Ana içeriğe geç
Sözlük

yasamak ile cümle

yasamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Dan Linda ile Glasgov'da yaşamak için Londra'daki iyi bir işi bıraktı.Dan left a good job in London to live with Linda in Glasgow.
Tom Boston'un yaşamak için güzel bir yer olduğunu söyledi.Tom said Boston is a nice place to live.
Seninle yaşamak sadece imkansız!It's just impossible to live with you!
Başkaları ile hoşnutsuzluk içinde yaşamaktansa dünya malından vazgeçmek daha iyi.Better to give up possessions than to live in discontent with others.
Avustralya'da yaşamak nasıldı?What was it like living in Australia?
Hindistan'da yaşamak istiyorum.I want to live in India.
Biz Bostan da yaşamak istemiyoruz.We do not live in Boston.
Ben yaşamak için çalışırım ama çalışmak için yaşamam.I work to live, but I don't live to work.
Büyük bir şehirde yaşamak istemiyorum.I don't want to live in a big city.
Artık yaşamak istemiyorum.I don't want to live anymore.
Elli yıl daha ot gibi yaşamaktansa şimdi ölmeyi tercih ederim.I'd rather die now than vegetate for fifty more years.
Su olmadan ve oksijen olmadan yaşamak olanaksızdır.It is impossible to live without water and without oxygen.
Yaşamak için sadece bir yol vardır.There's only one way to live.
İnsanlar hayatı anlamak için değil, yaşamak için yaratılmıştır.Human beings are not made to understand life, but to live it.
Sentinel yerlileri insanlar Hint Okyanusu'nda bir adada yaşamaktadır.The Sentinelese people live on an island in the Indian Ocean.
Muhtemelen ölünceye kadar yaşamak için yeterli paraya sahipsin.You probably have enough money to live till you die.
Boston ziyaret etmek için harika bir yerdir ama orada yaşamak istemem.Boston is a great place to visit, but I wouldn't want to live there.
Daha iyi bir mahallede yaşamak istiyorum.I'd like to live in a better neighborhood.
Yaşamak tehlikelidir.Living is dangerous.
O, Amerikan rüyasını yaşamak istedi.She wanted to live the American dream.
Utanç içinde yaşamaktansa onurlu ölmek daha iyidir.It is better to die honorably than to live in disgrace.
Birlikte yaşamak istemiyorlar.They don't want to live together.
Ben bir çift olarak yaşamak istemiyorum. Bu bir köpeğe sahip olmak gibidir.I don't want to live as a couple. It's like having a dog.
Tom yaşamak için güzel bir yere sahipti.Tom had a nice place to live.
Tom, Mary'yle yaşamak için geldi.Tom came to live with Mary.
Tom korku içinde yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in fear.
Tom, Mary ile karavanda yaşamak için geldi.Tom came to live with Mary in the trailer.
Şimdi yaşadığın hayatı sonsuza dek yaşamak ister misin?Would you like to live the life you live now for eternity?
Bir dili öğrenmek için en iyi yol onun konuşulduğu bir ülkede yaşamaktır.The best way to learn a language is to live in a country where it's spoken.
Tom yaşamak için bir yer bulmakta herhangi bir sorun yaşamamalı.Tom shouldn't have any trouble finding a place to live.
Tom yaptığı ile yaşamak zorunda olacak.Tom is going to have to live with what he did.
Kim burada yaşamak istemez ki?Who wouldn't want to live here?
Yaşamak kolay değildir.Living isn't easy.
Burada yaşamak kolay değil.Living here isn't easy.
Tom Boston'da yaşamak istiyor.Tom wants to live in Boston.
Yaşamak için herhangi bir nedenim olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if I have any reason to live.
O yaşamak için ne yapıyor?What does he do for a living?
Sigara olmadan yaşamak; bu benim yeni hedefimdi.Living without cigarettes; this was my new goal.
Sanırım İngilizce öğrenmek için en iyi yol Amerika'da yaşamaktır.I think the best way to learn English is to live in America.
Bir gün Avrupa'da yaşamak istiyorum.I'd like to live in Europe someday.
Bu güzel bir yer ama burada yaşamak istemiyorum.This is a nice place, but i don't want to live here.
Ben Helsinki'de yaşamak istiyorum.I want to live in Helsinki.
Tom, Boston'da yaşamak istemiyordu.Tom didn't want to live in Boston.
Yaşamak için başka bir yer bulmam gerekiyorI need to find somewhere else to live.
Biz yaşamak için bir yer bakmaya başlamak zorundayız.We have to start looking for a place to live.
Yaşamak için çalış; çalışmak için yaşama!Work to live; don't live to work!
Burada yaşamak istiyoruz.We want to live here.
Tom kötü bir semtte yaşamaktadır.Tom lives in a bad neighborhood.
Benimle birlikte yaşamak istediğinden emin misin?Are you sure you want to live together with me?
Tren istasyonuna çok yakın yaşamak uygundur.It's convenient to live so close to the train station.
Hayalim bir köyde huzur içinde yaşamaktır.My dream is to live peacefully in a village.
Sonsuza dek yaşamak mümkün değil.It's not possible to live forever.
Ben yaşamak için yerim.I eat to live.
Bir mağara adamı gibi yaşamak istediğinden emin misiniz?Are you sure you want to live like a caveman?
Lütfen cehalet içinde yaşamaktan vazgeç.Please stop living in ignorance.
Gelmek ve burada yaşamak istiyorum.I want to come and live here.
Öyle yaşamak istiyorum.I want to live like that.
Boston'da yaşamak istemezdim.I wouldn't want to live in Boston.
Boston'da yaşamaktan hoşlanmıyorum.I don't like living in Boston.
Ben Boston'da yaşamak istiyorum.I'd love to live in Boston.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod