Bu ev senin ailenin yaşaması için yeterince büyük.This house is large enough for your family to live in.
Böyle gürültülü bir yerde yaşamayı sevmiyorum.I dislike living in such a noisy place.
Ne kadar süredir burada yaşamaktasın?How long have you lived here?
Burada yaşamak için geldiğimden beri üç yıl oldu.It has been three years since I came to live here.
Gerhard Schröder, II. Dünya Savaşı boyunca yaşamayan ilk şansölyedir.Gerhard Schroeder is the first German chancellor not to have lived through World War II.
Amerika'da yaşamaya alışıyordum.I was getting used to living in America.
Onun yaşamak için fazla zamanı yok.He doesn't have long to live.
Binada kimse yaşamaz.No man lives in the building.
Gelirine göre yaşamalısın.You must live according to your income.
Yakında kırsal yaşama alışacaksın.You will soon be used to rural life.
Ne kadar süredir Sasayama'da yaşamaktasın?How long have you lived in Sasayama?
Ne kadar süredir Sanda'da yaşamaktasın?How long have you lived in Sanda?
Bir insan gibi yaşamanı daha fazla istiyorum.I want you to live more like a human being.
Hayatı yaşamaya değer hale getir.You make life worth living.
Uzun yaşamak istiyorsan sigarayı bırak.Give up smoking if you want to live long.
Beklentilerinize uygun yaşamaya çalışacağım.I will try to live up to your expectations.
Bana kırsalda yaşamak istemenin nedenini söyle.Tell me the reason why you want to live in the countryside.
Birçok insan seksen yıldan fazla yaşamaz.Not a few people live to be over eighty.
İki aile aynı evde yaşamaktadır.Two families live in the same house.
150 yaşına kadar yaşamak neredeyse imkansız mı?Is it next to impossible to live to be 150?
Yakında büyük bir şehirde yaşamaya alışacaksın.You will soon be used to living in a big city.
O seni öldürmek ya da yaşamana izin vermek bana kalmış!It's up to me whether I kill you or let you live!
Ay yaşamak için iyi bir yer değil.The moon is not a good place to live on.
Kendinizi toparlamalısınız ve yaşama cesaretle katlanmalısınız.You must pull yourself together and face up to life.
Çok şükür, oğlum yeni okulundaki yaşama çabucak uyum sağladı.Fortunately, my son quickly adjusted to life in his new school.
İnsanlar genelde banliyölerde rahatça yaşamaktadır.People often live comfortably in the suburbs.
Onun yüksek maaşı onun konfor içinde yaşamasını sağladı.His high salary enabled him to live in comfort.
Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.Now he has nothing to live for.
Son zamanlarda sıkça depremler yaşamamız beni korkutuyor.It scares me that we have frequently had earthquakes lately.
Çocuklar kampa gittiğinde, ilkel bir şekilde yaşamanın tadını çıkarıyorlar.When the boys go camping, they enjoy living in a primitive way.
Yerinde olsam, onunla yaşamam.If I were you, I wouldn't live with him.
Yaşamak için bitkilere ihtiyacımız var.We need plants in order to live.
İstediğimiz yerde yaşama hakkımız var.We have a right to live wherever we want to.
Biz yaşamak için bir şey yemeliyiz.We must have something to live for.
Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.All of us want to live as long as possible.
Doğayla uyum içinde yaşamayı öğrenmeliyiz.We must learn to live in harmony with nature.
Yaşamak için güzel bir ev arıyoruz.We are looking for a nice house to live in.
Yaşamak için yiyecek, giyecek ve bir eve ihtiyacımız var.We need food, clothes and a home in order to live.
Yaşamak için bir şeyim yok.I have nothing to live for.
Amcam bir apartman dairesinde yaşamaktadır.My uncle lives in an apartment.
Sınıf arkadaşlarımdan hiçbiri buraya yakın yaşamazlar.None of my classmates live near here.
Benim maaşım bizim müsrifçe yaşamamıza izin vermez.My salary doesn't allow us to live extravagantly.
Erkek kardeşim kısa sürede Tokyo'da yalnız yaşamaya alıştı.My brother soon got used to living alone in Tokyo.
Hayalim kırsalda sakin bir hayat yaşamak.My dream is to live a quiet life in the country.
Havanın temiz olduğu sakin bir şehirde yaşamak istiyorum.I want to live in a quiet city where the air is clean.
1985'den beri Tokyo'da yaşamaktayım.I have lived in Tokyo since 1985.
1990'dan beri burada yaşamaktayım.I have lived here since 1990.
Tek başıma yaşamak için yeterince yaşlıyım.I'm old enough to live by myself.
Amerika'da yaşamak istiyorum.I want to make my home in America.
Geçmişte yaşamamaya çalışıyorum.I try not to dwell on the past.
New York'ta yaşamak istiyorum.I'd like to live in New York.
Tek başıma yaşamak istemiyorum.I don't want to live all by myself.
Kırsalda yalnız yaşamayı tercih ederim.I would rather live alone in the country.
Çok küçük gelirimle yaşamak zorundayım.I have to live on my very small income.
Tek yaşamaya katlanamam.I can't bear living alone.
Yalnız yaşamaya dayanamıyorum.I can't bear living alone.
Yalnız yaşamaya alışkınım.I am accustomed to living alone.
Ebediyen yaşamak istiyorum.I want to live forever.
İstasyona yakın yaşamak istiyorum.I want to live close to the station.
Ben rahat içinde yaşamak istiyorum.I want to live in comfort.