Ben yaşamak için yeni bir yer arıyorum.I'm looking for a new place to live.
Tom'la birlikte yaşamak istemezdim.I wouldn't want to live with Tom.
Burada yaşamak istemezdim.I wouldn't want to live here.
Bir dağ sırtı eteğinde güzel bir şehirde yaşamak çok hoştur.It's very pleasant to live in a beautiful city at the foot of a mountain ridge.
Tom buradan uzakta yaşamaktadır.Tom lives a long way from here.
Yaşamak bir asker olmaktır.To live is to be a soldier.
O, az gelişmiş bir ülkede yaşamak istemez.He doesn't want to live in a less developed country.
O, az gelişmiş bir ülkede yaşamak istemiyor.He does not want to live in a less developed country.
Darmadağın bir evde yaşamak çok streslidir.Living in a cluttered home is very stressful.
Tom 2013'den beri Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston since 2013.
Bizim yaşamak için yemek yememiz gerekir.We need to eat in order to live.
Tom eski itfaiyenin hemen yanında yaşamaktadır.Tom lives right by the old fire station.
Tom eski tren istasyonuna yakın yaşamaktadır.Tom lives close to the old railway station.
Bir cüceler ailesi bu ağacın altında küçük bir evde yaşamaktadır.A family of gnomes lives in a small house under this tree.
O, lüks bir hayat yaşamak için yeterli para kazanır.He makes enough money to live a luxurious life.
Tom ormanda küçük bir kulübede yaşamaktadır.Tom lives alone in a small cabin in the woods.
Tom Mary'nin nerede yaşamak istediğini biliyordu.Tom knew where Mary wanted to live.
Biz sadece barış içinde yaşamak istiyoruz.We just want to live in peace.
Bu seni sevmediğim anlamına gelmiyor, ben sadece seninle yaşamak istemiyorum.It's not that I don't love you, I just don't want to live with you.
Orada yaşamaktan keyif aldım.I enjoyed living there.
Boston'da yaşamak hoşuma gitti.I enjoyed living in Boston.
Tom'un Boston'da yaşamaktan gerçekten hoşlandığını duydum.I hear that Tom really likes living in Boston.
O evde yaşamak istiyorum.I'd like to live in that house.
Tom, Mary'nin nerede yaşamak istediğini bilmiyor.Tom doesn't know where Mary wants to live.
Tom, Mary'nin nerede yaşamak istediğini bilmiyordu.Tom didn't know where Mary wanted to live.
Boston'da yaşamak istemedim.I didn't want to live in Boston.
Kendi başıma yaşamak için ebeveynimin evinden taşındım.I moved out of my parent's house to live on my own.
Köle olarak yaşamaktanse özgürce ölmeyi tercih ederim.I'd rather die free than live as a slave.
Bu risklerle yaşamak zorundayız.We have to live with these risks.
Özgür bir ülkede yaşamak istiyorum.I want to live in a free country.
Bir gün daha yaşamak için savaşacağız.We'll live to fight another day.
Günümüzde yaşamak zorundayız.We have to live in the present.
Şu anda yaşamak zorundayız.We have to live in the moment.
Biz yaşamak istiyoruz.We want to live.
Birlikte yaşamak ve hâlâ yalnız olmak mümkün mü?Is it possible to live together and yet still be alone?
Birlikte yaşamak zorunda kaldık.We had to live together.
Tom, kırsal Avustralya'da yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom liked living in rural Australia.
Tom, Avustralya kırsalında yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom liked living in rural Australia.
Biri yaşamak için öğrenir. Biri öğrenmek için yaşamaz.One learns to live. One doesn't live to learn.
Sanırım burada yaşamaktan çok mutlu olacağız.I think we'll be very happy living here.
Tom burada yaşamaktan hoşlanmayacak.Tom won't like living here.
Burada gerçekten yalnız yaşamak istediğinize inanamıyorum.I can't believe you really want to live here all by yourself.
O yaşamak istediğim yer.That's where I want to live.
Bir dereye yakın yaşamak her zaman hayallerimden biri olmuştur.It's always been one of my dreams to live near a brook.
Bizimle yaşamak için geldiğine memnun oldum.I'm glad you've come to live with us.
O, şehrin kenar mahallelerinde yaşamaktadır.She lives on the outskirts of the city.
Jamal olmadan yaşamak düşünülemez.Living without Jamal is unthinkable.
Yaşamak mücadele etmektir.To live is to fight.
Burası Tom'un yaşamak istediği yer.This is where Tom wants to live.
Boston'da yaşamaktan nefret ederdim.I used to hate living in Boston.
Tom ailesiyle birlikte Boston'da yaşamak istedi.Tom wanted to live in Boston with his family.
Tom geçen sene büyük annesi ile yaşamak için Boston'a gitti.Tom went to Boston last year to live with his grandmother.
Burası yaşamak istediğim yer.This is where I want to live.
Burada kim yaşamak ister?Who would want to live here?
Ailemle Boston'da yaşamak istedim.I wanted to live in Boston with my family.
Burada tek başıma yaşamaktan bıktım.I'm getting tired of living here by myself.
Öyle bir evde yaşamak hoş olmaz mı?Wouldn't it be nice to live in a house like that?
Boston'da hiç yaşamak istemedim.I never wanted to live in Boston.
Bu, Tom'un yaşamak istediğini söylediği yer.This is where Tom says he wants to live.
Tom birlikte yaşamak için en kolay kişi değildir.Tom isn't the easiest person to live with.