Sami, Leyla'yı onunla yaşamaya davet etti.Sami invited Layla to live with him.
Sami, büyükannesi ile birlikte yaşamak için Mısır'a gönderildi.Sami was sent away to live in Egypt with his grandmother.
Sami, eşcinsel sevgilisi ile yaşamak için Ontario'ya gitti.Sami went to Ontario to live with his gay lover.
Bir çiftlikte yaşamak isterim.I'd like to live on a farm.
Sami bu evde yaşamak istiyordu.Sami wanted to live in this house.
Sami, Leyla'ya yaşamak için bir yer verdi.Sami gave Layla a place to live.
Sami'nin yaşamak için bir yeri yoktu.Sami didn't have a place to live.
Sami arzu ettiği lüksü yaşamaya başladı.Sami started to live the life of luxury he desired.
Sami, ailesi ile yaşamak için Kahire'ye geri dönmeyi planlıyordu.Sami planned to return to Cairo to live with his family.
Sami, Leyla'yla yaşamak için Mısır'a gitti.Sami went to Egypt to live with Layla.
Sami onunla yaşamak zorunda kalacak.Sami will have to live with that.
Sami, Leyla'nın yaşamasına izin verdi.Sami let Layla live.
Sami, Leyla'nın yaşamasına karar verdi.Sami made the decision to let Layla live.
Sami, parmaklıkların ardında yaşamakla yüz yüze gelebilir.Sami could face life behind bars.
Tom'un evini bulmakta herhangi bir sorun yaşamadım.I didn't have any trouble finding Tom's house.
Tom burada yaşamak istemez.Tom wouldn't like to live here.
Hiç sorun yaşamayacaksın.You won't have any problems.
Tom'un burada yaşamaktan hoşlandığını biliyorum.I know that Tom likes living here.
Bu hasta uzun yaşamayacak.This patient won't live long.
Boston'da nasıl yaşamak istersin?How would you like to live in Boston?
Tom, Boston'da yaşamak için ucuz bir yer arıyor.Tom is looking for a cheap place to live in Boston.
Sami bütün o şeyleri yeniden yaşamak istemedi.Sami didn't want to relive all that stuff.
Yaşamak için en kolay kişi değilsin.You aren't the easiest person to live with.
Fransız kültürü büyük prestiji yaşamaya devam ediyor.French culture continues to enjoy great prestige.
Burada tek başıma yaşamak istemiyorum.I don't want to live here by myself.
Tom yaşamak için yeni bir mekan buldu.Tom has found a new place to live.
Tom çiftlikte yaşamayı seviyordu.Tom loved living on the ranch.
Sağlıklı yaşamak istiyorsan sağlıklı beslenmelisin.If you want to live healthily, you must eat healthily.
Burada yaşamaya alışmak uzun zamanımı alacak.It's going to take me a long time to get used to living here.
Yaşamak için bir yer buldun mu?Have you found someplace to live?
Burada yaşamaya alıştın mı?Have you gotten used to living here?
Boston yaşamak için güzel bir yer mi?Is Boston a nice place to live?
Ben henüz burada yaşamaya alışkın değilim.I'm not used to living here yet.
Boston yaşamak için heyecan verici bir yer mi?Is Boston an exciting place to live?
Boston yaşamak için ilginç bir yer mi?Is Boston an interesting place to live?
Büyük bir şehirde mi yoksa küçük bir kasabada mı yaşamayı tercih edersiniz?Would you rather live in a big city or a small town?
Tom hâlâ yaşamak için bir yer arıyor.Tom is still looking for a place to live.
Tom ve ben birbirimize yakın yaşamayız.Tom and I don't live close to each other.
Ne kadar burada yaşamak istersiniz?How long do you want to live here?
Yaşadığın yerde daha ne kadar yaşamak istiyorsun?How much longer do you want to live where you're living?
Tom bir mağarada yaşamak istediğini söylediTom said he wanted to live in a cave.
Neden Boston'da yaşamayı seviyorsun?Why do you like living in Boston?
Ailenle yaşamayı seviyor musun?Do you like living with your parents?
Tom yaşamak için ne işle meşgul olduğunu bilmek istiyor.Tom wants to know what you do for a living.
Bir ilişkide tartışmalar yaşamak normal mi?Is it normal to have arguments in a relationship?
Çoğu İtalyan evlenene kadar aileleriyle yaşamaya devam ederler.Many Italians continue to live with their parents until they marry.
Tom asla Avustralya dışında hiçbir yerde yaşamadı.Tom has never lived anywhere but Australia.
Avustralya yaşamak için ilginç bir yer mi?Is Australia an interesting place to live?
Tom aslında Avustralya'da hiç yaşamamış.Tom has never actually lived in Australia.
Hâlâ Avustralya’da yaşamaya alışık değilim.I'm still not used to living in Australia.
Avustralya'da yaşamayı hiç istemedim.I never wanted to live in Australia.
Avustralya'da yaşamayı sevmiyorum.I don't like living in Australia.
Avustralya'da yaşamak hoşuma gitmiyor.I don't like living in Australia.
Yeni bir yaşama yelken açıyorum.I'm starting a new life.
Yabancı bir ülkede yaşamak bir hayat dersidir.Living in a foreign land is a life lesson.
Tom ile yaşamak zor, değil mi?Tom is hard to live with, isn't he?
Sami başka kimseyle aşk yaşamadı.Sami didn't date anybody else.
Sami kendini yok edecek bir yolla hayatını yaşamaya devam etti.Sami carried on living his life in a self-destructing way.
Tom burada yaşamayı sevmiyor.Tom doesn't like living here.
Tom hep deniz kenarında yaşamak istiyordu.Tom had always wanted to live by the sea.