Ana içeriğe geç
Sözlük

yasama ile cümle

yasama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Evli ve 4 çocuk babasıdır ve 1985 yılından itibaren Neuilly-sur-Seine'de yaşamaktadır.They were married by his half-brother, Nicolas, who was then mayor of Neuilly-sur-Seine.
Şarkı anı yaşamak ve gençken zaman kaybetmemek hakkında.The song is about how we shouldn't be wasting time and over-thinking things.
2016 Rusya yasama seçimleri Rusya'da 18 Eylül 2016 tarihinde yapılan yasama seçimleridir.Legislative elections were held in Russia on 18 September 2016.
2008 yılı itibarıyla mahallede 6 hane bulunmakta ve 38 kişi yaşamaktadır.Six people were killed during the 1988 race, three participants and three local residents.
O zamanlar küçük bir çocuk olan Cao Xueqin ailesiyle birlikte yoksulluk içinde yaşamaktaydı.Cao Xueqin, still a young child, lived in poverty with his family.
2000 yılı sayımına göre kasabada 2733 kişi yaşamaktadır.The 2000 census found 2,733 people in the township.
ABD, Santa Monica'da yaşamaktadır.They live in Santa Monica.
Günümüzde Avusturya'da 8 milyon Avusturyalı yaşamaktadır.Eight million Iranians already live with this syndrome.
Şu an Montecito, Kaliforniya'da yaşamaktadır.He currently resides in Montecito, California.
Nüfusunun yaklaşık % 86.5'i kentsel alanlarda, % 13,5'i kırsal kesimde yaşamaktadır.Approximately 86.5 percent reside in urban areas and 13.5 percent in rural areas of the province.
Tuck macera yaşamayı çok sever ancak sonra çok korkar.Alucard loves to scare people, although he is not very good at it.
Bu nedenle küçük yaşta Kahire'deki amcası ve teyzesinin yanında yaşamak zorunda kaldı.He was later raised by his aunt and uncle in Cairo.
Diğer sülaleler köyün etrafındaki çeşitli alanlarda yaşamaktaydı.He then lived in various places around the country.
Mahallede 2012 yılı verilerine göre 286 kişi yaşamaktadır.According to the Supply Nation website, there are currently 268 Members.
İdari bir başkanlığa ve bir yasama organına (Parlamento) sahiptir.It is managed by a chairman and 10 member governing body.
1979 yılında yaklaşık 936.000 Alman kökenli Kazakistan bölgesinde yaşamaktaydı.In 1926, 639,000 ethnic Russians resided in the Donbass.
Lena, Martel'in metresi olarak yaşamaya başlar.Annette goes into labor with Martel's child.
Januszkiewicz halen Arlington, Virginia’da yaşamaktadır.Ricchetti lives in Arlington, Virginia.
Kutup bölgesinde yaşamaktadır.They live in the pods.
Gençlerin büyük bölümü ise kent merkezinde çalışmakta ve yaşamaktadır.The majority of its members are residing or working east of Seattle.
Halen eşiyle birlikte New York'ta yaşamaktadır.He lives in New York with his wife.
Çift Malibu'da yaşamaktadır.The couple lives in Delhi.
Monako'da yaşamaktadır.They live in Monaco.
Fahriye artık kendi başına kararlar almak, başkaları için değil kendisi için yaşamak istiyor.Here people fight and stake their lives not for themselves but for others.
Mahallede bugün, 93 Harbi sonunda Yunanistan'ın Langaza yöresinden gelen göçmenler yaşamaktadır.It is nine hours away from the camps in which the Rohingya refugees currently live.
Kendisi ailesinin sarayında asude bir hayat yaşamaktaydı.He was lain in repose at his family's palace.
10 yaşında Kanada'da yaşamaya başlamıştır ve Çince, Kantonca, İngilizce ve Korece bilmektedir.Lived in China for 10 years and is trilingual in Korean, Chinese and English.
Türkiye'nin farklı iklimli bölgeleri birçok farklı kuş türünün yaşaması için elverişlidir.South Dakota's varied geography is inhabited by many species of birds.
Bir kişi organlarını bağışlayarak birçok insana yaşama şansı verebilir.Many organs can be extracted, and many lives can be saved by one body.
Avusturya vatandaşıdır ve 1936 yılından bu yana Almanya'da yaşamaktadır.He was 88 years old and had lived in Canada since 1968.
Yaşamakın özgün müziğini, Kurosawa'nın gedikli bestecisi Fumio Hayasaka yapmıştır.One of her first musical influences was the Japanese composer Fumio Hayasaka.
Köy halkının %95 i şehir dışında ve yurtdışında yaşamaktadırlar.70% live outside Palestine and Israel.
Ailesi Bakü'den uzakta bir köyde yaşamaktadır.All four live in a very old house outside the village.
18 ay süreyle çok ağır koşullarda yaşamak zorun­da bırakıldı.It was preceded by 18 years of heavy negotiations.
70 haneli mahallede 355 kişi yaşamaktadır.About 1,355 other dwellings experienced minor losses.
Şu anda Kanada'nın Vancouver kentinde yaşamaktadır.They currently live in Vancouver, Canada.
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.He believed in Karma but rejected a literal afterlife and organized religion.
"Adalet Yürüyüşçüleri: Polis, Yasama ve Yargının Yerine Geçti"."Supreme Court : Judges, Judicial Commissioners and Registrars".
Köyde günümüzde emekliler ağırlıklı olarak yaşamaktadır.The Town Hall is currently heavily indebted.
2008 kayıtlarına göre köyde 143 kişi yaşamaktadır.According to the 2003 census, there are 143 inhabitants in the village.
Ayrıca Yeni Gine'de de yaşamaktadırlar.It also occurs in New Guinea.
Yalnız yaşamaya ilişkin bir çok farklı sorun ortaya atılmıştır.There's all kinds of issues that have to do with living alone.
Yaşamaya hakkı olan onlar, biz değiliz.They're supposed to live, not us.
Çocukluğunu yaşamamış olanlar var aramızda.Someone who didn't have a childhood is out there.
Onu yaşamaya geldim, ve şu an yaşıyorum.I came to live it, and I am living it.
Böyle bir dünyada yaşamak utanç verici.- I'm not going wherever that is. - You can't just kill someone for what they like.
Ama kendisi, gerçekte, hiçbir deneyim yaşamamış...But herself, in actuality, never had that experience... So surprised!
Ben burada seninle, babamla ve San'la yaşamak istiyorum. Ne... ?I want to live here with dad, you and san. what...?
Kadın güçlendiğinde, çocukları ve ailesi de daha iyi koşullarda yaşamaya başlar.If a woman is empowered, her children and her family will be better off.
Ve eğitim, çok çalışma ve gelirimiz göre yaşamaya değer verilir ve ödüllendirilir.And education, hard work, and living within our means are valued and rewarded.
Güney Kore'de öğrenci olarak yaşamanın ne kadar zor olduğundan haberim varI know, what it means to be living as a senior in South Korea.
Benimle çıkmak istersin yada benimle yaşamak mı istersin???"Do you want to date me or do you want to live with me?"
Benimle yaşamak ister misin?"Want to live with me?"
O seninle yaşamak istediğini mi söyledi?She said she was going to live with you?
Benimle çıkmak mı istersin yada benimle yaşamak mı istersin?Надтай болзох уу эсвэл хамт амьдрах уу?
Benimle yaşamak mı istersin yoksa burada ölmek mi...Do you want to live with me or right over there...
Su samuru, burada yaşamak için nasıl yönettiğini emekli!How retired the otter manages to live here!
Yaşamakta olduğumuz hızlı dünyada durup çiçekleri koklamak için her zaman vaktimiz yok.In the fast paced world that we live in, we don't always have time to stop and smell the roses.
Birbirinden bu kadar farklı insanın aynı yerde birbirine karışıp yaşamasının nedeni nedir?And why do we live in places where such dissimilar people collide up against us each day?
Bence bu 2006'nın en önemli yasaması. Neden mi?I think it's the most important legislation of 2006.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod