Ana içeriğe geç
Sözlük

yasamak ile cümle

yasamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Fadıl o türde hayat yaşamak istiyordu.Fadil wanted to experience that type of life.
Tom kampüse yakın yaşamak için bir yer bulmak istiyor.Tom wants to find a place to live close to the campus.
Gerçekten sonsuza kadar yaşamak ister misin?Would you really want to live forever?
Tom çalıştığı yere yakın yaşamak istiyordu.Tom wanted to live close to where he worked.
Sami okuduğu yere yakın yaşamak istedi.Sami wanted to live close to where he studied.
Burası Tom'un yaşamak istediğini söylediği yerdir.This is where Tom said he wanted to live.
Anne ve baban zengin olmadıkça, yaşamak için çalışmak zorundasın.You have to work for a living, unless your parents are rich.
Çöller yaşamak için uygun olmayan yerlerdir.Deserts are unpleasant places to live.
Antarktika yaşamak için uygun olmayan bir yerdir.Antarctica is an unpleasant place to live.
Biz gerçekten asla Boston'da yaşamak istemedik.We never really wanted to live in Boston.
Tom, kampüse yakın yaşamak istedi.Tom wanted to live close to the campus.
Gerçekten Boston'da yaşamak istemedim.I never really wanted to live in Boston.
Sen tek başına yaşamak için çok gençsin.You're too young to live by yourself.
Tom okula yakın yaşamak istiyordu.Tom wanted to live close to school.
Burada yaşamak pahalı.It's expensive to live here.
Burada yaşamak ucuz.It's cheap to live here.
Tek başıma yaşamak için çok gencim.I'm too young to live by myself.
Bu araştırmaya göre, çocukları olan insanlar olmayanlardan daha uzun yaşamaktadır.According to this study, people who have children live longer than those who do not.
Rahat bir hayat yaşamak için çok paraya ihtiyacın yok.You don't need a lot of money to live a comfortable life.
Yaşamak için çalışın, çalışmak için yaşamayın.Work to live, don't live to work.
Kirlenmemiş bir yerde yaşamak istiyorum.I want to live somewhere that isn't polluted.
Sıcak bir yerde yaşamak istiyorum.I want to live somewhere warm.
Şerefli ölmektense şerefsiz yaşamak daha iyidir.Better to live dishonored than die proud.
Tom gerçekten bir çiftlikte yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom really enjoyed living on the farm.
Burada yaşamak harika olmalı.It must be wonderful to live here.
O, Paris'e yakın yaşamaktadır.He lives near Paris.
Burada yaşamak ister misin?Would you like to live here?
Tom kendi başına yaşamak istediğini söylüyor.Tom says he wants to live by himself.
Sonsuza kadar yaşamak ister misin?Do you want to live forever?
Burada yaşamak çok pahalıdır.It is very expensive to live here.
Yaşamak için güzel bir bölge.It's a nice area to live in.
Leyla başarılı bir hayat yaşamak istiyordu.Layla wanted to live a successful life.
Leyla uzun süre yaşamak zorunda olmadığını biliyor.Layla knows she hasn't got long to live.
Burası hayatımın geri kalanında yaşamak istediğim yer.This is where I want to live for the rest of my life.
Tom gerçekten orada yaşamak istemiyor, değil mi?Tom doesn't really want to live there, does he?
Tom yaşamak için uzun zamanı olmadığını biliyor.Tom knows he doesn't have long to live.
Sevmek iki kez yaşamaktır.To love is to live twice.
Yaşamak hissetmektir.To live is to feel.
Leyla iyi bir hayat yaşamak istedi.Layla wanted to live a good life.
Neden Boston'da yaşamak istemiyorsun?Why don't you want to live in Boston?
Tom bana Boston'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom told me he didn't want to live in Boston.
Burada bizimle birlikte yaşamak ister misin?Would you like to live here with us?
Endonezya'da ömür boyu hapis cezası ölene kadar bir cehennemi yaşamak demektir.A life sentence in Indonesia means a living hell until you die.
Tom'un nerede yaşamak istediğini düşünüyorsun?Where do you think Tom wants to live?
Burada yaşamaktan hâlâ mutlu musun?Are you still happy living here?
Burada yaşamaktan ne kadar nefret ettiğimi biliyorsun.You know how much I hate living here.
Leyla, Sami ile bir masal hayatı yaşamak istiyordu.Layla wanted to live a fairy tale life with Sami.
Hava kirliliğinden kurtulmanın tek yolu hiçliğin ortasında yaşamaktır.The only way to escape air pollution is to live in the middle of nowhere.
Hava kirliliğinden kurtulmanın tek yolu ıssız bir yerde yaşamaktır.The only way to escape air pollution is to live in the middle of nowhere.
Tom nerede yaşamak istiyor?Where does Tom want to live?
Tom bunu yaşamak için yapıyor.Tom does this for a living.
Hiç Karayipler'de yaşamak istedin mi?Have you ever wanted to live in the Caribbean?
Hiç bir adada yaşamak istedin mi?Have you ever wanted to live on an island?
Bir plaja yakın yaşamak isterim.I'd like to live near a beach.
Bir kıyıya yakın yaşamak isterim.I'd like to live near a beach.
Yaşamak, şarkı söylemek ve sevmek anlamına gelir.Living means singing and loving.
Yaşamak, şarkı söylemek ve sevmek demektir.Living means singing and loving.
Birinin ilkeleri için savaşmak onlara göre yaşamaktan daha kolaydır.It is easier to fight for one's principles than to live according to them.
Orada bir su perisi yaşamaktadır.A nymph lives there.
Boston ziyaret etmek için güzel bir yer ama ben orada yaşamak istemem.Boston is a nice place to visit, but I wouldn't want to live there.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod