O deneyimi hiç yaşamadım.I've never had that experience.
Sanal gerçekliği asla yaşamadım.I've never experienced virtual reality.
Sanal gerçekliği hiç yaşamadım.I have never experienced virtual reality.
Tom kendi başına yaşamak istediğini söylüyor.Tom says he wants to live by himself.
Sonsuza kadar yaşamak ister misin?Do you want to live forever?
Burada yaşamak çok pahalıdır.It is very expensive to live here.
Yaşamak için güzel bir bölge.It's a nice area to live in.
Leyla başarılı bir hayat yaşamak istiyordu.Layla wanted to live a successful life.
Sami, kadın bulma veya kadın seçme konusunda asla bir sorun yaşamadı.Sami never had any trouble finding women or picking women up.
Leyla uzun süre yaşamak zorunda olmadığını biliyor.Layla knows she hasn't got long to live.
Burası hayatımın geri kalanında yaşamak istediğim yer.This is where I want to live for the rest of my life.
Tom gerçekten orada yaşamak istemiyor, değil mi?Tom doesn't really want to live there, does he?
Tom yaşamak için uzun zamanı olmadığını biliyor.Tom knows he doesn't have long to live.
Sevmek iki kez yaşamaktır.To love is to live twice.
Yaşamak hissetmektir.To live is to feel.
Tom'un artık neden Boston'da yaşamadığını biliyor musun?Do you know why Tom doesn't live in Boston anymore?
Leyla iyi bir hayat yaşamak istedi.Layla wanted to live a good life.
Neden Boston'da yaşamak istemiyorsun?Why don't you want to live in Boston?
Tom bana Boston'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom told me he didn't want to live in Boston.
Burada bizimle birlikte yaşamak ister misin?Would you like to live here with us?
Endonezya'da ömür boyu hapis cezası ölene kadar bir cehennemi yaşamak demektir.A life sentence in Indonesia means a living hell until you die.
Tom'un nerede yaşamak istediğini düşünüyorsun?Where do you think Tom wants to live?
Burada yaşamaktan hâlâ mutlu musun?Are you still happy living here?
Burada yaşamaktan ne kadar nefret ettiğimi biliyorsun.You know how much I hate living here.
Leyla, Sami ile bir masal hayatı yaşamak istiyordu.Layla wanted to live a fairy tale life with Sami.
Hava kirliliğinden kurtulmanın tek yolu hiçliğin ortasında yaşamaktır.The only way to escape air pollution is to live in the middle of nowhere.
Hava kirliliğinden kurtulmanın tek yolu ıssız bir yerde yaşamaktır.The only way to escape air pollution is to live in the middle of nowhere.
Tom nerede yaşamayı planlıyor?Where does Tom plan to live?
Tom nerede yaşamak istiyor?Where does Tom want to live?
Sami hiç böyle bir şey yaşamamıştı.Sami never experienced anything like this.
Tom'un artık Boston'da yaşamadığını fark etmedim.I didn't realize that Tom didn't live in Boston anymore.
Sami okulda herhangi bir sıkıntı yaşamadı.Sami didn't get into any trouble at school.
Tom bizimle yaşamaya gelmeyecek.Tom isn't going to come live with us.
Tom bizimle yaşamaya gelecek.Tom is going to come live with us.
Sami, Leyla ile yaşamaya gitti.Sami went to live with Layla.
Tom bunu yaşamak için yapıyor.Tom does this for a living.
Hiç Karayipler'de yaşamak istedin mi?Have you ever wanted to live in the Caribbean?
Hiç bir adada yaşamak istedin mi?Have you ever wanted to live on an island?
Bir plaja yakın yaşamak isterim.I'd like to live near a beach.
Bir kıyıya yakın yaşamak isterim.I'd like to live near a beach.
Tom yurt dışında yaşamadı.Tom hasn't lived abroad.
Yaşamak, şarkı söylemek ve sevmek anlamına gelir.Living means singing and loving.
Yaşamak, şarkı söylemek ve sevmek demektir.Living means singing and loving.
Sonsuza dek yaşamaya çalışmayın. Başaramazsınız.Do not try to live forever. You will not succeed.
Yaşamlarımızı büyük sevgiden ve derin kederden daha yoğun bir şekilde yaşamayız.We never experience our lives more intensely than in great love and deep sorrow.
Onun kahkahası yaşamanın keyfinin otantik bir ifadesi.Her laughter is an authentic expression of the joy of living.
Birinin ilkeleri için savaşmak onlara göre yaşamaktan daha kolaydır.It is easier to fight for one's principles than to live according to them.
Orada bir su perisi yaşamaktadır.A nymph lives there.
Tom bir gün Boston'da yaşamayı hayal ediyordu.Tom hoped to live in Boston one day.
Tom kimseyle problem yaşamadı hiç.Tom has never had a problem with anybody.
Tom ağaçlara tırmanmada sorun yaşamadı.Tom has no trouble climbing trees.
Boston ziyaret etmek için güzel bir yer ama ben orada yaşamak istemem.Boston is a nice place to visit, but I wouldn't want to live there.
Artık Boston'da yaşamak istemiyordum, bu yüzden Chicago'ya taşındım.I didn't want to live in Boston anymore, so I moved to Chicago.
Birkaç yıl boyunca Boston'da yaşamamız gerekebilir.We may need to live in Boston for a few years.
Tom artık Boston'da yaşamamadığını söyledi.Tom said he didn't live in Boston anymore.
Üç yıldan fazla bir süre Boston'da yaşamak zorunda olmadığına sevindim.Why doesn't Tom need to do that?
Tom birgün Boston'da yaşamayı umuyor.Tom hopes to live in Boston someday.
Tom yalnız yaşamak için yeterince yaşlı değil.Tom's not old enough to live alone.
Bir gün Boston'da yaşamayı umuyorum.I hope to live in Boston someday.
Tom bir gün orada yaşamayı umuyor.Tom hopes to live there someday.