Ailemle Boston'da yaşamak istedim.I wanted to live in Boston with my family.
Burada tek başıma yaşamaktan bıktım.I'm getting tired of living here by myself.
En sonunda Boston'da burada yaşamaya alıştım.I've finally gotten used to living here in Boston.
Öyle bir evde yaşamak hoş olmaz mı?Wouldn't it be nice to live in a house like that?
Boston'da hiç yaşamak istemedim.I never wanted to live in Boston.
Bu, Tom'un yaşamak istediğini söylediği yer.This is where Tom says he wants to live.
Tom birlikte yaşamak için en kolay kişi değildir.Tom isn't the easiest person to live with.
Fadıl, Rami'nin orada yaşamasına izin verdi.Fadil allowed Rami to live there.
Fadıl uzun süre yaşamadı.Fadil didn't live for long.
Mısır'da yaşama fikri Fadıl için heyecan vericiydi.The idea of living in Egypt was exciting for Fadil.
Fadıl o türde hayat yaşamak istiyordu.Fadil wanted to experience that type of life.
Leyla'dan ayrıl ve benimle yaşamaya gel.Leave Layla and come to live with me.
Bunu yakında herhangi bir sorun yaşamadan yapabileceksin.You'll soon be able to do that without any trouble.
Tom kampüse yakın yaşamak için bir yer bulmak istiyor.Tom wants to find a place to live close to the campus.
Gerçekten sonsuza kadar yaşamak ister misin?Would you really want to live forever?
Tom çalıştığı yere yakın yaşamak istiyordu.Tom wanted to live close to where he worked.
Sami okuduğu yere yakın yaşamak istedi.Sami wanted to live close to where he studied.
Burası Tom'un yaşamak istediğini söylediği yerdir.This is where Tom said he wanted to live.
Anne ve baban zengin olmadıkça, yaşamak için çalışmak zorundasın.You have to work for a living, unless your parents are rich.
Antarktika'da neredeyse hiç kimse yaşamaz.Almost nobody lives in Antarctica.
Çöller yaşamak için uygun olmayan yerlerdir.Deserts are unpleasant places to live.
Antarktika yaşamak için uygun olmayan bir yerdir.Antarctica is an unpleasant place to live.
Burada Boston'da hiç yaşamamış tek kişi benim.I'm the only one here who has never lived in Boston.
Fransızca konuşulan bir ülkede hiç yaşamadım.I've never lived in a French-speaking country.
Boston'dan başka hiç bir yerde yaşamadım.I've never lived anywhere other than Boston.
Boston'da hiç yaşamadın, değil mi?You haven't ever lived in Boston, have you?
Biz gerçekten asla Boston'da yaşamak istemedik.We never really wanted to live in Boston.
Tom, kampüse yakın yaşamak istedi.Tom wanted to live close to the campus.
Ben asla Boston dışında herhangi bir yerde yaşamadım.I've never lived anywhere except Boston.
Gerçekten Boston'da yaşamak istemedim.I never really wanted to live in Boston.
Tom'la hiç problem yaşamadık.We haven't had any problem with Tom.
Sen tek başına yaşamak için çok gençsin.You're too young to live by yourself.
Boston'dan başka hiçbir yerde yaşamadım.I've never lived anywhere but Boston.
Daha önce hiç bu sorunu yaşamamıştım.I had never had that problem before.
Tom okula yakın yaşamak istiyordu.Tom wanted to live close to school.
Burada yaşamak pahalı.It's expensive to live here.
Burada yaşamanın maliyeti çok yüksek.The cost of living here is very high.
Burada yaşamanın maliyeti çok düşük.The cost of living here is very low.
Burada yaşamak ucuz.It's cheap to live here.
Bu şehir çok yüksek bir yaşama maliyetine sahip.This city has a very high cost of living.
Daha düşük bir yaşama maliyeti olan bir yere taşınmayı planlıyorum.I plan on moving somewhere with a lower cost of living.
Tek başıma yaşamak için çok gencim.I'm too young to live by myself.
Boston'da hiç yaşamamıştık.We've never lived in Boston.
Bunu yaparken hiç problem yaşamadım.I had no problem doing that.
Bu araştırmaya göre, çocukları olan insanlar olmayanlardan daha uzun yaşamaktadır.According to this study, people who have children live longer than those who do not.
Rahat bir hayat yaşamak için çok paraya ihtiyacın yok.You don't need a lot of money to live a comfortable life.
Yaşamak için çalışın, çalışmak için yaşamayın.Work to live, don't live to work.
Tom kızlarla tanışırken hiç sorun yaşamadı.Tom never had any trouble meeting girls.
Kirlenmemiş bir yerde yaşamak istiyorum.I want to live somewhere that isn't polluted.
Sıcak bir yerde yaşamak istiyorum.I want to live somewhere warm.
Şerefli ölmektense şerefsiz yaşamak daha iyidir.Better to live dishonored than die proud.
Neyse ki, hiç petrol sızıntısı yaşamadık.Fortunately, we've never had an oil spill.
Tom gerçekten bir çiftlikte yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom really enjoyed living on the farm.
Okulda hiç sorun yaşamadım.I never had any problems at school.
Biz o fırsatı hiç yaşamadık.We never had that opportunity.
Kitapsız bir dünyada yaşamayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine living in a world without books.
Burada yaşamak harika olmalı.It must be wonderful to live here.
Daha önce hiç bu kadar çok kar yaşamamıştık.We've never before had this much snow.
O, Paris'e yakın yaşamaktadır.He lives near Paris.
Burada yaşamak ister misin?Would you like to live here?