Ana içeriğe geç
Sözlük

yasama ile cümle

yasama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Okumak iyi bir hayatın yaşamasında temel bir araçtır.Reading is a basic tool in the living of a good life.
Yerinde olsam onunla yaşamaya gitmem.If I were you, I wouldn't go live with him.
Tren istasyonuna çok yakın yaşamak uygundur.It's convenient to live so close to the train station.
Haftada kırk saat çalışan hiç kimse yoksulluk içinde yaşamamalı.No one who works forty hours a week should live in poverty.
Zehirli yılanlar bizim yerimizde yaşamaz.Venomous snakes don't live in our place.
Hayalim bir köyde huzur içinde yaşamaktır.My dream is to live peacefully in a village.
Hepimiz hayatı sonuna kadar yaşamalıyız.We all need to live life to the fullest.
Erkek kardeşin bu evde yaşamadı mı?Didn't your brother live in this house?
Sonsuza dek yaşamak mümkün değil.It's not possible to live forever.
Ben yaşamak için yerim.I eat to live.
Tom'un ofisini bulmakta hiçbir sorun yaşamadım.I had no trouble finding Tom's office.
Bir mağara adamı gibi yaşamak istediğinden emin misiniz?Are you sure you want to live like a caveman?
Lütfen cehalet içinde yaşamaktan vazgeç.Please stop living in ignorance.
Keşke çok uzakta yaşamasan.I wish you didn't live so far away.
Ben biraz bir çadırda yaşamaya alıştım.I've kind of gotten used to living in a tent.
Belki de burada yaşamaya alışabilirim.I could probably get used to living here.
Ben burada yaşamaya alışabilirim.I could get used to living here.
Gelmek ve burada yaşamak istiyorum.I want to come and live here.
Öyle yaşamak istiyorum.I want to live like that.
Hâlâ burada yaşamama memnunum.I'm glad I'm still living here.
Boston'da yaşamak istemezdim.I wouldn't want to live in Boston.
Boston'da yaşamaktan hoşlanmıyorum.I don't like living in Boston.
Ben Boston'da yaşamak istiyorum.I'd love to live in Boston.
Ben yaşamak için yeni bir yer arıyorum.I'm looking for a new place to live.
Bir gün bir konakta yaşamayı umuyorum.I hope to someday live in a mansion.
Tom'la birlikte yaşamak istemezdim.I wouldn't want to live with Tom.
Burada yaşamak istemezdim.I wouldn't want to live here.
Yaşamam ya da ölmem umurumda değil.I don't care if I live or die.
Bir dağ sırtı eteğinde güzel bir şehirde yaşamak çok hoştur.It's very pleasant to live in a beautiful city at the foot of a mountain ridge.
Tom buradan uzakta yaşamaktadır.Tom lives a long way from here.
Yaşamak bir asker olmaktır.To live is to be a soldier.
O, az gelişmiş bir ülkede yaşamak istemez.He doesn't want to live in a less developed country.
O, az gelişmiş bir ülkede yaşamak istemiyor.He does not want to live in a less developed country.
Yaşamanın maliyeti hızla yükseliyor.The cost of living is soaring.
Darmadağın bir evde yaşamak çok streslidir.Living in a cluttered home is very stressful.
Boston'da yaşamayı özleyeceğiz.We'll miss living in Boston.
Ben hayatı uçlarda yaşamayı severim.I love living on the edge.
Tom 2013'den beri Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston since 2013.
Boston'da yaşamadığıma sevindim.I'm sure glad I don't live in Boston.
Bizim yaşamak için yemek yememiz gerekir.We need to eat in order to live.
Tom eski itfaiyenin hemen yanında yaşamaktadır.Tom lives right by the old fire station.
Tom eski tren istasyonuna yakın yaşamaktadır.Tom lives close to the old railway station.
Bir cüceler ailesi bu ağacın altında küçük bir evde yaşamaktadır.A family of gnomes lives in a small house under this tree.
O, lüks bir hayat yaşamaya yetecek kadar para kazanır.He makes enough money to live a luxurious life.
O, lüks bir hayat yaşamak için yeterli para kazanır.He makes enough money to live a luxurious life.
Tom muhtemelen kızının evlendiğini görecek kadar uzun yaşamayacak.Tom probably won't live long enough to see his daughter get married.
Tom muhtemelen kızının evlendiğini görmek için yeterince uzun yaşamayacak.Tom probably won't live long enough to see his daughter get married.
Tom uzun yaşamayacak.Tom won't live long.
Biz hiç sorun yaşamadık.We had no problems at all.
Ebedi yaşama inanıyor musun?Do you believe in eternal life?
Bir şehir merkezinde değil, bir yerleşim alanında yaşamayı tercih ederim.I would prefer to live in a residential area, not downtown.
Tom ormanda küçük bir kulübede yaşamaktadır.Tom lives alone in a small cabin in the woods.
Tom Mary'nin nerede yaşamak istediğini biliyordu.Tom knew where Mary wanted to live.
Biz sadece barış içinde yaşamak istiyoruz.We just want to live in peace.
Biz hiçbir sorun yaşamadık.We've had no problems whatsoever.
Bu seni sevmediğim anlamına gelmiyor, ben sadece seninle yaşamak istemiyorum.It's not that I don't love you, I just don't want to live with you.
Biz beklentilere göre yaşamadık.We haven't lived up to expectations.
Artık Boston'da yaşamadığını bilmiyordum.I didn't know you didn't live in Boston anymore.
Bu tür problemleri henüz yaşamadık.We haven't had those kinds of problems yet.
Onlarla hiç herhangi bir sorun yaşamadık.We haven't had any problems with them at all.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod