Ana içeriğe geç
Sözlük

yaslı ile cümle

yaslı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Yaşlı insanlarla ilgilenin.Take care of old people.
Okula geri dönmek için fazla yaşlı olduğumu mu düşünüyorsun?Do you think I'm too old to get back to school?
Tom Mary'den daha yaşlı görünüyor.Tom looks older than Mary.
Tom Mary'den muhtemelen birkaç yıl daha yaşlı.Tom is probably a few years older than Mary.
Tom Mary'den daha genç görünse bile, o aslında oldukça daha yaşlı.Even though Tom looks younger than Mary, he's actually quite a bit older.
Büyük babam yüzemeyecek kadar çok yaşlı olduğunu söylüyor.My grandfather says he's too old to swim.
Daha yaşlı kadınları seviyorsun, değil mi?You like older women, don't you?
Tom benden çok daha yaşlı olamaz.Tom can't be much older than I am.
Tom yaşlı ama gönlü genç.Tom is old, but he's young at heart.
Tom muhtemelen ofisteki en yaşlı kişi.Tom is probably the oldest person in the office.
Tom yaşlı bayana malzemelerini arabasına taşımak için yardım etmeyi önerdi.Tom offered to help the old lady carry her groceries out to her car.
Tom yaşlı bayana caddeyi geçmesi için yardım etmeyi önerdi.Tom offered to help the old lady cross the street.
Tom yaşlı bayana yardım teklif etti.Tom offered to help the old lady.
Tom yaşlı bir bayana saygıyla eğildi.Tom bowed respectfully to the old lady.
İş için bir yere başvuramam sanırım.Çok yaşlıyım.I don't think I can apply for a job anywhere. I'm too old.
Tom göründüğünden çok daha yaşlıdır.Tom is way older than he looks.
Bu seni daha yaşlı gösteriyor.It makes you look older.
Yeni saç stilin seni daha yaşlı gösteriyor.Your new hair style makes you look older.
Otobüs sürücüsü yaşlı bayanın otobüsten inmesine yardımcı oldu.The bus driver helped the old lady off the bus.
Tom ehliyet almak için henüz yeterince yaşlı değil.Tom isn't yet old enough to get a driver's license.
Orada yalnız bir yaşlı adam yaşıyor.A lonely old man lives there.
Tom Mary'den çok daha yaşlı görünmüyor.Tom doesn't look much older than Mary.
Tom senin için fazla yaşlı.Tom is too old for you.
Tom'un benim için çok yaşlı olduğunu düşünüyorsun, değil mi?You think Tom is too old for me, don't you?
Tom, düşündüğünden daha yaşlı.Tom is older than you think.
O benim için biraz çok yaşlı.He's a little too old for me.
Sen benim için biraz çok yaşlısın.You're a little too old for me.
Tom'un benim için çok yaşlı olduğunu düşünüyorum.I think Tom is too old for me.
Tom benim için çok yaşlı.Tom is too old for me.
Annem bana Tom'un benim için çok yaşlı olduğunu söyledi.My mother told me that Tom is too old for me.
Yaşlı Alman posta taşıyıcı "hediye" işaretli pakete dokunmak istemedi.The old German mail carrier did not want to touch the package marked "gift."
Kim daha yaşlı, Tom' mu yoksa Mary mi?Who's older, Tom or Mary?
Kim daha yaşlı, annen mi yoksa baban mı?Who's older, your mother or your father?
İnsanların sandığı kadar yaşlı değilim.I'm not as old as most people think I am.
Ben senden epey yaşlıyım.I'm quite a bit older than you.
Yaşlı kadın ormanda odun topluyordu.The old woman was collecting firewood in the forest.
Ondan çok daha yaşlı değilim.I'm not much older than he is.
Tom tartışmasız buradaki en yaşlı kişi.Tom is unquestionably the oldest person here.
Tom buradaki en yaşlı kişi, onun hakkında soru yok.Tom is the oldest person here, no question about it.
Tom içebilecek kadar yaşlı.Tom is old enough to drink.
Tom yaşlı adamın caddeyi geçmesine yardım etti.Tom helped the old man cross the road.
Tom caddeyi geçen yaşlı adama yardım etti.Tom helped the old man across the street.
Tom yaşlı bir bayanın yolu geçmesine yardımcı oldu.Tom helped an old lady cross the road.
Tom sakalını uzatmış, bu yüzden daha yaşlı görünüyor.Tom grew his beard so he'd look older.
Yaşlı ve saçların ağarmış olsan bile, hayattan hoşlanman gerekir.Even when you're old and gray, you should be able to enjoy life.
Tom koltuğunu yaşlı kadına verdi.Tom gave his seat to the old woman.
Hem Tom hem de Mary John'dan daha yaşlılar.Tom and Mary are both older than John.
Yaşlı hissediyor musun?Do you feel old?
Yaşlı görünüyor muyum?Do I look old?
Tom'un yaşlı olduğunu düşünüyorum.I think Tom is old.
Yaşlı olsa bile o hala sağlıklıdır.Even though he's old, he's still healthy.
Tom henüz yeterince yaşlı olmadığının söylenmesinden hoşlanmıyor.Tom doesn't like being told he's not old enough yet.
Yaşlıya karşı konuksever olmamak talihsiz bir şey.Inhospitality against the elderly is an unfortunate thing.
Yaşlılık için para biriktiriyorum.I will save up money for when I'm old.
O, koltuğunu yaşlı bir kadına teklif etti.She offered her seat to an old woman.
Yaşlı adam üzüntülü bir şekilde güldü.The old man laughed sadly.
Bana amca deme. Beni çok yaşlı hissettiriyorsun.Don't call me Uncle. You make me feel so old.
Anne, o saç sitili seni yaşlı gösteriyor.Mom, that hairstyle makes you look old.
Yaşlı filozof "Hayat günah olmadan var olabilir mi?" diye sordu."Can life exist without sin?" asked the old philosopher.
Ondan daha yaşlı bir kızla evlendi.He married a girl older than he.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod