isak'tan çok daha yaşlıymışım gibi geliyor, ne demek istediğimi anlarsın.But sometimes it seems to me that I'm a lot older than Isak, if you know what I mean.
Yaşlı sağır bir adam için şarkı yazmak ne kadar aptalca.How silly to write a song for a deaf old man.
Şimdi 75 yaşında ve oldukça güzel yaşlı bir bayan.She's 75 now and quite a beautiful old lady.
Sen güzelsin, ama yaşlı Berit güzel günleri biraz geride bıraktı.You are beautiful, but old Berit's a bit past her prime.
İlk stajımı burada yapmıştım, ve yaşlı annem yakınlarda yaşıyor.I had my first practice here, and my old mother lives nearby.
Ben yaşlı bir adamım.I'm an old man.
Yaşlı bir kadın, buz gibi soğuk, ölümden bile sert.An old woman, cold as ice, more forbidding than death.
Biz çok yaşlıyız.We are too old.
Ama artık yaşlıyız.But we are old now.
Yaşlı bir kız bizi Hamburg'a kadar bırakacak.An old girl is giving us a lift all the way to Hamburg.
Yaşlı kadın bir skandal çıkarıyor filan.The old lady gets a scandal and everything.
Aranızda Studs Terkel'i bilecek kadar yaşlı olan var mı, o eski radyo adamını?Anybody out here old enough to know Studs Terkel, that old radio man?
Son 10 yıldır, 20 ayrı ülkede toplam 1000 yaşlının evinde yaşadık.We have now lived with 1,000 elderly households in 20 countries over the last 10 years.
Kalça kırıkları genelde yaşlıların bakım evine gltmesiyle sonuçlanır.Hip fracture often leads to institutionalization of a senior.
Ateşli kızlar yok, sadece kankalar ve huysuz yaşlı adamlar.No hot girls, just bros and old crusty guys.
Çünkü Salman zaten Jonathan'dan en az 4 kere daha yaşlı.Because Salman is already more than four times as old as Jonathan.
Tarush, Arman'ın bugün olduğundan 5 kat daha yaşlı.Tarush is five times as old as Arman is today, eighty-five years ago.
Tarush Arman'dan 10 kat daha yaşlıydı.Tarush was ten times as old as Arman.
Diyor ki Tarush, Arman'ın bugünkü yaşından 5 kat daha yaşlı.It says Tarush is five times as old as Arman today.
Tarush Arman'ın bugünkü yaşından 5 kat daha yaşlı.Tarush is five times as old as Arman today.
Tarush 85 yıl önce Arman'dan 10 kat daha yaşlıymış.Which tells us that eighty-five years ago, Tarush was ten times as old as Arman.
Tarush, yani şu, Arman'dan 10 kat daha yaşlıydı.Tarush, which is this, was ten times older than Arman.
Soru bize Arman'dan 10 kat daha yaşlı olduğunu söylüyor.And the sentence tells us that he was ten times older than
O kadar da yaşlı değilim.I'm not so old.
Çünkü hepiniz çok yaşlısınız.Because you're all too old.
Biliyorum ki bu bazılarınızı şoka sokacak ama yaşlısınız.I know that's going to come as a shock to some of you, but you are.
Gözüm yaşlı,With tears in my eyes,
Yaşlıca bir çift sokakta yürüyordu.An elderly couple came walking down the street.
Yaşlı adam parmaklarını silah şekli yapacak şekilde büktü ve lazer sesleri çıkardı.The old man crooked his finger as though he were firing a gun, and then he made laser sounds.
Yaşlı adam yumru ellerini kadının ellerine doğru uzattı ve onları tuttu, beni yalnız bıraktı.The old man reached out his knobbly claw for the woman's hand, and found it, and left me alone.
Yani onların planı, yaşlı adam vefat etmeden ÖNCE, Malcolm'dan kurtulmaktı.So the idea was to get rid of him BEFORE the event of the passing of the old man.
Margaret yaslı mısın Goldengrove yüzünden yaprakları koparılmış, yavaş yavaş♫ Margaret, are you grieving ♫ ♫ Over Goldengrove unleaving, by and by? ♫
Yani orada yaşlı insanların bütün becerileri ve yetenekleri vardı.So there were all these skills and talents that these seniors had.
Bu yüzden de yaşlılar olağanüstü bir toplantı yapmanın gerektiğini anladılar.So the senior citizens realized that they needed to have an emergency meeting.
Hal böyleyken yaşlılardan birisi yanıma geldi ve beni yolun kenarına itip şöyle dedi,So one of the seniors just came up to me, and she pushed me up to the corner and said,
Sen saçları ağaran, orta yaşlı, bir gaysin.You're a greying, middle-aged, gay guy.
Yaşlı biri, genç birinden daha farklı konuşabilir.An older person might speak differently than a younger person.
Neden yaşlıların hastalığı?Why is it a disease of the aged?
Bu yaşlı adamın büyükbabası gitmeyi reddetmiş.This old man's grandfather refused to go.
Kısacası, biraz fazla yaşlı olabiliriz, askeri durumu düşünerek ...In short, we may be a bit too old, but considering the military situation ...
Bu şaka için çok yaşlıyım.I'm too old for that joke.
Bir yığın "şimdiler!" Ve onları yaşlı ve gri olana kadar istiyorum.I want loads of "nows!" And I want them till I turn old and gray.
Yaşlı veya genç ol, hiçbir farklılık yaratmaz.If you're old or young it doesn't really make a difference.
Fizyolojimin değişmesi için çok yaşlıyım ve hepiniz çok güzel görünüyorsunuz.I am too old to change my physiology and you all are too good looking.
9 yaşında bir oğlan ve 80 yaşında bir yaşlı kadında var.There's a nine-year-old boy and an 80-year-old woman.
Ben benim dokunma kalbinde olmadığını zavallı yaşlı Corky için çok belâ üzüldüm kahvaltı.I was so darned sorry for poor old Corky that I hadn't the heart to touch my breakfast.
"Ben yaşlı adam, nasıl olabilirdi göremezsiniz.""I don't see how it could have been, old chap."
"Sadece önermek, yaşlı adam ne olup bittiğini."Just what I was going to suggest, old man.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Corky, old man!" I said, massaging him tenderly.
Bicky, yaşlı adam. "Bicky, old man."
Başını Bertie, yaşlı adam hiç fark ettiniz mi?Have you ever noticed his head, Bertie, old man?
O, o zavallı yaşlı Bicky bildiklerini tüm bu refah kare çalışıyordu.He was trying to square all this prosperity with what he knew of poor old Bicky.
Toodle-oo, Bertie, yaşlı adam.Toodle-oo, Bertie, old man.
Için başlı zavallı yaşlı Bicky ile ücret faturası sığ olması vahşi görünüyordu breadline.It seemed brutal to be wading into the bill of fare with poor old Bicky headed for the breadline.
Şey zavallı yaşlı Bicky oldukça şaşırttı.The thing startled poor old Bicky considerably.
Biz bir matineye, yaşlı adam bu Terpsichorean Kediler gördüm. "We saw those Terpsichorean Cats at a matinee, old man."
Reggie, yaşlı bir adam, ben ---- "Reggie, old man, I----"
Neden sadece onun yaşlı suratını baştan yapmamı istemiyorsun?Why aren't you asking me to simply restore her old face?