Tom bu kadar yaşlı değil, değil mi?Tom isn't so old, is he?
Yaşlı adam bir meşe kadar sağlıklı ve güçlüdür.The old fellow is as healthy and as strong as an oak.
Yaşlı askerler asla ölmezler, onlar sadece yavaş yavaş ortadan kaybolurlar.Old soldiers never die, they just fade away.
Elbette senin kadar yaşlı değilim.I'm not as old as you, of course.
O yaşlı kadın kız torununa gülümsedi.That old woman smiled at her granddaughter.
O , kısa, yaşlı, kalın gözlüklü bir adamdı.He was a short, elderly man with thick glasses.
Tom kadar yaşlı bir adamla çıkmak için biraz çok genç değil misin?Aren't you a little too young to be dating a guy as old as Tom?
Ben böyle şeyler için çok yaşlıyım.I'm too old for such things.
Benden daha yaşlı olduğunu düşünüyordum.I thought you were older than me.
O, onun babası olmak için yeterince yaşlı.He is old enough to be her father.
Düşündüğünden daha yaşlıyım.I'm older than you think.
Olduğumu düşündüğünden daha yaşlıyım.I'm older than you think I am.
Tom olduğunu düşündüğün kadar yaşlı değil.Tom isn't as old as you think he is.
Senden daha yaşlıyım. Beni dinlemek zorundasın.I'm older than you. You have to listen to me.
En yaşlısı kaç yaşında?How old is the oldest one?
Bu yaşlı adam şen şakrak.This old guy is still sprightly.
Yaşlı bayanın bir bastonu vardı.The old lady had a cane.
Tom hayattan bıkmış sert yaşlı bir adamdı.Tom was a bitter old man who was sick of life.
Tom Mary'nin yaşlı bir hizmetçi olarak öleceğini düşündü.Tom thought Mary would die an old maid.
Aniden yaşlı hissettim.I suddenly felt old.
Ben yaşlı bir kadınım.I'm an old woman.
O ondan çok daha yaşlı.He is much older than her.
Tom bunu yapmak için çok yaşlı değil.Tom isn't too old to do it.
Yaşlı ağacı başka bir yere ekmek zordur.It's difficult to transplant an old tree.
Yalnızca küçük çocuklar ve yaşlı aptallar doğruyu söyler.Only young children and old fools tell the truth.
Tom çok yaşlı görünüyordu.Tom looked very old.
Tom kendi kararını verecek kadar yaşlı.Tom is old enough to make up his own mind.
Tom kendi kararını vermek için yeterince yaşlı.Tom is old enough to make up his own mind.
Benim arabam onun ağacından daha yaşlı.My car is older than this tree.
Tom benden sadece birkaç yaş daha yaşlı.Tom is only a couple of years older than me.
Tom yaşlı bir adama benziyordu.Tom looked like an old man.
Tom yaşlı bir adama benziyor.Tom looks like an old man.
Tom yaşlı bir adam.Tom is an old man.
Yaşlı bir köpeğe yeni hünerler öğretmek zor.It's hard to teach an old dog new tricks.
Tom diğer erkek çocuklardan daha yaşlı ve daha olgun görünüyordu.Tom seemed older and more mature than the other boys.
Tom'un yaşlı bir adama benzediğini düşünmüyor musun?Don't you think Tom looks like an old man?
Onun anne babası bizimkinden daha yaşlı.Her parents are older than ours.
Onun anne babası benimkinden daha yaşlı.His parents are older than mine.
Onun anne ve babası, benimkilerden daha yaşlılar.Her parents are older than mine.
Pek çok kişi sizden daha yaşlıdır.So many people are much older than you.
İçmek için yeterince yaşlısın, değil mi?You're old enough to drink, aren't you?
Sanırım sizin için çok yaşlıyım.I guess I'm too old for you.
Tom o zamanda on üçten daha yaşlı olamazdı.Tom couldn't have been any older than thirteen at the time.
Tom parkta çekici orta yaşlı bir bayan gördü.Tom saw an attractive middle-aged lady in the park.
Tom'un ebeveynleri Mary'nin ebeveynlerinden daha yaşlı.Tom's parents are older than Mary's parents.
Gerçekten çok yaşlı görünüyor muyum?Do I really look so old?
Bizi yaşlı hissettiriyorsun.You make us feel old.
Bana yaşlı hissettiriyorsun.You make me feel old.
Tom nasıl yaşlı hissedeceğini merak etti?Tom wondered how it would feel to be old.
Tom'un ebeveynleri benimkilerden daha yaşlı.Tom's parents are older than mine.
Tom benim çok yaşlı bir arkadaşım.Tom is a very old friend of mine.
Tom yaşlı bir adam olacak.Tom is getting to be an old man.
Mary Jackson yaşlı bir bayan oldu.Mary Jackson has become an old lady.
Tom Mary'den daha yaşlı.Tom is older than Mary is.
Neredeyse Tom kadar yaşlısın.You're almost as old as Tom is.
Tom olduğundan daha yaşlı görünüyor.Tom looks older than he is.
İçki içmek için yeterince yaşlı mısın?Are you old enough to drink?
Gerçekten olduğunu söylediğin kadar yaşlı mısın?Are you really as old as you say you are?
Olduğunu düşündüğün kadar yaşlı değilsin.You aren't as beautiful as you think you are.
Neredeyse benim kadar yaşlısın.You're almost as old as I am.