Ana içeriğe geç
Sözlük

yasama ile cümle

yasama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Geçen seneden beri Sanda'da yaşamadım.I have not lived in Sanda since last year.
Geçen yıldan beri Kobe'de yaşamaktayım.I have lived in Kobe since last year.
Geçen yıl Sanda'da yaşamadım.I did not live in Sanda last year.
Kyoto'da ya da Nara'da yaşamak istiyorum.I want to live in Kyoto or in Nara.
Sağlıklı kalabildiğim sürece uzun yaşamak isterim.I want to live as long as I can stay in good health.
Mutlu bir hayat yaşamak istiyorum.I want to live a happy life.
Ben dünden beri Kobe yaşamaktayım.I have lived in Kobe since yesterday.
Çocukluğumdan beri burada yaşamaktayım.I have lived here since I was a boy.
Kobe banliyölerinde yaşamak istiyorum.I'd like to live in the suburbs of Kobe.
Utanç içinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in disgrace.
Uzun süredir burada yaşamaktayım.I have lived here for a long time.
Kırsal alanda yaşamak istiyorum.I want to live in rural areas.
Kırsalda yaşamayı sevmiyorum.I don't like living in the country.
Kırsalda yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ediyorum.I prefer living in the country to living in the city.
Onunla mutsuz bir hayat yaşamaktansa bekar kalmayı tercih ederim.I would rather remain single than live an unhappy life with him.
Onun beklentilerine uygun yaşamalıyım.I must live up to his expectations.
Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.I wanted to live in Hokkaido, but I couldn't.
Ben yaşamak istiyorum.I want to live.
Gelecek yıl Sanda'da yaşamayacağım.I will not live in Sanda next year.
Ben gelecek yıl Kobe'de yaşamayacağım.I will not live in Kobe next year.
Gelecek nisan ayında iki yıldır burada yaşamakta olacağız.We'll have lived here for two years next April.
Gelecek mart ayında bir yıldır burada yaşamakta olacağız.We will have lived here for a year next March.
Sadece kendi mutluluğunuzun peşinde yaşamamalısınız.You shouldn't live merely in pursuit of your own happiness.
Trafik çok ağır değilse, herhangi bir sorun yaşamamalıyız.We shouldn't have any trouble if the traffic isn't too heavy.
Kendi imkanlarınla yaşamalısın.You should live within your means.
İmkanlarının ötesinde yaşamamalısın.You must not live beyond your means.
Kraliçe Buckingham Sarayında yaşamaktadır.The Queen lives in Buckingham Palace.
Kadınlar genel olarak erkeklerden daha uzun yaşamaktadır.Women generally live longer than men.
Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşama eğilimindedir.Women tend to live longer than men.
Onun küçük bir emeklilik maaşıyla yaşaması zordu.It was hard for him to live on his small pension.
Küçük bir gelirle yaşamak zordur.Living on a small income is hard.
Senin görüşlerine göre yaşamak zor.It is hard to live up to your convictions.
Gazeteye göre, Tokyo'da yaşamanın maliyeti dünyada en yüksektir.According to the newspaper, the cost of living in Tokyo is the highest in the world.
İncil'de, " İnsan yalnız ekmek ile yaşamayacak " diyor.It says in the Bible, "Man shall not live on bread alone."
Herkesin yaşama hakkı vardır.Everyone has a right to live.
İnsan yaşamak için yer, yemek için yaşamaz.Man eats to live, he does not live to eat.
Susuz yaşamak imkansızdır.It is impossible to live without water.
O yaşamamalı.He must not live.
Yaşamak, acı çekmektir.To live is to suffer.
Yaşama maliyetleri yükseliyor.Living costs are getting higher.
Yaşamanın maliyeti sürekli yükseliyor.The cost of living is going up continuously.
Sakin bir ülkede yaşamak istiyorum.I would like to live in the quiet country.
Shizuoka'da yaşamak için geldiğimden beri on yıl oldu.It is ten years since I came to live in Shizuoka.
Bütün hayvan türleri yaşamak için içgüdüsel dürtüye sahiptir.All forms of life have an instinctive urge to survive.
Ailem, benim büyük büyükbabamın zamanında Tokyo'da yaşamak için geldi.My family came to live in Tokyo in my great-grandfather's time.
Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.My grandfather wants to live quietly for the rest of his life.
Emeklilikten sonra ülkede sakin bir hayat yaşamak istiyorum.I'd like to live a quiet life in the country after retirement.
Büyük evler yaşamak için mutlaka rahat değildir.Large houses are not necessarily comfortable to live in.
Büyük evler yaşamak için pahalı.Large houses are expensive to live in.
Büyük bir şehirde yaşamanın birçok avantajları var.Living in a large city has many advantages.
Herkes rahat bir şekilde yaşamak istiyor.Everybody wants to live in comfort.
Herkes mutlu bir hayat yaşamak ister.Everybody wants to live a happy life.
Ben kırsal kesimde yaşamaktayım.I live in the country.
Kırsal alanda yaşamak için gittikten sonra onun sağlığı gitgide daha iyi oldu.His health gradually changed for the better after he went to live in the countryside.
Yakında kırsalda yaşamaya alışırsın.You'll soon get used to living in the country.
Tokyo'da yaşamanın maliyeti çok yüksek.The cost of living is very high in Tokyo.
Tokyo'da nasıl yaşamak istersin?How would you like to live in Tokyo?
Tokyo yaşamak için çok pahalı bir yer.Tokyo is a very expensive place to live.
O zaman adada kimse yaşamadı.No one lived on the island at that time.
Japonya'da yaşamanın maliyeti düşüyor.The cost of living in Japan is going down.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod