Ana içeriğe geç
Sözlük

yasama ile cümle

yasama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Japonya'da yaşamak pahalıdır.It is expensive to live in Japan.
Japonya'da yaşamaya gelince, şikâyet edecek bir şeyim yok.As for living in Japan, I have nothing to complain about.
Japonya'da fiyatlar yükseldi ve Tokyo yaşamak için çok pahalı.Prices have risen in Japan and Tokyo is very expensive to live in.
Kapısız bir şehirde yaşamak uygunsuz olurdu diye düşünüyorum.I think that it would be inconvenient to live in a city with no door.
O başka bir söz söyleyecek kadar yaşamadı.He didn't live to say another word.
Yaşaması konusunda hiçbir umut yokThere is no hope of his being alive.
Onun Nagano'da yaşaması gerekiyor. Tokyo İstasyonunda ne yapıyor?He's supposed to be living in Nagano. What's he doing at Tokyo station?
Onun yetersiz kazançlarıyla yaşamak zordu.It was difficult to live on his meager earnings.
Ailesi onun küçük geliriyle yaşamak zorunda.His family has to live on his small income.
Onun bana yapmamı söylediği gibi yapmaktansa tek başıma yaşamayı tercih ederim.I would rather live by myself than do as he tells me to do.
Onun doksan yaşına kadar yaşaması muhtemel.He is likely to live to be ninety.
O bu sokakta yaşamaktadır.He lives on this street.
Her zaman Tokyo'da yaşamaktadır.He's always been living in Tokyo.
O kadar uzun yaşamayı beklemiyordu.He did not expect to live so long.
Elinden geldiği sürece yaşamak istiyor.He wants to live as long as he can.
O, Londra'da ne kadar süredir yaşamaktadır?How long has he lived in London?
O yalnız yaşamak için yeterince yaşlı değil.He is not old enough to live alone.
O yaşamak için uzun zamanı olmadığını çok iyi biliyordu.He knew full well that he didn't have long to live.
O, ailesini terk etti ve Tahiti'de yaşamaya gitti.He abandoned his family and went to live in Tahiti.
Beklentilerine uygun yaşamadı.He did not live up to expectations.
O, zevkten başka hiçbir şey için yaşamaz.He lives for nothing but pleasure.
Maaşı onun konfor içinde yaşamasını sağlar.His salary enables him to live in comfort.
O konfor içinde yaşamaktadır.He lives comfortably.
O, asla ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacaktır.He will never live up to his parent's expectations.
Yalnız bir hayat yaşamak onun kaderiydi.It was his fate to live a lonely life.
O, bir liman kasabasında yaşamaktadır.He lives in a port town.
O şimdi yaşamak için daha büyük bir ev arıyor.He is now looking for a bigger house to live in.
Benim mahallede yaşamaz.He doesn't live in my neighborhood.
Yaşamak için bir yer arıyor.He's looking for a place to live.
Onun yaşamak için bir evi yoktu.He had no house to live in.
O, on yıldan daha fazla süredir tek başına bir kabinde yaşamaktadır.He has been living in the cabin by himself for more than ten years.
Osaka yerine Tokyo'da yaşamayı seçti.He chose to live in Tokyo instead of Osaka.
O, şehirde yaşamak istiyor.He'd love to live in the city.
O Tokyo'da yaşamayı seviyor.He likes to live in Tokyo.
O, onun yaşama biçimini kıskanıyordu.He was envious of her way of living.
Her gün bir süre yalnız yaşamaktan hoşlanır.He likes to spend some time in solitude every day.
Gelecek ayın sonunda on yıldır burada yaşamakta olacak.He will have lived here for ten years by the end of next month.
Ebeveynlerine göre yaşamak için çok çalıştı.He tried very hard to live up to his parents expectations.
Ona hâlâ Tokyo'da yaşayıp yaşamadıklarını sor.Ask him whether they still live in Tokyo.
Onlar, her şeyden önce, barış içinde yaşamak istiyor.They want, above all things, to live in peace.
Genellikle çocuklarıyla birlikte yaşamazlar.They do not usually live with their children.
Onlar sık sık Tokyo'da yaşamanın maliyeti hakkında şikayetçi olurlar.They often complain about the cost of living in Tokyo.
Onun küçük geliriyle yaşamak zorundalar.They have to live on his small income.
Yurt dışında yaşamaya kolayca adapte oldular.They easily adapted to living abroad.
Onlar kiralık bir evde yaşamaktadırlar.They live in a rented house.
Yaşamak için bir ev arıyorlar.They are looking for a house to live in.
Onlar nehrin karşısında yaşamaktadırlar.They live across the river.
Yaşamak için çok az şeyleri var.They have very little to live on.
Ölümden sonraki yaşama inanıyorlar.They believe in a life after death.
Onun yalnız yaşaması iyi değil.It is not good for her to live alone.
Yüz yaşına kadar yaşaması olasıdır.She is likely to live to one hundred.
O, Avustralya'da yaşamaya isteklidir.She is eager to live in Australia.
Daha rahat bir hayat yaşamak istiyordu.She wanted to live a more relaxing life.
Yalnız yaşamaya alışkın.She is used to living alone.
O yalnız yaşamaya alışkındır.She is used to living alone.
O, bu kırsal yaşama yavaş yavaş alışıyor.She is getting used to this rural life by degrees.
Teyzesiyle yaşamaya geldi.She came to live with her aunt.
O, küçük bir gelirle yaşamaya alışkındı.She was used to living on a small income.
Onun oğlu, hayatı yaşamaya değer kılıyor.Her son makes life worth living.
O, şehirde yaşamaktan hoşlanmıyordu.She didn't like living in the city.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod