Onun en yaşlı oğlu evli değil.His oldest son is not married.
Fransa'da çocuklar yaşlı insanlara karşı her zaman nazik olmalıdırlar.Children must always be polite to older people in France.
Önümüzde yaşlı adam doksan iki yaşında.The old man in front of us is ninety-two years old.
İşsiz insanlar ve yaşlılar için tercihli bir fiyat vardır.There is a preferential price for unemployed people and the elderly.
Büyükannem çok yaşlıdır.My grandmother is very old.
Yaşlı adam huzurevinden kaçtı.The old man escaped from the nursing home.
Bunun için fazla yaşlıyız.We're too old for this.
Bu tür şey yapmak için çok yaşlıyız.We're too old to be doing this kind of thing.
Oyun oynamak için çok yaşlıyız.We're too old to play games.
Tom için çok yaşlıyım.I'm too old for Tom.
Tom için çok yaşlı değilsin.You're not too old for Tom.
Bu iş için çok yaşlı değilsin.You're not too old for this job.
Senden daha yaşlı olduğumu biliyorsun.You know I'm older than you are.
Tom küçük yaşlı bayanın caddeyi geçmesi için yardım etti.Tom helped the little old lady to cross the road.
Sen cimri yaşlı bir kadınsın.You're a mean old woman.
Ben yaşlıyım ama o kadar yaşlı değilim.I'm old, but I'm not that old.
Şimdi eksantrik olun. Mor giymek için yaşlılığı beklemeyin.Be eccentric now. Don't wait for old age to wear purple.
Sen yaşlısın, değil mi?You're old, aren't you?
Sen cimri yaşlı bir adamsın.You're a mean old man.
Şimdi ikimiz de çok daha yaşlıyız.We're both a lot older now.
Her zaman yaşlı kadınlarla flört ettim.I've always dated older women.
Yaşlı adam acı bir şekilde gülmeye başladı.The old man started to laugh sadly.
Yaşlı askerler asla ölmez, onlar sadece kaybolur.Old soldiers never die, they simply fade away.
Daha yaşlı kadınlar daha sonra doğurur.Older women give birth later.
Ben senden daha yaşlı mıyım?Am I older than you?
Onların hepsi senden daha yaşlı.They're all older than you.
Bü tür şeyi yapmayacak kadar çok yaşlısın.You're too old to be doing this kind of thing.
Tom onu yapamayacak kadar çok yaşlı.Tom is too old to do that.
Yaşlı köpek havlayabilir, ama artık ısıramaz.The old dog can bark, but cannot bite anymore.
Tom çok yaşlı değil.Tom isn't very old.
Benim için çok yaşlı görünmüyorsun.You don't seem so old to me.
Tom biraz yaşlı, değil mi?Tom is kind of old, isn't he?
Tom gerçekten yaşlı, değil mi?Tom is really old, isn't he?
Tom oldukça yaşlı, değil mi?Tom is pretty old, isn't he?
Tom epeyce yaşlı, değil mi?Tom is fairly old, isn't he?
Tom çok yaşlı, değil mi?Tom is very old, isn't he?
Tom yaşlı, değil mi?Tom is old, isn't he?
Tom yaşlılığında yumuşak başlı oluyor.Tom is getting soft in his old age.
Tom sadece benim kadar yaşlı.Tom is just as old as I am.
Tom neredeyse benim kadar yaşlı.Tom is almost as old as I am.
Tom babam kadar yaşlı.Tom is as old as my father.
Tom yalnız yaşamak için henüz yeterince yaşlı değil.Tom isn't yet old enough to live alone.
Tom baba olmak için yeterince yaşlı.Tom is old enough to be your father.
Tom baban olacak kadar yeterince yaşlı.Tom is old enough to be your father.
Tom tek başına seyahat edecek kadar yaşlı.Tom is old enough to travel by himself.
Tom Mary kadar yaşlı değil.Tom isn't as old as Mary is.
Tom ehliyet almak için yeterince yaşlı.Tom is old enough to get a driver's license.
Tom Mary için çok yaşlı.Tom is too old for Mary.
Tom artık daha yaşlı ve daha akıllı.Tom is older and wiser now.
Tom oldukça yaşlı görünmeye başlıyor.Tom is beginning to look pretty old.
Tom okula gidecek kadar yaşlı.Tom is old enough to go to school.
Tom bir pop şarkıcısı olarak onu yapamayacak kadar çok yaşlı.Tom is too old to make it as a pop singer.
Tom bu tür şey yapamayacak kadar çok yaşlı.Tom is too old to be doing this kind of thing.
Tom düşündüğüm kadar yaşlı değil.Tom isn't as old as I thought.
Tom oy vermek için yeterince yaşlı değil.Tom isn't old enough to vote.
Tom eşinden daha yaşlı.Tom is older than his wife.
Tom şimdi daha yaşlı ve daha akıllı.Tom is now older and wiser.
Yıllar geçtikçe, bir aptal daha zeki olmaz, ama yaşlı bir aptal olur.With the years, a fool doesn't become cleverer, but becomes an old fool.
Yaşlı bir çiftçiye benziyorum.I look like an old farmer.
Yaşlı bir köylüye benziyorum.I look like an old peasant.