İstasyona yakın yaşamak istiyorum.I want to live close to the station.
Ben rahat içinde yaşamak istiyorum.I want to live in comfort.
Geçen yıldan beri Kobe'de yaşamaktayım.I have lived in Kobe since last year.
Kyoto'da ya da Nara'da yaşamak istiyorum.I want to live in Kyoto or in Nara.
Sağlıklı kalabildiğim sürece uzun yaşamak isterim.I want to live as long as I can stay in good health.
Mutlu bir hayat yaşamak istiyorum.I want to live a happy life.
Ben dünden beri Kobe yaşamaktayım.I have lived in Kobe since yesterday.
Çocukluğumdan beri burada yaşamaktayım.I have lived here since I was a boy.
Kobe banliyölerinde yaşamak istiyorum.I'd like to live in the suburbs of Kobe.
Utanç içinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in disgrace.
Uzun süredir burada yaşamaktayım.I have lived here for a long time.
Kırsal alanda yaşamak istiyorum.I want to live in rural areas.
Onunla mutsuz bir hayat yaşamaktansa bekar kalmayı tercih ederim.I would rather remain single than live an unhappy life with him.
Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.I wanted to live in Hokkaido, but I couldn't.
Ben yaşamak istiyorum.I want to live.
Gelecek nisan ayında iki yıldır burada yaşamakta olacağız.We'll have lived here for two years next April.
Gelecek mart ayında bir yıldır burada yaşamakta olacağız.We will have lived here for a year next March.
Kraliçe Buckingham Sarayında yaşamaktadır.The Queen lives in Buckingham Palace.
Kadınlar genel olarak erkeklerden daha uzun yaşamaktadır.Women generally live longer than men.
Küçük bir gelirle yaşamak zordur.Living on a small income is hard.
Senin görüşlerine göre yaşamak zor.It is hard to live up to your convictions.
İnsan yaşamak için yer, yemek için yaşamaz.Man eats to live, he does not live to eat.
Susuz yaşamak imkansızdır.It is impossible to live without water.
Yaşamak, acı çekmektir.To live is to suffer.
Sakin bir ülkede yaşamak istiyorum.I would like to live in the quiet country.
Shizuoka'da yaşamak için geldiğimden beri on yıl oldu.It is ten years since I came to live in Shizuoka.
Bütün hayvan türleri yaşamak için içgüdüsel dürtüye sahiptir.All forms of life have an instinctive urge to survive.
Ailem, benim büyük büyükbabamın zamanında Tokyo'da yaşamak için geldi.My family came to live in Tokyo in my great-grandfather's time.
Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.My grandfather wants to live quietly for the rest of his life.
Emeklilikten sonra ülkede sakin bir hayat yaşamak istiyorum.I'd like to live a quiet life in the country after retirement.
Büyük evler yaşamak için mutlaka rahat değildir.Large houses are not necessarily comfortable to live in.
Büyük evler yaşamak için pahalı.Large houses are expensive to live in.
Herkes rahat bir şekilde yaşamak istiyor.Everybody wants to live in comfort.
Herkes mutlu bir hayat yaşamak ister.Everybody wants to live a happy life.
Ben kırsal kesimde yaşamaktayım.I live in the country.
Kırsal alanda yaşamak için gittikten sonra onun sağlığı gitgide daha iyi oldu.His health gradually changed for the better after he went to live in the countryside.
Tokyo'da nasıl yaşamak istersin?How would you like to live in Tokyo?
Tokyo yaşamak için çok pahalı bir yer.Tokyo is a very expensive place to live.
Japonya'da yaşamak pahalıdır.It is expensive to live in Japan.
Japonya'da fiyatlar yükseldi ve Tokyo yaşamak için çok pahalı.Prices have risen in Japan and Tokyo is very expensive to live in.
Kapısız bir şehirde yaşamak uygunsuz olurdu diye düşünüyorum.I think that it would be inconvenient to live in a city with no door.
Onun yetersiz kazançlarıyla yaşamak zordu.It was difficult to live on his meager earnings.
Ailesi onun küçük geliriyle yaşamak zorunda.His family has to live on his small income.
O bu sokakta yaşamaktadır.He lives on this street.
Her zaman Tokyo'da yaşamaktadır.He's always been living in Tokyo.
Elinden geldiği sürece yaşamak istiyor.He wants to live as long as he can.
O, Londra'da ne kadar süredir yaşamaktadır?How long has he lived in London?
O yalnız yaşamak için yeterince yaşlı değil.He is not old enough to live alone.
O yaşamak için uzun zamanı olmadığını çok iyi biliyordu.He knew full well that he didn't have long to live.
O konfor içinde yaşamaktadır.He lives comfortably.
Yalnız bir hayat yaşamak onun kaderiydi.It was his fate to live a lonely life.
O, bir liman kasabasında yaşamaktadır.He lives in a port town.
O şimdi yaşamak için daha büyük bir ev arıyor.He is now looking for a bigger house to live in.
Yaşamak için bir yer arıyor.He's looking for a place to live.
Onun yaşamak için bir evi yoktu.He had no house to live in.
O, on yıldan daha fazla süredir tek başına bir kabinde yaşamaktadır.He has been living in the cabin by himself for more than ten years.
O, şehirde yaşamak istiyor.He'd love to live in the city.
Her gün bir süre yalnız yaşamaktan hoşlanır.He likes to spend some time in solitude every day.
Gelecek ayın sonunda on yıldır burada yaşamakta olacak.He will have lived here for ten years by the end of next month.
Ebeveynlerine göre yaşamak için çok çalıştı.He tried very hard to live up to his parents expectations.