Boston'da yaşamayı sevmemiştim.I didn't like living in Boston.
Boston'da yaşamak hoşuma gitmemişti.I didn't like living in Boston.
Boston yaşamak için güzel bir yer.Boston is a nice place to live.
Tom hiçbir zaman Avustralya'da yaşamadı.Tom has never lived in Australia.
Tom birgün orada yaşamayı planlıyor.Tom plans to live there someday.
Tom, Mary'nin nerede yaşamak istediğini merak etti.Tom wondered where Mary wanted to live.
Yaşamak için çok zamanım yok.I don't have long to live.
Tom Boston'da yaşamayı planlıyor.Tom plans to live in Boston.
Tom, Boston'da yaşamaktan nefret ediyor.Tom hates living in Boston.
Boston'da yaşamaktan hoşlanıyorum.I like living in Boston.
Boston'da yaşamaktan nefret ediyorum.I hate living in Boston.
Tom yurt dışında yaşamaktadır.Tom lives abroad.
Boston'da çok uzun süre yaşamadım.I haven't lived in Boston very long.
Boston'da yaşamak istedim.I wanted to live in Boston.
Mary'nin nerede yaşamak istediğini Tom'un bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows where Mary wants to live.
Ben yurtdışında hiç yaşamadım.I've never lived abroad.
Tom burada yaşamak için geldi.Tom came to live here.
Böyle bir yerde kim yaşamak ister?Who would want to live in a place like this?
Neden Tom'un artık Boston'da yaşamadığını düşünüyorsun?Why do you think Tom doesn't live in Boston anymore?
Tom'a Park Caddesi'nde yaşamak istediğimi söyledim.I told Tom that I wanted to live on Park Street.
Tom normal bir hayat yaşamaya çalışıyor.Tom has been trying to live a normal life.
Tom, babasıyla yaşamak için Boston'a gitti.Tom went to Boston to live with his father.
Tom gitmek ve amcasıyla yaşamak istiyor.Tom wants to go and live with his uncle.
Tom onun yaptığı ile yaşamak zorunda kalacak.Tom will have to live with what he did.
Yaşamak için bir yer arıyordum.I've been looking for a place to live.
Tom normal bir hayat yaşamak istiyor.Tom is trying to live a normal life.
Tom burada yaşamaya alıştı.Tom has gotten used to living here.
Tom burada yaşamaktan hoşlanmazdı.Tom wouldn't like living here.
Tom kendi başına yaşamak istiyor.Tom wants to live on his own.
Sami Müslüman bir ülkede yaşamak istiyordu.Sami wanted to live in a Muslim country.
Tom'un ve Mary'nin burada yaşamayı seveceklerini düşünmüyorum.I don't think Tom and Mary like living here.
Tom, Fransızca konuşulan bir ülkede yaşamak istediğini söyledi.Tom said he wanted to live in a French-speaking country.
Tom, Fransızca konuşulan bir ülkede yaşamak istiyor.Tom wants to live in a country where French is spoken.
Tom artık böyle yaşamak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to live like this anymore.
Tom, Fransızca konuşulan bir ülkede yaşamak istedi.Tom wanted to live in a French-speaking country.
Boston'da yaşamak için bir yer bulmakta zorlandım.I had trouble finding a place to live in Boston.
Tom, Avustralya'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to live in Australia.
Tom, Boston'da yaşamak için bir yer arıyor.Tom is looking for a place to live in Boston.
Yaşamak için bir yer bulmakta zorlanıyorum.I'm having trouble finding a place to live.
Tom şehir merkezinde yaşamaktan hoşlanmadığını söyledi.Tom said he didn't like living downtown.
Tom Avustralya'da yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in Australia.
Yaşamak için bir yer bulmakta zorlandım.I had trouble finding a place to live.
Tom kendi başına yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live on his own.
Tom tek başına yaşamak istemedi.Tom didn't want to live on his own.
Tom kırsalda yaşamak istedi.Tom wanted to live in the country.
Tom şehir merkezinde yaşamaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't like living downtown.
Böyle yaşamaya devam edemeyiz.We can't go on living like this.
Tom kendi başına yaşamak istiyordu.Tom wanted to live on his own.
Tom, Boston'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom said that he didn't want to live in Boston.
Boston'da yaşamaya başladığımdan beri üç farklı işim oldu.I've had three different jobs since I started living in Boston.
O ağaca tırmanırken herhangi bir zorluk yaşamadım.I didn't have any trouble climbing that tree.
Tom burada yaşamaktan hoşlanıyor, ama ben hoşlanmıyorum.Tom likes living here, but I don't.
Tom, Boston'da yaşamayı seviyordu.Tom loved living in Boston.
Tom, Boston'da yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom liked living in Boston.
Şehirde yaşamak hoşuma gitmiyor.I don't like living in the city.
Kentte yaşamak hoşuma gitmiyor.I don't like living in the city.
Tom sonunda Fransızca konuşan bir ülkede yaşamak istediği için Fransızca öğreniyor.Tom is learning French because he eventually wants to live in a French-speaking country.
Şehir merkezinde yaşamayı sevmem.I don't like living downtown.
Tom çocukken gerçekten hiç sorun yaşamadı.Tom never really got into trouble when he was a kid.
Boston'da yaşamayı sevmiyorum ve Tom da sevmiyor.I don't like living in Boston and Tom doesn't either.