Doksan yıldan fazla yaşamak hiç ender değildir.It is not rare at all to live over ninety years.
Gelirine uygun bir şekilde yaşamak için ekstra giderleri kısmalısın.You must cut down on extra expenses in order to live within your means.
Onursuzca yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in dishonor.
Havasız yaşamak imkansızdır.To live without air is impossible.
Hava, yaşamak için vazgeçilmezdir.Air is indispensable to life.
Şehirde yaşamak kırsalda yaşamaktan oldukça farklıdır.Living in the town is quite different from living in the country.
Yurt dışında yaşamaktan hiç rahatsızlık hissetmiyor musun?Don't you feel any inconvenience living abroad?
Yurt dışında yaşamak bir yabancı dili öğrenmek için en iyi yoldur.Living abroad is the best way to learn a foreign language.
Yaşamak için yeriz, yemek için yaşamayız.We eat to live, not live to eat.
Temmuzdan beri burada yaşamaktayız.We've been living here since July.
Bir istasyonun yakınında yaşamak büyük bir kolaylık.It is a great convenience to live near a station.
İngilizce öğrenmek için Amerika'da yaşamaktan daha iyi bir yol olduğunu sanmıyorum.I don't think that there is any better way to learn English than by living in America.
Kolay yaşamak savaşçı ruhu bozdu.Easy living corrupted the warrior spirit.
Küçük emeklilik maaşıyla yaşamak, onun için zordur.It's hard for him to live on his small pension.
Orada asla tekrar yaşamak istemezdi.Never again would she want to live there.
İyi bir evde yaşamak istiyorum.I'd like to live in a decent house.
Tom çocukluğundan beri New York'ta yaşamaktadır.Tom has lived in New York since he was a child.
Tony geçen yıldan beri Kumamoto'da yaşamaktadır.Tony has lived in Kumamoto since last year.
Ne pahasına olursa olsun Amerika'da yaşamak istiyorum.At all costs, I want to live in America.
Onlar sana niçin yaşamak için İngilizce öğrenmek zorundasın diyorlar?Why do they say you have to learn English to survive?
Çok sayıda köpek yaşamaktadır.Many dogs are alive.
Yaşlı adam kendi başına yaşamaktadır.The old man lives by himself.
Çift için artık birlikte yaşamak zordur.It is hard for the couple to live together any longer.
Bu ilçe yaşamak için güvenli bir yer değil artık.That district is no longer a safe place to live in.
Ev yaşamak için rahattır.The house is comfortable to live in.
İstasyona çok yakın yaşamak elverişlidir.It's convenient living so close to the station.
Kıt kanaat yaşamaktan usandım.I'm sick of this hand-to-mouth existence.
Bu şehirde yaşamak zordur.This city is hard to live in.
Bu hayatı yaşamaktan bıktım.I'm tired of living this life.
Bu yerleşim alanı yaşamak için rahat.This residential area is comfortable to live in.
Bu ev yaşamak için çok rahat.This house is very comfortable to live in.
Ne kadar süredir burada yaşamaktasın?How long have you lived here?
Burada yaşamak için geldiğimden beri üç yıl oldu.It has been three years since I came to live here.
Onun yaşamak için fazla zamanı yok.He doesn't have long to live.
Ne kadar süredir Sasayama'da yaşamaktasın?How long have you lived in Sasayama?
Ne kadar süredir Sanda'da yaşamaktasın?How long have you lived in Sanda?
Uzun yaşamak istiyorsan sigarayı bırak.Give up smoking if you want to live long.
Bana kırsalda yaşamak istemenin nedenini söyle.Tell me the reason why you want to live in the countryside.
İki aile aynı evde yaşamaktadır.Two families live in the same house.
150 yaşına kadar yaşamak neredeyse imkansız mı?Is it next to impossible to live to be 150?
Ay yaşamak için iyi bir yer değil.The moon is not a good place to live on.
İnsanlar genelde banliyölerde rahatça yaşamaktadır.People often live comfortably in the suburbs.
Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.Now he has nothing to live for.
Yaşamak için bitkilere ihtiyacımız var.We need plants in order to live.
Biz yaşamak için bir şey yemeliyiz.We must have something to live for.
Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.All of us want to live as long as possible.
Yaşamak için güzel bir ev arıyoruz.We are looking for a nice house to live in.
Yaşamak için yiyecek, giyecek ve bir eve ihtiyacımız var.We need food, clothes and a home in order to live.
Yaşamak için bir şeyim yok.I have nothing to live for.
Amcam bir apartman dairesinde yaşamaktadır.My uncle lives in an apartment.
Hayalim kırsalda sakin bir hayat yaşamak.My dream is to live a quiet life in the country.
Havanın temiz olduğu sakin bir şehirde yaşamak istiyorum.I want to live in a quiet city where the air is clean.
1985'den beri Tokyo'da yaşamaktayım.I have lived in Tokyo since 1985.
1990'dan beri burada yaşamaktayım.I have lived here since 1990.
Tek başıma yaşamak için yeterince yaşlıyım.I'm old enough to live by myself.
Amerika'da yaşamak istiyorum.I want to make my home in America.
New York'ta yaşamak istiyorum.I'd like to live in New York.
Tek başıma yaşamak istemiyorum.I don't want to live all by myself.
Çok küçük gelirimle yaşamak zorundayım.I have to live on my very small income.
Ebediyen yaşamak istiyorum.I want to live forever.