Çünkü yaşamak buna denir!Because that's what living is!
Birlikte yaşamak mı?Living together?
Yıllardır İtalya'da yaşamaktadırlar.They've lived in Italy for a number of years.
'Neden bir kuyunun dibinde yaşamak mı?''Why did they live at the bottom of a well?'
Ailesinin her istediğini yapan bir kız olarak yaşamak için fazla asabiyim.To live just as a good obedient daughter, - I'm too much of a hot-blooded woman.
"Yaşamak, hata yapmak, düşmek, zafer kazanmak ve yaşamdan yaşam yaratmak.""To live, to err, to fall, to triumph and to recreate life out of life."
Aslında bitkiler yaşamak için bunu yapıyor.That's what plants actually do for a living.
Gözlerim doldu ve işte yaşamak istediğim yer dedim.I teared up and I said that's where I want to be.
Yaşamak gerekir ... "You must live ..."
Yani, eğer pişmanlıksız bir hayat yaşamak istiyorsanız aslında sizin için bir ihtimal var.So if, in fact, you want to live a life free of regret, there is an option open to you.
Çin'de ailesiz genç bir kız olarak yaşamak çok zordu.In China, it was hard living as a young girl without my family.
Güney Kore'de yaşamak, yerleşmek umduğumdan çok daha zordu.Settling down in South Korea was a lot more challenging than I had expected.
Kondomlara yaşamak anlamına gelen "Vive" ya da güven anlamında "Trust" isimlerini veriyorlar.They name the condoms things like Vive, "to live" or Trust.
Yaşamak gibi bir şey.It's kind of living.
Bence bilmeyerek yaşamak, yanlış olabilecek cevaplarla yaşamaktan çok daha ilgi çekici.I think it's much more interesting to live not knowing than to have answers which might be wrong.
Ve bence tıpkı Sun Tzu'nun dediği şekilde yaşamak biraz garip.And I think it's sort of weird to be living what Sun Tzu said.
Lee Tae Ik'le aynı evde yaşamak <br çok rahatsız olacak, kaba serseri.It will be very uncomfortable<br />to live in the same house as Lee Tae Ik, that rude bastard.
Başka birinin evinde yaşamak...To live in someone else's house...
Batıda iki yıl yaşamak yaramış.Life in the West has done you well!
Hepsinin birim alan başına az bir gücü var ve bu gerçekle yaşamak zorundayız.They all have a small power per unit area, and we have to live with that fact.
Tüm varoluşunuz, 'ben' olarak yaşamak üzere planlandı.All of your existence has been planned to be lived as 'I'.
Ben hep... ...birlikte olmak, seninle yaşamak istedim.I've always wanted us to be together
Bu şekilde ayrı yaşamaktan nefret ediyorum.I hate living apart like this
Hep babamla birlikte yaşamak istemiştim.I always wanted to live with him
Burada yaşamaktan memnun musun?Is it okay living here?
Ve tıpatıp bizim gibi yaşamak istemeyebilirler.And they may not want to live exactly like us.
Geçen haftadan güncelleme:Yaşamak için yeni bir yer buldum ve Ekim'de taşınacağım!Update from last week: I found a new place to live and I'm moving in October!
Tüm hayatınızı bir kurban olarak yaşamak zorunda değilsiniz.Does not have to become your reality
Burada yaşamak, burada çalışmak, boş vakitleri burada geçirmek.living here, working here, having leisure here.
BENVOLIO Sonra o hala iffetli yaşamak yemin indirdiği?BENVOLlO Then she hath sworn that she will still live chaste?
Ben bir I yaşamak gerekir, garanti bin evetler,I warrant, an I should live a thousand yeas,
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!Fain would I dwell on form,fain, fain deny What I have spoke; but farewell compliment!
Ben, Sen, prens, vermek zorundadır adalet, yalvarıyorum; Romeo öldürdü Tybalt Romeo yaşamak gerekir.I beg for justice, which thou, prince, must give; Romeo slew Tybalt, Romeo must not live.
Cennette burada yaşamak ve ona bakmak olabilir; Ama Romeo olmayabilir .-- Daha fazla geçerliliği,Live here in heaven, and may look on her; But Romeo may not.--More validity,
Unstain'd eşi benim tatlı aşk yaşamak.To live an unstain'd wife to my sweet love.
O, oynamak, bana yaşamak olacak 'Kalp kolay.'O, an you will have me live, play 'Heart's ease.'
"Dünyada yaşamak istemiyor musunuz?"You don't want to stay on Earth?
Sessiz yaşamak kolay değil, değil mi?Isn't it hard to keep silent?
Gerçekten yaşamak istiyorsak.Zmar Silent Retreat, Portugal 13th May 2013. Session 1
Torunum olarak yaşamak... ...senin için zor olmalı.It must have been hard, living as a descendent of my blood.
Ben... ...bu insanlar yüzünden böyle yaşamak zorunda kalmış biriyim. Nasıl prensesleri olabilirdim?Would someone in my shoes, go become a princess to those who did me harm?
Bilginin değersiz olduğu bir dünyada yaşamak istiyor muyum bilmiyorum.I don't know if I want to live in a world where knowledge is obsolete.
Ben kendim hangi gelecekte yaşamak istiyorum biliyorum.I know which future I would rather be living in.
Bütün hayatın boyunca bu güçlerle birlikte yaşamak zorunda değilsin.You will not have to live all your life with these forces.
Bu şekilde yaşamak istediğin için mi bana böyle davrandın?You wanted to live like this, so that's why you acted like that to me?
Böyle yaşamak mı istedin? Bu yüzden mi bana kötü davrandın?Did you want to live like this, and that's why you acted like that to me?
Jaclyn 14 yaşında Masai ailesiyle birlikte yaşamaktayken Kenya'da büyük bir kuraklık olmuştu.Jaclyn was 14 years old and she was in her Masai family and there's a drought in Kenya.
Seninki yaşamak ve bir hayat yaratmak için duyulan lanet bir istek.Yours is a hellish desire to live and to create life.
Merakı yaşamak demek, huşu duymak demek.And to experience wonder is to experience awe.
Kendimize güvenmek ve yaptığımız işte başarma duygusu yaşamak isteriz.We like to feel confident and have a sense of achievement in what we do.
Güvenle YaşamakLiving by Trust
Parasal sistemde yaşamak bir hak değil, bir ayrıcalık.Life is not a right in the monetary system, it's a privilege.
Diğerlerinin mutsuz olduğu değil, mutlu olduğu bir hayat yaşamak istiyoruz.We want to live by each other's happiness not by each other's misery.
Bir pergel gibi çizerek yaşamak.living like a drawing compass.
Tekrar, utanç ve aşağılanmanın ağırlığı, tuzağa düştüğünüz bir toplumda yaşamak.And again, the weight of shame and humiliation, living in a society where you feel trapped.
Bağımsızlığını korumanın yolu bu kurallarla yaşamaktan geçiyor.And the way to retain its freedom is live within those rules.
Lansing küçük bir şehirdi ve siyahiler şehrin batı tarafında yaşamaktalardı.Lansing was a small town and the west side was the side of town that blacks lived on.
Bakteriler, yeryüzünde yaşamakta olan en eski canlılardır.Bacteria are the oldest living organisms on the earth.
Kötü olanı yaşamak için 24 saatin var. "The bad news is that you only have 24 hours to live."
Tabi ki, ne olacağını bilemeyiz ve belirsizlikle yaşamak zorundayız.Of course, we can't know what's going to happen and we have to live with uncertainty.