Benimle yaşamak ister misin?"Want to live with me?"
O seninle yaşamak istediğini mi söyledi?She said she was going to live with you?
Benimle çıkmak mı istersin yada benimle yaşamak mı istersin?Надтай болзох уу эсвэл хамт амьдрах уу?
Benimle yaşamak mı istersin yoksa burada ölmek mi...Do you want to live with me or right over there...
Su samuru, burada yaşamak için nasıl yönettiğini emekli!How retired the otter manages to live here!
Yaşamakta olduğumuz hızlı dünyada durup çiçekleri koklamak için her zaman vaktimiz yok.In the fast paced world that we live in, we don't always have time to stop and smell the roses.
Yaşamak için ne yapıyorsun, Charles?See what I mean?
Ama insanlar sana dönüp "Bu ne ya, ben senin dünyanda yaşamak istemiyorum" diyecekler.I wouldn't wanna live in your world!
Ama yaşamak için para kazandı.But the money to live on had to be earned.
Sanat ve estetik felsefesi yapıyorum, açıkçası, yaşamak için.I do the philosophy of art, aesthetics, actually, for a living.
Tekrar ediyorum, bu değişken maliyet, değişken yaşamakla ilgili bir durum.Again, this theme is about variable cost, variable living.
Kriz sonrası tüketicinin üçüncü kanunu ise dayanıklı ve sürekli yaşamak.The third of the four laws of post-crisis consumerism is about durable living.
Th 'herhangi bir şey için moor' uzak yaşamak değildir. "I wouldn't live away from th' moor for anythin'."
Yaşamak için oradan uzağa süzülecek.It's going to sashay away to live to fly another day.
Doğduğun ülkede yaşamak, terörist faaliyet haline gelmiş.In the country you were born, living has become a terrorist act.
Direnmek yaşamaktan önemli. yaşamak her nefeste özgürlük ihtiyacıyla iç çekiş.To resist is above all to exist, it's that thirst for freedom for each exhaled sigh.
Tabii hayatınız güvenli yaşamak üzerine kurulu değilse.This is, of course, unless your whole life is about being secure.
Bence bilmeden yaşamak, yanlış cevaplarla yaşamaktan çok daha enteresan.I think it is much more interesting to live not knowing than to have answers that might be wrong.
Böyle gergin ve stresli olduğunuz zaman yaşamak çok rahatsız edici.It's a very uncomfortable way to live life, when you get this tight and stressed.
Neden iyi bir vatandaş bunu yaşamak zorunda?Why does a good citizen have to undergo something like this?
Neden bunu yaşamak için buraya geldin?Why did you come here to get into this kind of thing?
Saglikli olmak ve dolu dolu bir hayat yasamak istiyoruz.We want to be healthy and live a full life.
Bu beraber yaşamak değil de nedir?If it's not being together then what is it?
Dünyanın çoğunluğu bu biçimde yaşamaktadır.This is the world that most of us live in today.
Gurur duyabileceğim bir hayatı yaşamak istedim.I wanted to live a life that I could be proud of.
Sadece varlıkların, yani aktiflerin olduğu bir dünyada yaşamak harika olurdu. -Well, it would be great if we lived in a world of only assets.
O bizimle birlikte yaşamak için çok büyük, değil mi?He's too big to live with us, huh?
Biz aynı evde, yaşamak ama iki haksız.We live in the same house, but you two are unfair.
Siz ikiniz mutlu yaşamak zorunda.You two have to live happily.
Çünkü babam gibi yaşamak istemiyorum.Because I do not want to live like my father.
Biliyorsunuz, Brisbane'liyim, yaşamak için büyük bir şehir.You know, I'm from Brisbane, which is a great city to live in.
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""These boys will have to live with this the rest of their lives."
Manastirda uzun bi hayat yasamak istiyordu.He wanted to live a long life at the monastery.
Ama tek istedigi sadece diger insanlar gibi rahat bir hayat yasamakti.But all he wanted was to just live a comfortable life, like other people.
Dedi ki, "Guzel, bilirsin, butun hayatimi o magarada yasamak gibi birsey dusunuyorum."And she said, "Well, you know, I think I'd kind of like to live my whole life in the cave."
Çoğu insan için, bu seçimleri yapmaya değerdir, daha fazla değil, daha iyi yaşamak için.For many people, those are choices worth making -- not to live longer, but to live better.
Çünkü o kadar sağlıklı yaşamak beni öldürüyordu.Because living so healthily was killing me.
Onunla beraber yaşamak ve hiçbir şeyi sikine takmamak.Live with her and not give a shit about anything.
Burada, Kaliforniya'da, yaşamaktan son derece gurur duyuyoruz.We're so proud to live here in California.
Ve bu doğru, hissetmek ve ona göre yaşamak.And this is it, right, to feel and be felt.
Bir kıvılcım ki aydınlatan, ancak işin özü yaşamak için olan.A spark that illuminates, however briefly what it is to live.
Yaşamak için bunu yapmanın ne anlamı var?Ah! What's with doing that just to make a living?
Yaşamak istiyorum!I want to live!
Problem şu ki, bizler uzun yaşamak için programlanmadık.The problem is that we're not programmed for longevity.
Taliban bu çocukların içinde yaşamakta oldukları dünyadan nefret etmelerini istiyor.The Taliban want these children to hate the world that they currently live in.
Biz tutkuyla yaşamak zorundayız.We like the ups and downs of life.
Günümüzde, organ yokluğu nedeniyle ciddi bir sağlık hizmeti krizi yaşamaktayız.There's actually a major health crisis today in terms of the shortage of organs.
Yaşamak üzere olduğun şeyle ilgili seni uyarmak istiyorum.I want to warn you about what you're about to go through.
Gerçekten yaşamak istediğim dünya bu.And that's the world I really want to live in.
Ve ekonomik çöküş yaşayacağımız yere gelmiş geçmiş en büyük ekonomik enjeksiyonu yaşamak üzereyiz.And rather than having economic shutdown, we're about to have the biggest economic injection ever.
Yakın tarihimizdeki en karanlık anları yaşamaktayız.We are going through the darkest moment in our recent history.
Bakalım yaşamak mı istiyor ölmek mi.Let's see if it wants to live or die.
Tabii ki, yaşamak ister.Of course, it wants to live.
Şüphesiz ki, yaşamak yerine ölmeyi seçmeliydi.It's so obvious. He should have chosen death instead.
Muminler olarak kendimizi bu dunyada rahat yasamak icin hazirlamamaliyiz.As believers, we should not be preparing ourselves to live in this will world comfortably.
Bu dunyada yolcular gibi yasamak icinTo live in this dunya as travelers.
Böyle platonik yaşamaktan yoruldum.I'm tired of having a crush now.
Sonsuza dek yaşamak istediği için, kendisini kendi çevresine yükler.So this guy wants to live forever, he downloads himself into his environment.
Tamam, biz kendimize sormalıyız, biz kölesiz bir dünya içinde yaşamak istiyor muyuz?Okay, we have to ask ourselves, are we willing to live in a world with slavery?
Yaşamak ve ölmek arasındaki!Between living and dying!