Yasal siyasi muhalifleri hapse gönderdi.Kauza dostala politiky do vězení.
Ayrıca yeni yasalar yürürlüğe koymuşlardır.Postaví se za ně nový zákon.
Yaygın diller Papiamento, İngilizce, İspanyolca dilleri olsa da, yasal dil Felemenkçedir.Ačkoliv se zde běžně hovoří papiamentsky, anglicky a španělsky, je úředním jazykem nizozemština.
Fransa'da eşcinsel evliliklerin yasallaşmasını desteklemiştir.V té době již Francie legalizovala stejnopohlavní manželství.
2005 - İspanya'da eşcinsel evlilik yasallaştı.2009 – Ve Švédsku byly legalizovány sňatky stejného pohlaví.
Yasa aynı zamanda hükümetin eşcinsel evlilikleri yasallaştırmasını da emretti.Zároveň také vyzvali vládu, aby přijala příslušnou legislativu, která církevní stejnopohlavní manželství uzná.
2015 yılına kadar Orta Asya'daki tek yasal İslamcı partiydi.K roku 2015 se jedná o jedinou profesionální filharmonii v Jihočeském kraji.
O, işte bütün bu temel koşullara, "yasaların ruhu" adını vermiştir.Pro něj tímto základním dokumentem byl Elohista, v pozdějších teoriích nazývaný „Kněžský kodex“.
Yeni Zelanda'da eşcinsel evliliği 17 Nisan 2013 tarihinden itibaren yasaldır.Manželství osob stejného pohlaví je na Novém Zélandě legální a účinné od 19. srpna 2013.
İtalya Anayasa Mahkemesi yasaların anayasaya uygunluğunu ve anayasanın korunmasını denetler.Úkolem Ústavního soudu České republiky je dbát na ochranu ústavnosti.
Bu sınırlar da sadece yasalarla belirlenebilir.Omezena může být jen v případech stanovených zákonem.
Ülkeye, bölgeye göre seks işçilerinin yasal statüleri değişebilir.Stát oficiálně uznává právo na změnu pohlaví.
Birincisi, negatif özgürlük bir tür özgürlük alanı (yasaların yokluğunu) tanımlar.Pojetí svobody je vymezeno vztahem „svoboda od“ (něčeho).
Bu anlaşmalar taraflar arasındaki yasal zemini oluşturdu.Smlouva ustanovila základní pravidla mezi obchodujícími stranami.
Evrende kozmik yasalar işlemektedir.Vřesovcotvaré jsou kosmopolitní řád.
Fakat esrar federal yasalarca yasaklanmış bir maddedir. .Ilegální participace je zákonem zakázané chování.
Bazı ülkelerde fillerin hatıra amaçlı avlanması yasaldır.Některé africké státy dovolují na svém území lov slonů za peníze.
Bu devrin önemli yasaları hala Senato tarafından çıkarılıyordu.Tento politik však ještě čeká na své potvrzení Senátem.
Örneğin, bir yerde yasal olan bazı siyasi finansman uygulamaları başka bir yerde yasa dışı olabilir.De exemplu, unele practici de finanțare politică pot fi legale într-un loc și ilegale în alt loc.
Birtakım yasal işlemin ardından grup, adını The Jacksons olarak değiştirdi.Ca rezultat al unor proceduri legale, grupul a preluat numele The Jacksons.
Danimarka'da eşcinsel evlilik 15 Haziran 2012 tarihinde yasal oldu.Căsătoria între persoane de același sex este legală în Danemarca din 15 iunie 2012.
Seçim yasaları Aralık 1905'te onaylanarak yasalaşır.Legile electorale au fot promulgate în decembrie 1905.
Bu anayasayla savunma, ticaret ve yasal konularda federal sorumluluk da düzenlenmişti.Prin ea s-au stabilit responsabilitățile federale pentru apărare, comerț, și în chestiuni legale.
Parti 1 Mart 2011'de yasal statüsünü kazanmıştır.La 1 martie 2011 partidul său a fost legalizat.
Eşcinsel evliliğe ilişkin yasalar sadece metropol Danimarka'yı ve ne Grönland ne de Faroe Adaları'nı etkiler.Legislația acoperă doar Danemarca propriu-zisă, nu și Groenlanda sau Insulele Feroe.
Yahudilerin kendi yasal sistemleri ve sosyal hizmetleri bulunmaktaydı.Comunitatea evreiască și-a stabilit propriul sistem de asistență socială.
1930'da dönüşüm sürecini tamamladı, yasal adını Lili Ilse Elvenes olarak değiştirdi ve resim yapmayı bıraktı.Și-a schimbat legal numele în Lili Ilse Elvenes și a încetat să mai picteze.
Bu bildirinin yasal temelleri, 1931 yılında kabul edilen Westminster Yasası'yla sağlandı.Aceste relații au devenit oficiale odată cu adoptarea Statutului de la Westminster din 1931.
Okyanusya, diğer tüm kıtalar gibi eşcinsellikle ilgili yasalar konusunda ülkelerine göre çeşitlilik gösterir.Oceania, asemenea altor regiuni, are o legislație diversificată în ceea ce privește homosexualitatea.
Charles yasası, gaz yasalarından biridir.Legea lui Avogadro este una din legile gazelor.
Müslüman bir kızın hristiyan bir erkekle evlenmesi ne toplumsal ,ne de yasal olarak mümkündür.Musulmanele nu au voie să se căsătorească cu un creștin sau evreu.
Buna rağmen Yahudilerin yasal konumu muğlak olarak devam etmiştir.Cu toate acestea, comunitatea evreiască din Gura Humorului a continuat să prospere.
Sadr, İran'da kadınların yasal hakları konusunda uzman bir kişidir.Shada este una din marile avocate din Yemen, pentru drepturile femeii.
Kendisinin efendisi olmalı, kendi yasalarını kendisi koymalıdır.Vom asculta de legile lui, pentru că ele sunt legile noastre.
Dokuz üyeli Anayasa Mahkemesi, yasaların anayasaya uygunluğunu gözetir.Un Tribunal Constituțional format din nouă membri verifică constituționalitatea legislației.
26 kantonun her birinin kendi yasaları, parlamentoları, hükümetleri ve mahkemeleri vardır.Fiecare canton are propria constituție, propriul parlament, guvern și instanțe judecătorești.
Karşı istihbarat soruşturmaları, yasal yetkiler çerçevesinde FBI ile yakın işbirliği içinde yürütülmektedir.Departamentul de Justiție a realizat o ancheta complexă prin intermediul FBI.
Porto Riko'daki başkıca 3 siyasi partiden biridir ve ikinci en eski yasal partidir.PIP este unul dintre cele trei partide importante din Puerto Rico și al doilea partid ca vechime din țară.
Bütün yurttaşlar bizzat veya temsilcileri aracılığıyla yasaların oluşturulmasına katılma hakkına sahiptir.Toți cetățenii au dreptul de a participa personal sau prin reprezentanții lor la formarea sa.
Sorun yasal olarak Utrecht Barışı ile çözüme kavuşmuştu.Inițial, el a încercat să soluționeze litigiul pe cale pașnică.
Türkiye'nin anayasası, ülkenin yasal sistemini ortaya koyar.Constituția Finlandei definește sistemul politic.
Ancak günümüzde yapılan yasal düzenlemelerle bu durum düzeltilmeye çalışılmaktadır.Prevederile legale în cauză sunt însă astăzi abrogate.
O benim yasal eşim.E prietena mea, desigur.
Türkiye'nin Avrupa standartlarıyla uyumlu olan terör yasalarını yerine getirmesi gerekmektedir.Asigurarea autonomiei autorităților publice locale în conformitatea cu standardele europene.
Yasalar, Alman ve Yahudi insanlarını sınıflandırdı.Ea poate desemna poporul german ca și poporul evreu.
Ama dürüstlükle söylemeliyiz, elbette hiçbir yasal sorumluluk kabul etmiyoruz.Îmi iau răspunderea în mod formal și spun că nu există lege...
Bir halk oylamasıyla, İzlanda, 17 Haziran 1944'te yasal olarak bağımsız bir ülke oldu.Islanda a devenit oficial o republică independentă pe 17 iunie 1944, în urma unui plebiscit.
Söz konusu tarikatların hepsi sadece ülke yasalarına aykırı işlere yol vermedikleri halde çalışabilir.În timp ce ambele pot legifera, statele membre nu pot legifera decât în măsura în care UE nu a făcut-o.
2001 - Hollanda, eşcinsel evliliği yasallaştıran dünyanın ilk ülkesi oldu.2001 - Olanda devine prima țară din lume care legalizează căsătoriile dintre persoanele de același sex.
Tarihsel olarak, Fermat ilkesi fiziksel yasaların değişken hesaplarına rehberlik eden bir prensiptir.Jan Vermeer a fost la timpul său un precursor al principiilor compozițiilor configurative.
Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesine boşanma denir.Divorțul reprezintă actul de desfacere a unei căsătorii în mod legal.
Merkezkaç kuvveti yasası ile Kepler yasalarını birlikte ele alarak kütle çekim yasasını ortaya koydu.Pe baza legilor lui Kepler, a dedus legea atracției gravitaționale.
Ayrıca her ajansın kendine özgü yasal kişiliği mevcuttur.Fiecare companie aeriană membră își va păstra, de asemenea, designul regulat.
Fakat Yunan hükümetleri bu dili yasal olarak tanımamışlar ve öğretim kurumlarında yer vermemişlerdir.Totuși legile federale și actele oficiale nu trebuie să fie decretate și în această limbă.
15 üyeli Anayasa Mahkemesi, yasaların anayasaya uygunluğunu denetler.O Curte Constituțională(d) cu 13 membri analizează constituționaliatea legilor.
Bu soruna bir çözüm bulundu, ancak etkinleştirme yasallığı hala tam olarak bilinmiyordu.Această poruncă a fost îndeplinită întocmai, deși lumea nu înțelegea.
Bununla beraber nasyonal sosyalistler 15 Eylül 1935 tarihinde Nürnberg Yasaları'nı çıkarttılar.La 15 septembrie 1935 au fost adoptate primele legi rasiale, cunoscute ca Legile de la Nürnberg.
Yasalara uymak zorundasın.Trebuie să te supui legilor.
Yasalara uymak zorundasın.Trebuie să te conformezi legilor.
Eş cinsel evliliği yasal olmalıdır.Căsătoria gay ar trebui să fie legală.