Ana içeriğe geç
Sözlük

yasamak ile cümle

yasamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Artık Boston'da yaşamak istemiyordum, bu yüzden Chicago'ya taşındım.I didn't want to live in Boston anymore, so I moved to Chicago.
Üç yıldan fazla bir süre Boston'da yaşamak zorunda olmadığına sevindim.Why doesn't Tom need to do that?
Tom yalnız yaşamak için yeterince yaşlı değil.Tom's not old enough to live alone.
Boston'da yaşamak hoşuma gitmemişti.I didn't like living in Boston.
Boston yaşamak için güzel bir yer.Boston is a nice place to live.
Tom, Mary'nin nerede yaşamak istediğini merak etti.Tom wondered where Mary wanted to live.
Yaşamak için çok zamanım yok.I don't have long to live.
Tom, Boston'da yaşamaktan nefret ediyor.Tom hates living in Boston.
Boston'da yaşamaktan hoşlanıyorum.I like living in Boston.
Boston'da yaşamaktan nefret ediyorum.I hate living in Boston.
Tom yurt dışında yaşamaktadır.Tom lives abroad.
Boston'da yaşamak istedim.I wanted to live in Boston.
Mary'nin nerede yaşamak istediğini Tom'un bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows where Mary wants to live.
Tom burada yaşamak için geldi.Tom came to live here.
Böyle bir yerde kim yaşamak ister?Who would want to live in a place like this?
Tom'a Park Caddesi'nde yaşamak istediğimi söyledim.I told Tom that I wanted to live on Park Street.
Tom, babasıyla yaşamak için Boston'a gitti.Tom went to Boston to live with his father.
Tom gitmek ve amcasıyla yaşamak istiyor.Tom wants to go and live with his uncle.
Tom onun yaptığı ile yaşamak zorunda kalacak.Tom will have to live with what he did.
Yaşamak için bir yer arıyordum.I've been looking for a place to live.
Tom normal bir hayat yaşamak istiyor.Tom is trying to live a normal life.
Tom burada yaşamaktan hoşlanmazdı.Tom wouldn't like living here.
Tom kendi başına yaşamak istiyor.Tom wants to live on his own.
Sami Müslüman bir ülkede yaşamak istiyordu.Sami wanted to live in a Muslim country.
Tom, Fransızca konuşulan bir ülkede yaşamak istediğini söyledi.Tom said he wanted to live in a French-speaking country.
Tom, Fransızca konuşulan bir ülkede yaşamak istiyor.Tom wants to live in a country where French is spoken.
Tom artık böyle yaşamak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to live like this anymore.
Tom, Fransızca konuşulan bir ülkede yaşamak istedi.Tom wanted to live in a French-speaking country.
Boston'da yaşamak için bir yer bulmakta zorlandım.I had trouble finding a place to live in Boston.
Tom, Avustralya'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to live in Australia.
Tom, Boston'da yaşamak için bir yer arıyor.Tom is looking for a place to live in Boston.
Yaşamak için bir yer bulmakta zorlanıyorum.I'm having trouble finding a place to live.
Tom şehir merkezinde yaşamaktan hoşlanmadığını söyledi.Tom said he didn't like living downtown.
Tom Avustralya'da yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in Australia.
Yaşamak için bir yer bulmakta zorlandım.I had trouble finding a place to live.
Tom kendi başına yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live on his own.
Tom tek başına yaşamak istemedi.Tom didn't want to live on his own.
Tom kırsalda yaşamak istedi.Tom wanted to live in the country.
Tom şehir merkezinde yaşamaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't like living downtown.
Tom kendi başına yaşamak istiyordu.Tom wanted to live on his own.
Tom, Boston'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to live in Boston.
Tom burada yaşamaktan hoşlanıyor, ama ben hoşlanmıyorum.Tom likes living here, but I don't.
Tom, Boston'da yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom liked living in Boston.
Şehirde yaşamak hoşuma gitmiyor.I don't like living in the city.
Kentte yaşamak hoşuma gitmiyor.I don't like living in the city.
Tom sonunda Fransızca konuşan bir ülkede yaşamak istediği için Fransızca öğreniyor.Tom is learning French because he eventually wants to live in a French-speaking country.
Sami, büyükannesi ile birlikte yaşamak için Mısır'a gönderildi.Sami was sent away to live in Egypt with his grandmother.
Sami, eşcinsel sevgilisi ile yaşamak için Ontario'ya gitti.Sami went to Ontario to live with his gay lover.
Bir çiftlikte yaşamak isterim.I'd like to live on a farm.
Sami bu evde yaşamak istiyordu.Sami wanted to live in this house.
Sami, Leyla'ya yaşamak için bir yer verdi.Sami gave Layla a place to live.
Sami'nin yaşamak için bir yeri yoktu.Sami didn't have a place to live.
Sami, ailesi ile yaşamak için Kahire'ye geri dönmeyi planlıyordu.Sami planned to return to Cairo to live with his family.
Sami, Leyla'yla yaşamak için Mısır'a gitti.Sami went to Egypt to live with Layla.
Sami onunla yaşamak zorunda kalacak.Sami will have to live with that.
Sami, parmaklıkların ardında yaşamakla yüz yüze gelebilir.Sami could face life behind bars.
Tom burada yaşamak istemez.Tom wouldn't like to live here.
Tom'un burada yaşamaktan hoşlandığını biliyorum.I know that Tom likes living here.
Boston'da nasıl yaşamak istersin?How would you like to live in Boston?
Tom, Boston'da yaşamak için ucuz bir yer arıyor.Tom is looking for a cheap place to live in Boston.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod