Ankara'da köyün 2-3 katı nüfus yaşamaktadır.In der Hauptstadt Tarragona leben fast 2/3 der Bevölkerung.
Yahudilerin çoğu Santa Cruz'da yaşamaktadır.Die meisten Juden Jugoslawiens lebten damals in Kroatien.
Zengin yaşamak zengin ölmekten iyidir.Il est mieux de vivre en étant riche que de mourir riche.
Ölmeye gitmiyorum. Yaşamak için gidiyorum.Je n'y vais pas pour mourir. J'y vais pour vivre.
İtalya'da yaşamak istiyorum.Je veux vivre en Italie.
Tom bir yıldan daha fazla süredir Boston'da yaşamaktadır.Tom a vécu à Boston pendant plus d'un an.
Yaşamak için fazla aptalsın.Tu es trop stupide pour vivre.
Banliyöde yaşamak için araba zaruridir.Une voiture est indispensable pour vivre en banlieue.
Tom Boston'da yaşamak istiyordu.Tom voulait habiter à Boston.
Brezilya'da yaşamak isterdim.Je voudrais vivre au Brésil.
Tom İsviçre'de yaşamak için Fransa'yı terk etti.Tom a quitté la France pour vivre en Suisse.
1909'da felç olmuş, hayatının geri kalanını bir koltukta yaşamak zorunda kalmıştı.Paralysé à partir de 1909, il a eu à vivre le reste de sa vie dans un fauteuil.
Mitchell New York’ta yaşamaktadır.Mitchell vit à New York.
Evli ve 4 çocuk babasıdır ve 1985 yılından itibaren Neuilly-sur-Seine'de yaşamaktadır.Marié et père de quatre enfants, il habite Neuilly-sur-Seine depuis 1985.
1975 yılından beri Birleşik Krallık'ta Sussex'de yaşamaktadır.Il réside dans le Sussex au Royaume-Uni depuis 1975.
Çift Malibu'da yaşamaktadır.Le couple réside à Malibu.
Lanza del Vasto 1936 yılında Gandi ile yaşamak amacıyla Hindistan'a gitti.Lanza del Vasto alla en Inde en 1936 dans le but de vivre avec Gandhi.
16.000'e yakın kişi bu kırsal kasabada yaşamaktadır.Environ 16 000 habitants vivent dans cette banlieue rurale.
Diri diri gömülmek veya büyük bir şeref ile ölüp yaşamak!Vivre avec honneur et mourir avec gloire!
Fakat bu arazilerde bulunan nüfusun çoğunluğu Platte Nehri güneyinde yaşamaktaydı.Cependant, la plus grande partie de la population vivait au sud de la rivière Platte.
Connecticut'da yaşamaktadır.Elle habite au Connecticut.
Müslümanların yaklaşık %20'si Arap ülkelerinde yaşamaktadır.Environ 20 % des musulmans vivent dans des pays arabes.
Şu an (2013) Avustralya’da yaşamaktadır.Il vit actuellement (2013) à New York.
2001 yılında Taber Shroeder ile evlenen model, Los Angeles'ta yaşamaktadır.Elle a épousé le mannequin Taber Schroeder en 2001, et ils habitent Los Angeles.
Ikpeba şimdi 3 çocuğu ile birlikte Monako'da yaşamaktadır.Il vit maintenant à Monaco avec ses trois enfants.
Birçok Formula 1 pilotu gibi, Button da, Monako'da yaşamakta.Mosley, à l'instar de beaucoup de pilotes de Formule 1, vit à Monaco.
Evli olup Lahey'de yaşamaktadır ve Hollanda Protestan Kilisesi'nin üyesidir.Marié et vivant à La Haye, il est membre de l'Église protestante des Pays-Bas.
Ölümünde Sultan Nasır Muhammed'in 14 erkek ve 11 kız çocuğu yaşamaktaydı.À sa mort, An-Nâsir Muhammad laisse quatorze fils et onze filles.
His mother is a naturalised French citizen, Babası Singapur'da yaşamaktadır.Sa mère est naturalisée française et vit en France, tandis que son père vit à Singapour,.
Annesi ve babası Fin olan Puma Swede, 2004'ten beri Kaliforniya'da yaşamaktadır.Puma Swede habite la Californie depuis 2004.
Conchis, evinde yalnız yaşamaktadır.À présent Ashok est seul dans sa grande maison.
Oslo'da yaşamaktadır.Elle vit à Oslo.
Melbourne’de yaşamaktadır.Il vit à Melbourne.
Yarbay Cameron Mitchell, Frank ve Wendy Mitchell'in oğludur, uzun süredir Auburn, Kansas'ta yaşamaktadır.Le lieutenant-colonel Mitchell est le fils de Frank et Wendy Mitchell, habitant Auburn dans le Kansas.
1993 yılından beri Fransa'da yaşamaktadır.Elle vit en France depuis 1993.
1963'ten beri Paris'te yaşamaktadır.Il vit à Paris depuis 1963.
Ocak 2010’dan beri Brooklyn’de Williamsburg civarlarında yaşamaktadır.Elle vit actuellement dans le quartier de Brooklyn à Williamsburg depuis janvier 2010.
Burada yakın şehirlerden ve dünyanın geri kalanından uzakta yaşamaktan hoşnuttu.Il aime se sentir séparé des villes voisines et du reste du monde.
2015 itibarıyla Londra'da yaşamaktadır.En 2015, elle réside à Londres.
Bugün büyük çoğunluğu Yunanistan'da yaşamaktadır.De nos jours, la grande majorité des Grecs vivent en Grèce et dans la république de Chypre.
Yörükoğlu'nun çocukları Paris'te yaşamaktadır.Les enfants de vignerons vont travailler à Paris.
Fakat, yurtdışında eğitim yapmak ve yaşamak oldukça pahalı ve zahmetlidir.À cette époque, les études à l’étranger sont complexes et coûteuses.
Polonya'da 5.000 kadar Müslüman Tatar yaşamaktadır.En Pologne, la communauté musulmane d'origine tatare s'élève à 5 000 âmes.
2006 yılındaki resmi verilere göre nüfusunun % 61.2 kentlerde,% 38.1'i kırsal alanda yaşamaktadır.En 2002 61,2% de cette population vit dans des zones urbaines tandis que 38,8% vit dans des zones rurales.
O zamandan beri ABD'de yaşamaktadır.Elle vit aux États-Unis depuis lors.
1945'te Arap dünyasında 758,000 ila 866,000 Yahudi yaşamaktaydı.En 1945 entre 758 000 et 866 000 juifs vivaient dans les différentes communautés du monde arabe.
Babasıyla bayağı sorun yaşamaktadır.De son côté, son père a des troubles.
Ne yazık ki arkadaşı ölmüştür fakat karısı yaşamaktadır.Mais son enfant est décédé et son épouse est mourante.
Normandiya bölgesinde 3.2 milyon kişi yaşamaktadır.3,2 millions de personnes sont employées dans la région de Londres.
Finlandiya'da 1999 resmi verilerine göre 20,000 Müslüman yaşamaktadır.En 1999, le nombre de musulmans vivant en Finlande a été estimé à 20 000 personnes.
Hollanda'da yaşamaktadır.Elle réside aux Pays-Bas.
Kendisi Texas'da yaşamaktadır.Il vit au Texas.
ABD, Santa Monica'da yaşamaktadır.Ils vivent à Santa Monica.
Belgrad'da yaşamaktadır.Il vit à Belgrade.
Bugün Malibu, California'da yaşamaktadır.Il vit actuellement à Malibu en Californie.
Halen eşiyle birlikte New York'ta yaşamaktadır.Il vit à New York avec sa femme.
Acaba kendisi bir hayalin içinde mi yaşamaktadır?Pouvait-il vivre sous un ciel étranger?
Bu alanda 1.811.700 kişi yaşamaktadır.11 817 personnes y vivent.
Kretschmann Los Angeles'ta yaşamaktadır.Thomas Kretschmann habite à Los Angeles.
Bu yıllarda mahallede 400-500 nüfus yaşamaktadır ve yerleşik hayata geçilmiştir.A certaines époques, quarante ou cinquante familles du pays s'y réunissent et s'y amusent.